Karanlık Miras: İkinci Doğuş Gözlerimi açtığımda beyazın en soğuk tonuyla karşılaştım; bir hastane odası. Başucumda amcam duruyordu. Babamla araları hiçbir zaman düzelmeyen, son bir yıldır yüzünü bile görmediğim amcam... Kağıt üzerinde devletin saygın bir savcısıydı ama gerçekler o cübbeye sığmayacak kadar kirliydi. Elleri mafya dünyasının en derin kuyularına kadar uzanırdı. Tam bir mafya babası sayılmazdı belki ama o dünyanın kurallarını yazanlardan biriydi. Üstelik tüm bunları devletin gölgesinde, kusursuz bir gizlilikle yürütüyordu. Beni uyanık görünce gözlerinde tuhaf bir parıltı belirdi. "Kyra, nasıl hissediyorsun?" dedi sesi titreyerek. "Seni bulduklarında her yerin kan içindeydi ama vücudunda tek bir çizik bile yoktu." Tabii ki yoktu. O kan benim değil, ailemin yarım kalmış hayatlarının kanıydı. O günden sonra amcamın köşkünde yeni bir hayata başladım. Burası bir evden çok, sırlar barındıran devasa bir kaleydi. Günlerimi kütüphanedeki tozlu kitaplar ve köşkün labirent gibi koridorlarında kendimi kaybederek geçirirdim. Amcam nadiren evde olurdu ama olduğu zamanlarda beni bir asker gibi eğitirdi. Karate, boks, yakın dövüş... Başlarda kemiklerim sızlardı ama zihnimdeki intikam ateşi acıyı hissetmeme engel oluyordu. Kısa sürede bir ölüm makinesine dönüştüm. Yıllar geçti. O eski, kırılgan kızın küllerinden başka bir şey doğdu. Okulda kimseyle konuşmaz, kimsenin radarına girmezdim. Derslerim kusursuzdu, hayatım ise monoton bir sessizlikten ibaretti. Ta ki amcam o akşam beni çalışma odasına çağırana kadar... "Kyra, seninle ciddi konuşmamız gerek." dedi, sesi her zamankinden daha derindi. "Sana bir seçenek sunacağım. Reddedebilirsin ya da kabul edebilirsin; her iki yolda da arkanda olacağım. Söyle bana... Annenle babanın intikamını almak istiyor musun?" Kalbim o an durdu sandım. Bu bir teklif değil, yıllardır beklediğim kapının anahtarıydı. Hiç düşünmeden kabul ettim. Amcamın yardımıyla yeraltı dünyasına ilk adımımı attım. Babamın katillerine ulaşmak için bir yılan gibi sessizce ilerledim. Onların arasına sızdım, güvenlerini kazandım, en sadık adamları gibi göründüm. Kurnazlık benim genlerimde vardı ve bu oyunu onlardan daha iyi oynuyordum. Neyse, bu kadar nostalji yeter... Kapı aniden vuruldu. Gelen Xavier’di. "Kyra, toplantın var bugün. Unutmadın, değil mi?" dedi, her zamanki telaşlı sesiyle. Yüzüme o sahte, dalgın gülümsememi yerleştirdim. "Ah, ne kadar da unutkan biriyim bu çok önemli bir toplantıydı" Aslında hiçbir şeyi unutmam. Hayatımdaki en küçük detayı bile bir satranç hamlesi gibi hafızama kazırım. Ama bu salağı kandırmanın, onu avucumun içinde tutmanın tek yolu buydu: Ona kontrolün kendisinde olduğunu hissettirmek.
Bölüm 2
Devamı..
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.