Tanrım ben delirdim galiba! en son ne olmuştu, ben neden bebeğim, Ah evet, evet bu kesinlikle bir rüya olmalı başka açıklaması olamaz dimi? İmkansız bir şey bu, kesinlikle bir rüyadayım. Gözümü kapatıp olayları düşünmeye başladım. En son işe gitmiştim ve siktiğimin patronu beni kovmuştu aman ne güzel! Sonra ne olmuştu, ah doğru eve gitmek için yürüyordum ve yaşlı bir kadına yardım etmiştim ardından araba bana doğru geliyordu. Gözlerimi aniden aklıma gelen şey ile açtım. BİR DAKİKA BİR DAKİKA BEN ÖLDÜM MÜ YOKSA! Öldüysem bile neden bebek oldum ki? Olayın geri kalanını hatırlamak için gözlerimi tekrar kapatıp odaklandım. Tekerlikli sandalyede diye yardım ettiğim o bunak ayaklanıp yanıma gelmişti bana bir şey demişti ama hatırlamıyorum acaba ne demişti? Hem o yaşlı kadın nasıl ayaklanıp yanıma gelmişti ve yüzün de neden gülümseme vardı, sonuçta birisine araba çarpmıştı dimi? Bebek formunda olan vücudum daha fazla yorgunluğa dayanamamış olacak ki gözlerimi kapattım ve bütün bu olanların rüya olmasını diledim çünkü bu çok saçmaydı dimi? ************ Gözlerimi açmadan önce hiç olmadığım kadar rahat bir yerde olduğumu hissettim sıcak ama sertti, bir yatak gibi değildi ama nasıl desem çok rahattı daha önce hiç böyle yerde uyumamıştım, gözlerimi yavaş yavaş açtım........bir kadının kucağında? BİR KADININ KUCAĞINDA MI! Ne yani yaşadığım bu şeyler gerçek mi? Bu nasıl olabilir aklım almıyor. Ben gerçekten ölüp bir bebeğe mi dönüştüm, o zaman reankarnasyon mu geçirdim? Olamaz, olamaz, olamaz bunu kesinlikle kabul etmiyorum..... Etrafa bakınmaya çalıştım herşey çok büyüktü ve garip bir yerdi bir saraya benziyordu demek ki baya zengindiler. Gözlerimi beni tutan kadına doğru çevirdim ve dikkatle incelemeye başladım, o çok güzeldi tıpkı bir periye benziyordu. İnce, küçük ve yumuşak bir yüz hattı vardı, altın sarısı saçları ve masmavi gözleri vardı. Kimdi acaba? annem miydi? Kadına daha dikkatli odaklandığım da bunu komik bulmuş olacak ki gülümseyip yanağımı acıtmadan sıktı. Abartmıyorum belki hayatımda duyduğum en naif sesle konuşmaya başladı. "Güzel bebeğim benim, annene neden bu kadar dikkatli bakıyorsun, anneni çok mu sevdin?" Hala şaşkın şaşkın bakmaya devam ettim. Bütün bunlar çok garipti. Bir gün önce 24 yaşında bir kadınken şimdi bir bebek bedenindeyim....... Koma evet belki komadaydım ve tüm bunlar geçicekti. Annem olan kadına hala dikkatli bir şekilde bakarken kapı gürültüye açıldı buna karşı yerimden sıçrayıp istemsizce ağlamaya başlamıştım. Galiba ne kadar zihinsel olarak yetişkin olsam da içgüdüm bir bebekle aynı yoksa neden ağlayım.Tanrım bu utanç vericiydi ağlamamı durdurmaya çalıştım ama durmuyordu istemsizce ağzımdan inlemeler çıkıyordu! "Hale,Halios ve Helios siz üçünüz kardeşinizi korkuttunuz kaç kere söyledim size odaya sessizce girin diye." Kadın üç çocuğu da sesinde ki bariz bir azarlayıcı ses tonuyla kızmıştı. Bu isimler bana çok tanıdık geldi. Yunan kökenli isimlerdi, nerden hatırlıyorum diyordum bende. Kitabım için araştırmıştım, kitabımda da bu isimler geçiyordu ama bu sadece bir tesadüftür