Çınar o gün masanın başında bize gülümseyerek durdu ve sadece Hasan abinin anlattıklarını başıyla onayladı. Yani o günde hiç diyalog kurmadık. Ama o günkü susma diğer günlerden farklı oldu çünkü ben ilk defa onun gülümseyişine bu kadar yakından şahit oldum ve bir daha o gülümseyişinden gözlerimi alamadım.
O gün onunla hiç konuşmadan yemekten sonra Nazlı ile yurdumuza döndük. Ertesi gün fakülte yolumuzda yürürken Nazlı aniden bana döndü.
N: Sence neden Hasan abi Çınarı bizle tanıştırdı?
İ: Bilmem işte Hasan abi her zaman böyle değil mi?
N: Bence sizi birbirinizle eşleştirdi.
İ: Bizi birbirimizle mi eşleştirdi? Saçmalama onu nerden çıkardın?
N: Benle tanıştırmadı sana yönelik tanıştırdı
İ: çünkü konu benimle alakalıydı
N: Bence yakışırsınız birbirinize çocukta tam senin tipin değil mi
İ: Yok yaaa ben kumral erkek seviyorum demiyor muyum hep sana?
N: Sen hoşlandığın tipi bilmiyorsun. Beğendiğin ne kadar insan varsa hepside esmer hiç biri kumral değil
İ: Yok ne saçmalama ne alakası var ya.
N: Yani ben öylesine dedim bana öyle geldi dedim ayrıca benim hislerim çok kuvvetlidir.
İ: Aslında evet yakışıklı bence bu arada
N: al işte ben derken niye itiraz ettin?
İ: Sence de yakışıklı değil mi ?
N: yok hiç benim tipik değil ama çok efendi duruyor dışardan hiç diğerleri gibi değil.
İ: Özellikle Mert gibi değil
N: Aynen ya keşke kovsalar onu
İ: oranın müdürü o biliyorsun değil mi
N: Kim ona müdürlük versin
İ: kuzeni ya restoranın sahibinin hani
N: Hulki abinin mi kuzeni
İ: evet bilmiyomuyum
N: hayır da sen niye biliyorsun asıl
İ: ben her şeyi bilirim hadi biraz daha oyalanırsak hoca derse almayacak acele et biraz