Minho'dan
Zil çalınca hemen odama çıktım, hem matematik öğretmeni hemde müdür yardımcısı olduğum için kendime ait bir odam vardı ama ben genelde öğretmenler odasında takılmayı tercih ediyorum, odama girer girmez kafama bir şey dang etti, biz jisungla ruh eşiyiz, nasıl yani? Ben jisung'la ruh eşimiyin HEEEYYYTTTT BEEEEEE, ULAN MİNHO NE ŞANSLI ADAMSIN LANNN, OLUM Bİ SİNCABIM OLACAAAAAAK. Bi dakika ruh eşleri birbirlerinden uzun süre ayrı kalamaz bu yüzden ruh eşleri nadir olur, ayrıca 200 yıldır ruh eşi yok. Kapı tıklatma sesi duyunca hemen üstümü başımı düzenleyip yerime oturdum.
M: gel jisung.
Elbette gelen jisung'tu onu yanıma çağırmıştım.
J:ş-şey beni çağırmıştınız.
M: hala sızlıyormu?
J: şey....biraz....
M: nasıl ağrıdığını hissediyorum, yanıma gel ji.
J: tamam.
Onu yanıma çağırmıştım çünkü hissettiği şey sadece bir sızlama değil, canı daha fazla yanıyor, bunu hissediyorum, buda ruh eşi olduğumuzun başka bir kanıtı, neyse, acı(mız)sının dinmesi için onu kendime daha fazla yaklaştırmaya çalışıyorum ama lanet olsun ki ikimizinde ihtiyaç duyduğu tek şey, fermon. Jisung önümde durduğunda konuştum.
M: lafı uzatmayacağım, ruh eşiyiz ji ve boynundaki acıyı hissediyorum, acının geçmesi için ihtiyacımız olan tek şey, fermon.
J: nasıl yani, Fermon mu, bi dakika biz ruh eşimiyiz, bu ne demek oluyor?
M: bilmiyorum ama evet ruh eşiyiz ve ikimizinde fermon salgılaması gerekiyor.
Bunu dediğim gibi deniz kokulu fermonumu salgılamıştım, acı biraz dinmişti ama onunda fermon salgılaması gerekiyordu.
M: seninde fermon salgılaman gerekiyor jisung.
J: a-ama ben bilmiyorum, yani nasıl oluyor aklıma almıyor, yalan mı söylüyorsunuz yoksa.... ben cidden ne yapacağımı bilmiyorum...
Oturduğum yerden kalktım, boyu omzumun biraz altındaydı bu yüzden ona doğru eğildim.
M: endişelenmene gerek yok miniğim, ruh eşiyiz, bu yüzden rahat ol.
J: peki, size güveniyorum bay lee....
Deniz kokusunun yanında süt kokusunu hissedince tüm ağrımız geçmişti, bu yüzden jisung çok rahatlamış gözüküyordu, derin bir nefes aldı ve gözlerini kapattı, bana sarılmak istiyordu ama yapamıyordu bu yüzden kollarımı iki yana açarak beline sardım, bunu yapmamı bekliyordu bu yüzden bana ayak uydurarak kollarını boynuma dolayıp yüzünü boynuma gömerek derin bir nefes almıştı. Bende saçlarını öpüyor, süt kokusunu içime çekiyordum. Zil çalalı çok olmuştu ama ikimizde umursamıyorduk fakat jisung'un çalışması gerekiyordu son senesiydi ve sınava 6 ay kalmıştı. Bu yüzden onu şimdilik bırakıcaktım ama okul çıkışı bu konuyu konuşmamız gerekiyor çünkü ruh eşleri birbirlerinden uzun süre ayrı kalamaz, kalırsa sonuç iyi olmaz, galiba ona benim evimde kalmasını teklif etmeliyim ama daha çok erken bu yüzden bu fikir biraz beklicek. Ve şu an jis'in derse gitmesi gerekiyor.
M: ji, artık sınıfa gitmen gerekiyor. Beni duyuyor musun ji?
Ne kadar seslensemde ses vermiyordu, endişelendiğim için kafamı eğerek yüzüne baktım, gözleri kapalıydı, büyük ihtimalle uyuyordu ve çok tatlı gözüküyor, şimdi seni öpmeden nasıl durabilirim bay tatlı hazretleri. Ama onu uyandırmam gerekiyor.
M: uyan jisung, sınıfa gitmen gerekiyor.
J: hmmm, istemiyorum.....
M: son ders zaten, hadi jisung.
J: istemiyorum!!!
Biz konuşurken zil çalmıştıbile, ah yaramaz sincap.
M: peki yaramaz sincap, zil çaldı hadi eve evde uyursun.
J: ben böyle uyumak istiyorum....
Bunu demesiyle sırıtmıştım, memur bey bu çocuk benim kalbimi çaldı ve şimdi beni deli etmeye çalışıyor yardım edin lütfen.
M: ayaktayız güzelim rahat edemezsin, hadi seni eve bırakayım.
J: lütfen bay lee..... sadece size sarılmak istiyorum.
M: pekii..... benim evime gelmek istermisin? Yani bana sarılmak istediğini söyledin ve burad ayakta dizlerin ağrır ev daha rahat. Ama kabul etmezsen anlarım yani sonuçt-
J: isterim bay lee.
M: ne?
J: evinize gidelim...