dimi.... hemde büyük bir tesadüf? Üç erkek çocuğuna dikkatlice baktım en büyükleri 6 yaşında gibi duruyordu diğer ikisi bariz bir şekilde ikizdi onlarda 4 yaşında gibi duruyordu. "Anne gerçekten durdurmaya çalıştım ama bu ikisi çok yaramaz. Bunları neden doğurdun ki" İkiz olanlar abilerinin isyanına karşılık olarak kolların birbirlerine bağlayıp dil çıkarmışlardı. Abileri de buna karşı gözlerini devirerek kollarını birbirine bağlamıştı. Bu hareketleri o kadar tatlı gelmişti ki istemsizce gülümsemiştim. Ağzımdan tam gülme sesi çıkmamıştı sadece ufak bir kırkırdama çıkmıştı. Kırkırdamamı duyan çocuklar heyecanla yanıma gelip bakmaya başladılar. İkizlerden birisi"Anne bu ne zaman yürüyecek ve bizle oyun oynayacak?" diye merakla sordu. Kadın oğlunun bu sevimli haline güldü."Daha var yürümesine, daha çok küçük dediğimiz şeyleri bile anlamıyor yani Halios biraz daha beklemen lazım tamam mı" Kadın bütün çocuklarına sevgi doluydu bu çok belliydi, hep naif konuşuyordu. Babam olan adam gibi değildi... Onları anlamıyorum zannediyorlardı ama her şeyi anlıyordum, buna karşılık olarak dilimin döndüğü kadar söylenmeye başladım ama sadece bebek mırıldamaları çıkıyordu. Büyük kardeş çıkardığım sesleri garip bulmuş olacak ki gözlerini benden ayırmayıp annesine şüpheli bir ses tonuyla " Bu şey bizi anladı sanırım." Annesi cümleyi duyduğu an kıkırdadı " Hayır oğlum bu imkansız ama duygularımızı anlayabilir. Güldüğüne ve bizle konuşmaya çalıştığına göre demek ki bizi sevdi ve o senin kardeşin Hale yani "bu şey" değil" Kadının cümlesi biter biter bitmez kapı tekrar açıldı ve içeriye Yunan Tanrısı gibi birisi girdi. Abartmıyorum tam anlamıyla Yunan Tanrısı!Adam yüzünde ki gülümseme ve aynı zaman da merakla "Benim güzeller güzeli karım neye bu kadar güldü? Ben seni bu kadar güldüremiyorum "dedi sonuna doğru yalandan bir üzüntüyle. Kadın bu cümleyi işittiğin de adama daha çok sevgi dolu bakmıştı. "Kızımıza ve oğullarımıza bu kadar güldüm canım" Adam gelip beni kucağına alıp havaya attığında kendimi çok değişik hissetmiştim. Açıkcası korkmamıştım çok güzel hissettiriyordu. Şaşkın şaşkın etrafa bakıyordum. "Aman tanrım! Canım ne yapıyorsun? Bir bebek öyle atılır mı hiç!" Kadın, kocasını azarlayınca adam yavru köpek gibi karısına baktı ve beni atmayı bıraktı. Adamın gözlerine odaklandığım da, göz renginin kırmızı olduğunu gördüm. Doğru gördüm mü diye gözlerimi kırpıştırdım ve evet baya baya kan kırmızısıydı. Korkudan annem olan kadına doğru el kol hareketi yaptım beni bu şeytan kılıklıdan alsın diye, annem ne yaptığımı anlamayınca en son mecbur bir şekilde ağlamaya başladım, bu cidden çok utanç vericiydi! Sonunda anlayıp beni kucağına almıştı, boynumu kadının omuzuna dayayıp arkamı döndüm. Bunu gören adam dudaklarını büzdü üzgün bir sesle. "Hayatım, kızımız beni sevmedi herhalde, neden beni sevmedi ki?....." Üç çocuk babalarının dediğine çaktırmadan bıyık altı gülmeye başladı. En büyük kardeş yani ismi Hale olan babasına nispet yapmaya başladı. " Baba sen gelmeden önce kardeşim bize güldü, seni gerçekten sevmedi galiba nasıl