İçeriğe geç

KIRMIZI PEÇE

Bölüm 1 · 3 dk okuma

KIRMIZI PEÇE

Bölüm 1

KADERİN KIRMIZI İZLERİ

Yağmur, şehrin üzerine sessizce düşüyordu.

Gökyüzü sanki yıllardır içinde sakladığı bütün sırları anlatmak ister gibi karanlıktı. Sokak lambalarının sarı ışıkları ıslak kaldırımlara vuruyor, her damla gecenin içinde kayboluyordu.

Ben ise camın kenarında durmuş, dışarıyı izliyordum.

Bazı geceler insanın içine garip bir his çökerdi. Sanki bir şey olacakmış gibi... Sanki hayatının yönünü değiştirecek bir an, hiç beklemediğin bir yerde seni bekliyormuş gibi.

O gece benim için de öyleydi.

Henüz bilmiyordum.

Birkaç saat sonra hayatımın tamamen değişeceğini, geçmişimin kapılarının yeniden açılacağını ve adını bile bilmediğim bir adamın bütün dengelerimi altüst edeceğini bilmiyordum.

Tek bildiğim şey, içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk olduğuydu.

Masamın üzerinde duran kırmızı peçeye baktım.

Eskiydi.

Yıllardır sakladığım, anlamını kimsenin bilmediği tek şeydi.

Parmaklarımı kumaşın üzerinde gezdirdim.

Bu kırmızı peçe bana sadece bir eşyayı değil, yarım kalmış bir hikâyeyi hatırlatıyordu.

Annemin son bıraktığı şeyi...

“Bunu sakla,” demişti.

“Bir gün gerçekleri öğrenmek istersen, sana yol gösterecek.”

O zaman küçüktüm. Ne demek istediğini anlamamıştım.

Ama şimdi...

Şimdi bazı cevapların zamanı gelmişti.

---

Ertesi akşam kendimi hiç bilmediğim bir yerde bulacağımı tahmin bile edemezdim.

O davete gitmek istememiştim.

Kalabalık insanlar, sahte gülüşler, herkesin birbirini tanıdığı ama kimsenin gerçekten kimseyi tanımadığı o ortamlar bana göre değildi.

Ama bazı kapılar vardır.

Sen açmasan bile hayat seni o kapının önüne getirir.

Üzerimde sade ama zarif siyah bir elbise vardı. Saçlarımı omuzlarıma bırakmıştım. Boynumda ise annemden kalan küçük kolye duruyordu.

Kendimi aynada izlerken içimde garip bir his vardı.

Sanki bu gece sadece bir davete gitmiyordum.

Sanki bir sırrın içine adım atıyordum.

Salona girdiğimde herkes dönüp bana baktı.

Ama ben kimseye aldırmadan ilerledim.

Ta ki...

Gözlerim onun gözleriyle karşılaşana kadar.

Zaman bir anlığına durdu.

Kalabalığın sesi uzaklaştı.

Müzik bile sanki susmuştu.

Karşımda duran adam, diğerlerinden farklıydı.

Bakışlarında soğuk bir mesafe vardı. İnsanları kendinden uzak tutan, ama aynı zamanda merak ettiren bir taraf...

Siyah takım elbisesi kusursuzdu.

Ama asıl dikkatimi çeken şey gözleriydi.

Çünkü gözleri, sakladığı büyük bir hikâyeyi anlatıyordu.

Bana baktı.

Uzun uzun.

Sanki beni ilk defa görmüyor gibiydi.

Sanki beni yıllardır tanıyormuş gibi...

Yanımdan geçen birinin sesiyle kendime geldim.

“Biliyor musun kim o?”

Başımı çevirdim.

“Hayır.”

“Aras Demir.”

İsmi bile ağır gelmişti.

Aras Demir...

Şehrin en güçlü ailelerinden birinin varisi.

Hakkında binlerce şey söylenen ama kimsenin gerçekten tanımadığı adam.

Kimi onun acımasız olduğunu söylerdi.

Kimi ise sadece yaralarını gizleyen biri olduğunu...

Ben ise sadece gözlerine bakmıştım.

Ve orada, herkesin görmediği bir yalnızlık görmüştüm.

Tam uzaklaşacakken sesini duydum.

“Kaybolan şeyleri saklamayı sever misiniz?”

Olduğum yerde durdum.

Yavaşça ona döndüm.

“Ne demek istiyorsunuz?”

Aras birkaç adım yaklaştı.

Bakışları elimdeki küçük kırmızı detayda durmuştu.

Peçe...

Kalbim hızla atmaya başladı.

“Onu nereden buldunuz?”

Sesi sakindi ama içinde bir şey vardı.

Şaşkınlık.

Belki de korku.

Elimi hemen peçenin üzerine kapattım.

“Bu size neden ilgilendiriyor?”

Aras gözlerini benden ayırmadı.

“Çünkü o peçeyi en son gören kişi benim ailemdi.”

Dünyam bir anda sessizleşti.

Nefesim kesildi.

“Ne?”

Aras’ın yüzündeki ifade değişmedi.

Ama söyledikleri, yıllardır kapalı duran bir kapıyı açmıştı.

“Babanızın ölümünden önce kaybolan şeylerden biri oydu.”

O an etrafımdaki herkes yok olmuş gibiydi.

Sadece onun sesi vardı.

Sadece geçmişim...

“Benim babam hakkında ne biliyorsunuz?”

Aras cevap vermeden önce birkaç saniye sustu.

Sonra bana biraz daha yaklaşıp alçak bir sesle konuştu.

“Bilmeniz gerekenlerden çok daha fazlasını.”

İçimde bir korku oluştu.

Ama garip olan şuydu...

Ondan korkmam gerekirken, ona doğru çekiliyordum.

Belki de bazı insanlar hayatımıza huzur getirmek için değil...

Bütün sırlarımızı ortaya çıkarmak için girerdi.

O gece bilmiyordum.

Aras Demir’in hayatıma sadece bir yabancı olarak girmediğini...

Kırmızı peçenin bizi birbirimize bağlayan bir ip olduğunu...

Ve yıllardır saklanan gerçeklerin artık ortaya çıkmaya başladığını bilmiyordum.

Ama bir şeyi biliyordum.

Bu daha başlangıçtı.

Ve bazı hikâyeler...

Bir bakışla başlardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.