Yağmur, eski konağın çatısına vururken Eylül elindeki el fenerini tavana doğru kaldırdı.
Büyükannesinin ölümünden sonra bu eve ilk kez gelmişti. Ev satılmadan önce eşyaları toplaması gerekiyordu.
Tavan arasında tozlu sandıkları karıştırırken eski bir kutu buldu. Kutunun üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
"17 numaralı kapıyı açma."
Kutunun içinde paslanmış kırmızı bir anahtar vardı.
Evin bütün odalarını gezdi ama 17 numaralı bir kapı yoktu.
Tam vazgeçmişken koridorun sonunda, duvarda eskimiş bir ayna dikkatini çekti.
Aynanın camına elini değdirdiği anda arkasından bir ses duydu.
"Onu buldun..."
Arkasını döndüğünde kimse yoktu.
Tekrar aynaya baktığında ise yansımasında kendi arkasında duran siyah bir siluet gördü.
Ama arkasını çevirdiğinde yine boştu.
O gece uyuyamadı.
Sabaha karşı koridordan gelen metal sesiyle odasından çıktı.
Tak...
Tak...
Tak...
Ses aynanın olduğu yerden geliyordu.
Ayna artık yerinde değildi.
Onun yerine eski, kırmızı boyalı bir kapı duruyordu.
Kapının üzerinde paslı rakamlarla tek bir sayı yazıyordu.
17.