olsa korkutucusun eheheeh" Çocuğun söylediği her bir kelime de adamın omuzları yavaş yavaş çöküyordu, karısı da bu durumdan baya eğleniyordu, hem gülüp hem de kocasına teselli veriyordu. Ne güzel aileydi, birbirlerini seviyorlardı ama dikkatimi çeken garip şeyler vardı. Birincisi ve en tuhafı gözleri neden insan dışı bir renkti tek o da değil çoçukların da gözlerine dikkatli baktığımda onların da gözleri kırmızıydı. Bu çok ürkütücüydü ve en önemlisi neden saray gibi bir yerdeyiz? Etrafıma bakabildiğim kadar bakmaya çalıştım ve heryer altın işleme pırıltılıydı burası kitaplarda ki gibi bir yerdi. Kapı bu sefer tıklandı ve adamın yani namıdiğer babamın ağzından buz gibi bir sesle, tek bir kelime çıktı " GİR" dedi. İçeri Yaşlı bir adam girdi ve ardından sağ elini göğsüne dayayıp saygı ile eğilip bir anda referans yapmaya başladı. *****Referans yapmak: Eskiden imparatorlara referans yapmak, genellikle mutlak otoriteyi, ilahi hakkı veya tarihsel meşruiyeti vurgulamak için kullanılırdı. "Ertadi imparatorluğunun Güneş ve Ayını selamlıyorum ." Sonra üç kardeşe ve bana dönüp" İmparatorluğun Yıldızlarını selamlıyorum." dedi Az önce çocuksu gibi davranan adam bir anda bumbuz olmuştu aurası öyle hızlı bir şekilde değişmişti ki ben bile ürpermiştim. Adam aynı soğuklukta devam etti "Söyle" Yaşlı adam saygıyla devam etti. "Kahvaltınızın hazır olduğunu bildirmek istemiştim." babam buna karşılıklı sadece çıkabilirsin demişti. Yaşlı adam saygıyla başını eğip çıkmıştı.O yaşlı adamın dedikleri beynimi bir virüs gibi yemeye başladı. ERTADİ İMPARATORLUĞU O LANET ADAM ERTADİ İMPARATORLUĞU DEMİŞTİ! Bu, Bu imkansız öyle bir yer yok, TANRIM BU DELİCE, bu nasıl olabilirdi?! Ertadi yeri benim uydurduğum bir kurguydu sadece, Ah aptalım, isimler çok tanıdıktı Hale, Halios ve Helios bunlar kötü karakterin erkek kardeşleriydi. Bu delice böyle bir şey nasıl olabilir. Nasıl kendi yazdığım hikayeye girebilirim. Bu gerçek olamaz ben gerçekten delirdim galiba. HEM NEDEN KÖTÜ KATAKTER BEN OLUYORUM. Ertadi nin tek prensesi olan Vega yani ben, Lumix in Genç imparatoru olan Alcander de saplantılı bir şekilde aşık oluyordum. Fakat Alcander ise Ortions İmparatorluğunun prensesi olan İris den hoşlanıyordu. Kıskançlığına dayanamayan Vega, İris' i öldürmeye çalıştı ve ailesi ile birlikte iki imparatorluk tarafından önce işgal edilip sonra giyotin ile idam ettirmişlerdi. ****Giyotin: mahkûmlarının başını hızlı ve "insani" bir şekilde kesmek için geliştirilen mekanik bir idam aracıdır. Ne yani ben ölecek miydim? Kendi ellerimle mi yazmıştım ölümümü? Kaderimi değiştirebilirim değil mi? Eğer Alcander ve İris le uğraşmazsam her şey yolunda gider. Peki ya ben ne olucağım? geçmiş yaşamım, atıldığım işim, evim, evet orda belki güzel bir yaşantım veya ailem yoktu ama burası çok yabancı geliyor. Ben şimdi ne yapacağım? Belki komadaydım uyanmayı bekleyene kadar bir şey yapmazsam bir şey olmaz dimi? Reenkarnasyon çılgınca ama bu çok ayrı bir seviye böyle bir şey delilik!
Bölüm 3
2.Bölüm - Nerdeyim Ben?
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.