Karanlığın Gölgesi
Sıcak bir yaz akşamı, Meltem, yaz tatilini geçirmek için anneannesinin köy evine gitmeye karar verdi. Çocukluğunda birçok yazını geçirdiği bu eski ev, ona daima sıcak anılar hatırlatıyordu. Fakat eve ilk girişiyle birlikte, bir şeylerin değiştiğini hissetti. Duvardaki eski resimlerin gözleri ona bakıyor gibiydi; her biri, geçmişteki sırları saklayan birer tanık gibiydi.
Gece çöktüğünde, Meltem yatmaya hazırlandı. Yatak odasının kapısını kapattığında, odanın derin sessizliğinde bir huzur buldu. Ancak, gözlerini kapattığında, o huzur bir türlü gelmedi. Odanın köşesinde beliren gölgeler, zihninde karanlık düşüncelerle dans etmeye başladı. Gözleri, bir şeylerin varlığına karşı tetikteydi.
Birden, dışarıdan gelen bir tıkırtı sesiyle irkildi. Merakla pencereye yöneldi. O an, karanlıkta bir siluetin hareket ettiğini fark etti. Yüreği ağzına geldi; kalp atışları kulaklarında yankılanıyordu. Hemen geri çekildi, fakat merakı ağır bastı. Evin bahçesine doğru çıkmaya karar verdi.
Dışarı çıktığında, gökyüzündeki yıldızlar sanki daha da sönükleşmişti. Bahçedeki çiçekler arasında bir şeyin hareket ettiğini gördü. O an bir soğuk rüzgar, omuzlarını sırtına kadar ürpertti. Meltem, kendini güvende hissetmediğini anladı. İçgüdüsü onu hemen geri evine, sıcak yastığının yanına yönlendirmeye çalışıyordu. Ama geriye dönerken, bir ses onu durdurdu: “Beni unutma, Meltem.”
Sesin kaynağını bulmaya çalışırken, evin karanlık köşelerinde eski fotoğraflarını buldu. Her biri, çocukken tanıdığı insanların gülümseyen yüzleriyle doluydu, fakat arka planda her zaman bir şey vardı; bir gölge, bir iz. Sanki fotoğrafı çeken kişi değil, gölgede saklanan bir varlıktı. O an, eski evin bir tuzak olduğuna dair bir hisse kapıldı.
İçerideki sessizlik, aniden derin bir tıkanma ile bozuldu. Kapı yavaşça açıldı ve içeri bir gölge süzüldü. Meltem, korkuyla geri çekildi, ama o gölge ona doğru yaklaşmaya başladı. “Beni unuttun, ama ben seni unutmadım,” dedi fısıldayarak.
Meltem, ne yapacağını bilemeden arkasına döndü ve kaçmaya çalıştı. Ama kapı birdenbire kapandı; kaçış yolu yoktu. O an içindeki korkunun doruğa ulaştığını hissetti. Gölge, yavaşça onu kuşatmaya başladı. Meltem, “Kimseyi unutmamak gerek…” diye düşündü, ama aklındaki düşünceler karışmıştı.
Gece sona erdiğinde, sabah güneşi evin penceresinden süzülüyordu. Fakat Meltem, artık orada değildi. Yalnızca duvarda asılı eski bir fotoğraf kaldı; içinde Meltem’in gülümseyen yüzü vardı, ancak arkasındaki gölge daha da belirginleşmişti. Evin karanlık sırları, yine bir kurban daha almıştı.


