İçeriğe geç

Kitabın İçine Düşüş

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Kitabın İçine Düşüş

Bölüm 2

1.Bölüm - Sekiz Ay, Sekiz Dakika ve Bir Son

Koşuyordum. Akciğerlerim patlayacak gibiydi, ama duramazdım. Sağ Elimde sıkı sıkı tuttuğum dosyaya baktım, her uykusuz gecem, dökülen her bir ter damlam ve koskaca sekiz ayın emeği hepsi bu dosyaydı. Bugün o kapıdan içeri vaktinde giremezsem, sadece işimi değil, tüm hayatımı kaybedecektim. Ödenmemiş faturalar, ayyaş bir baba, tefecilere borç yapmış bir abi, ölmüş bir anne ve onların götünü toplamaya çalışan bir kız, yani ben.. Sokaklar kalabalıktı, bir yandan insanlara çarpmamaya çalışıyordum , bir yandan da saatimi kontrol ediyordum.... Şirketin binasını gördüğümde tekrardan saatime baktım, sekiz dakika, sadece sekiz dakikam kalmıştı. Hızla kapıdan girip turnikelere kartımı okuttum, asansörün kapısı kapanmak üzereyken "Durun lütfen bekleyin!" diye bağırmıştım. Şükürler olsun ki asansörü durdurmuşlardı kendimi hızlıca içeri attım. Asansörü durduran kişiye teşekkür ettim ardından beşinci kata çıkmak için ellerim titreye titreye beşinci kat düğmesine bastım, koştuğum için hızlanan nefesimi, bozulan kıyafetlerimi ve rüzgarın gazabına uğrayan saçlarımı düzelttim. Asansör en üst kata çıkmaya başladıkça insanlar azalmıştı ve en sonunda tek kalmıştım. Sağ elimde duram şaheserime baktım bu sefer başarmıştım, kesin beğenecekti sonuçta o kadar uğraşıp emek vermiştim değil mi? İsmi bile ilgi çekiciydi "Kitabın İçine Düşüş" ismi kadar kitabın konusu da bir o kadar ilgi çekiciydi, evet hissediyorum bu sefer çok iyi şeyler olucak. Asansörün sesiyle kendi kendime düşünmeyi bıraktım, sonunda beşinci kata çıkmıştım. Kalp atışlarım o kadar sesliydi ki dışardan bile duyulabilirdi. Kolumda ki saate baktığım da saat tam 08:57’yi gösteriyordu üç dakika erken bile gelmiştim. Asansörden inip Bay Khondan’ın odasına doğru giderken günlerce hazırlandığım sunumu son bir kez kafamdan tekrar ettim, odasının önünde durdum ve kapıyı üç kez çaldım. Tık, tık tık... İçeriden gelen soğuk “Gir,” komutuyla içeri daldım.Müdürle göz göze geldiğimde yüzüme kondurduğum sahte tebessümle konuşmayı ilk ben başlattım. "Günaydın Bay Khondan" buna karşılık olarak sadece başını sallamıştı ardından elimde sıkı sıkı tuttuğum kitabı görünce "Bitirdin mi?"dedi, hızla cevap verdim "Evet efendim! herşeyi hazır, ayrıntılı özeti ilk sayfada tabi isterseniz bende anlatabi-" Sus dermişçesine havaya kaldırdığı eli ile cümlemi bitirmeden çenemi kapatmak zorunda kalmıştım. Hızlıca kitabımı bay Khonda'nın önüne bıraktım.Kitabın dışını dikkatli bir şekilde inceledikten sonra özet olan kısmı açtı ve göz gezdirmeye başlamıştı. Gerginlikten ellerimi arkamda yumruk yapıp sıkmaya başlamıştım bile, çaktırmamaya çalışarak derin derin nefesler de alıyordum. Acaba beğenecek miydi? Yani kendim yazdım diye demiyorum ama mükemmeldi. Kurgusu olsun draması olsun... Bu işi batırırsam ne yapacağımı bilmiyorum ama başıma ne geleceğini çok iyi biliyorum. Babamın dayağı, abimin başımıza musallat ettiği tefeciler, sayamadığım kadar bizi evden atmasın diye ayaklarına kapanıp yalvardığım, tacizci bir şerefsiz, olan ev sahibi, faturlar ve daha niceleri. Eğer kitabım kabul edilirse ve tutarsa ben özgür olacaktım tek çarem bu. Gelen parayla abimin borcunu ödeyip geri kalan parayla da başka yere taşınabilirim, tek başıma, sadece ben... Düşüncelerim kitabın kapağının hızlı bir şekilde kapanması ile son buldu, gözlerimi merakla bay Khondan'a diktim."Sen bu rezil şey için mi bizi 8 ay beklettin! İnanmıyorum 8 ay bir şey yapmadan sana maaş ödedim? Kovuldun, çık dışarı tazminatını muhasebe bölümü ile görüşüş, hesabına yatırırlar gerçi hakettiğin de pek söylenemez." Bay Khondan'nın dedikleri beynime mermi gibi girmişti, istemden titremeye başlamışım, yer sanki ayaklarımın altından kayıp gidiyordu. Gözlerimi açabildiğim kadar açtım, sesimde ki bariz çaresizlikte yapabildiğim tek şeyi yaptım, yalvarmak. "Ne?! Ama efendim bu-"Daha lafımı bitirmeden Bay khondan lafımı kesti. "Koskoca 8 ay da böyle rezalet bir şeyi nasıl çıkartıp önüme koyabilirsin!?"  "Ben, ben özür dilerim en kısa zamanda düzelteceğim. Lütfen buna çok ihtiyacım var, yalvarırım."  Bay Khondan gözlüğünü çıkartıp sağ eli ile burun kemerini sıkmaya başladı. "Sen hala neden. buradasın?"  "Ben düzeltebilirim! Gerçek-"  "SANA DEFOL DEDİM!"  Ani bağrışı ile yerimden sıçramıştım, masasına gidip kitabımı aldım ardından kafa sallayarak odasından çıktım, daha doğrusu kovuldum... Dünya başıma yıkıldı. Sekiz aylık emeğim, saniyeler içinde masanın üzerine fırlatılan bir kağıt parçasına dönmüştü. Dışarı çıktığımda herkesin fısıltılarını duyabiliyordum. Elimde şirkette ki eşyalarım vardı. İster istemez herkes bana bakıyordu. Kendi aralarında dedikodumu yapmak için fısıldaşıyorlardı. Aptallar sanki görmüyorum,duymuyordum. Şirketten çıkana kadar başım ve omuzlarımı dik tutmaya çalıştım. Çıktığım da ise ne dik tuttuğum omuzum ne de başım kalmıştı. Şirketten dışarı çıktığımda ne yapacağımı düşünmeye başladım, acaba başka bir kitap evine mi verseydim? Telefonuma peş peşe gelen mesajları gördüğümde sinirden ağlamaya başladım. Aman ne güzel ev sahibi kirasını istiyordu o da yetmezmiş gibi babam olucak adam eve gelirken içki almamı istiyordu. Bütün hayallerimin hepsi teker teker yok oldu. Yeni bir anlaşmalı şirket nasıl bulacaktım? Tanrım ne olur yardım et, yalvarıyorum yüce tanrım ne olur yardım et!. Kızarmış, şişmiş gözlerim ve derin iç çekişlerim ile yolda yürümeye devam ettim. Yaya yolun da beklerken yaşlı bir kadının tekerlikli sandalye de olduğunu gördüm. Kimse yardım etmiyordu çaresizce bir sağ bir sola bakıyordu, yardım istemek için iki üç kişiye seslenmişti lakin onlar tarafından duyulmamazlıktan gelindi, tıpkı benim gibi... Kadının yanına doğru gittim beni görmemişti korkmasın diye ilk başta nazikçe seslendim. "Hanımefendi" Kadın başını kaldırıp ışıltılı gözlerle bana baktı, bende devam ettim. " İsterseniz yardımcı olabilirim" Kadın gülümsedi o minnet dolu sesi ile "Teşekkür ederim güzel kızım, çok isterim, ama sende elinde ki koliyi bana ver kucağıma koyayım, yoksa beni itemezsin" dedi. Kadının sesi o kadar huzurluydu ki bir anda tebessüm ettim, sanki az önce hayatı kayan ben değilmişim gibi.... Yeşil ışığı beklerken, Kadın kutunun en üstünde duran yazdığım kitaba baktı ve eline aldı. " Ne güzel bir kitap, ismide ilginç" sonra dikkatle özet kısmını okumaya başladı. "Ah isminin hakkını veriyor, güzel bir kitap" Sesim içime kaçmış gibi " Teşekkür ederim......" duraklamadan sonra devam ettim "O kitabı ben yazdım ve kovuldum". "O uyuşuk götler hiçbir şeyden anlamıyorlar.” Kadının bu ani çıkışını beklemediğim için bir anda kahkaha attım. Haklıydı. Kimse yaptığım işi anlamıyordu, ama önemli değildi; ben biliyordum değerini. Yeşil ışık yandığında karşıdan karşıya geçmeye başladık,tek elimle tekerlikli sandalyeyi iterken diğer elimle de kitabta ki en sevdiğim sayfayı bulmaya çalışıyordum. Tam o sırada kulakları sağır eden bir korna sesi geldi. Dev bir kamyon üzerimize doğru geliyordu. Hiç düşünmedim daha doğrusu düşünemedim tüm gücümle kadını karşı kaldırıma doğru ittim. Kalbim ağzımdan çıkacak gibiydi, ama o an doğru olanı yaptım gibi hissettim. Kitabımı da sıkıca tuttum; her şey kaosa dönmüştü. Tekrardan bir yalvarma, lütfen Tanrım...... Sert bir çarpışma. Havada süzülen kağıtlar. Kendi yazdığım satırların kanımla ıslanışını izledim. Yerde yatarken her şey boğuktu. Başımda hissettiğim sıcaklık… acı mı yoksa bilinç kaybı mıydı? Ölüyor muydum? Kafamı çevirmeye çalıştığımda o elleri hissettim. Yaşlı kadın… Az önce sandalyede olan kadın, şimdi dimdik ayaktaydı. Elinde kitabım bana gülümsüyordu Eğildi, kitabımı göğsüme koydu, kalan son gücümle konuşmaya çalıştım. "Sen nasıl? Kimsin!? Sen yürüyebiliyorsun" Kendim de değildim sesim beklediğimden de güçsüz, cılız çıkmıştı. Gözlerim kapanmak üzeriyken anlımdan öpüldüğümü hissettim ve en son duyduğum o cümle."Sana bu iyiliğini güzel bir şekilde vereceğim merak etme." Bu da ne demek?........ Karanlık tamamen yutmuştu beni. ........ Gözlerimi açtığımda ilk karşılaştığım şey, tepemde dönen renkli peluş oyuncaklardı. Bilincim yerindeydi, ama vücudum… sanki bana ait değildi. Kafamı yana çevirmek istedim ama boynum bir jöle gibi devrildi. Elimi yüzüme götürmeye çalıştım. Görüş alanıma giren tek şey, boğum boğum, minicik, pembe bir et parçasıydı. Derin bir sesizlik ve şok dan sonra kendime geldim. NE , NE OLMUŞTU NE OLMUŞTU! “BU NE?!” diye çığlık atmak istedim. Ama dışarıya çıkan ses sadece tiz bir bebek ağlamasıydı: “Vaaaa! Vaaaa!”Dehşet içinde bacaklarımı salladım; onlarda da kontrolüm yoktu. Tombul ve kısalardı. Bir beşikteydim. Kafamı çevirmeye çalıştım. Ben neden bir BEŞİKTEYİM?!! Pardon, pardon. Asıl soru ben neden bir BEBEĞİM?!!! HA SİKTİR HA SİKTİR, YÜCE TANRIM BURDA NE BOKLAR DÖNÜYOR! Odada gözümle süzdüğüm her şey yabancıydı. Duvarlar, perdeler, küçük oyuncaklar… Hepsi bana tuhaf ve korkutucu geliyordu.“Hayır, hayır, hayır! Bu bir şaka olmalı!” Zihnim çığlık çığlıktı ama bedenim sadece debeleniyordu. Araba çarpmıştı doğru ya! Beynim mi hasar gördü? Şu an bir komada mıydım? İmkansız! Evet, evet kesinlikle tek açıklaması bu ben, ben kesin komadayım.!AAAH KAFAYI YEDİM BEN HERHALDE!! BURDA NELER OLUYOR. BEN NEDEN BİR BEBEĞİM! ••••••••••••••••• Bir daha ki bölüm de görüşürüz, umarım zevk almışsınızdır...🫶🏻🥹

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.