İçeriğe geç

Kırmızı kart

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Kırmızı kart

Bölüm 3

Çay bahçesi ve küçük kıvılcımlar

22 Ağustos 2016

“Sen ayazsın demek memnun oldum” dudağım hafifçe kıvrlımıştı “bende memnun oldum” diye yanıtlamıştım onu. Yorgunlukla eşyaları bırakıp kendimi de onlarla birlikte yere bıraktım “yorulmadın mı?” Omuz silkti “yani pek değil” kafamı salladım. Yere bıraktığım eşyalara takılan defneyi düşerken tutmuştum. Şu anda bulunduğu pozisyon pek hoş değildi zira kucağımda uzanıyordu. “İyi misin ?” Diye sordum hızlıca. Dikleşmek yerine uzun uzun baktı gözlerime. Derindi bakışları. Bir şeyi algılamaya çalışıyor gibiydi. Anında kaşlarını çatmıştı “o sen miydin ? Beni o gün düşerken tutan” hızlıca başımı salladım. O da vakit kaybetmeyip hızla kalkmıştı. “Ben artık gideyim” hızla ilerlerken yalpalamıştı lakin kendini hızla toparlamıştı

”yavaş, düşüceksin !” Diye bağırmıştım arkasından. O uzaklaşırken saçındaki gevşek toka en sonunda dayanamayıp yere düşmüştü ama defne almadı. Yavaşça ayağa kalkıp ilerledim ve düşürdüğü tokayı elime aldım. Bir daha karşılaşırsak veririm diye düşündüm. Sıradan siyah bir tokaydı lakin kokusu harikaydı. Yoğun bir vanilya kokusu vardı. Çok hoştu. Sonra çıkarırım diye düşünüp bileğime takmıştım. Adımlarım ilerlerken şirkete girmiştim

…………………………………………………………………….

22 Ağustos 2016

yatakta uzanırken telefonumdan kitap yazıyordum. O sırada kapım çalındı. Annem içeri gelip yatağıma yanıma oturdu ve elini belime doladı

”nasılsın kızım?”

”iyi anne sen”

”bende iyiyim. Hazırlan bakalım gidiyoruz”

”nereye ?”

”misafirliğe Kaya ailesinin evine”

yutkundum hızla. Sabah olanlar hala aklımdaydı. Ayaz denen o adam beni ikinci kere kucaklamıştı. Utanç içinde yatakta kıvranmaya başlamıştım

”neden anne ya ? Zaten sabah onlarlaydık”

”e yemeğe davet ettiler kızım napalım”

”off tamam iyi hazırlanıyorum”

annem odadan çıkınca vücudumu sarmalayan yeşil bir elbise giydim saçımı topuz yapıp makyajımı tazelemiştim. Hazır olunca aşağıya indim. Abim, annem, anneannem ve ben yürüyerek eve gitmiştik zaten karşı komşumuzlardı. İki katlı lüks fakat bir o kadar da sade bir ev bizi karşılamıştı. Eve girdiğimizde emine nine ve gülhan teyze bizi karşılamıştı. Ayaz’ı görmeyince derin bir oh çektim zaten utancım baskındı. Ufak bir sohbet faslından sonra merdivenden inen Ayaz’ı gördüm. Yine oldukça şıktı. Sarıya yakın saçları oldukça düzgündü üstünde yeşil ve oldukça şık bir sweatshirt, altında ise siyah bir kumaş pantolon vardı. Yanında ise küçük bir kız vardı. Sanırım kardeşiydi. Kız utangaç birine benziyordu. Tamamen indiklerinde kız kafasını yavaşça Ayaz’ın arkasına sakladı. Bunu fark eden ayaz yavaşça eğilip kardeşinin kulağına bişeyler fısıldayıp yanağına derin bir öpücük bırakmıştı. Ayaz’ın söylediği şeye kafa sallayıp saklandığı sığınaktan çıktı. Çok bilirdim bunu. Bende korktuğumda, utandığımda ve streslendiğimde abimin arkasına saklanırdım hep. O hep güven verirdi bana. İçimi yumuşacık yapardı. O küçücük kızda kendi küçüklüğümü görmüştüm resmen. Ayaz kızı bırakmadan bize yaklaşmıştı. İlk önce Anneannemin elini öpmüştü

”hoşgeldiniz emine teyze”

”hoş cördük yavrum”

diye cevap verdi anneannem.

küçük kız anneanneme yaklaşmıştı lakin hala çekingendi bakışları. Anneannem tam tersi ona sıcacık bakıp bağrına basmıştı.

”görüşmeyeli pekte olmadi ama hergün daha büyüyorsun berinim” diyerek geri bırakmıştı adının berin olduğunu öğrendiğim kızı. O da gülümseyip yanıtlamıştı onu. Herkesle selamlaştıktan sonra sıra bana gelmişti. Ordukça gergindim zira Ayaz’ın masmavi gözleri bir deniz olmasına rağmen bakışları oldukça yakıyordu. Hızlıca kalkıp berin’in önüne eğildim

“merhaba berin ben defne”

“merhaba” dedi berin gülerek.

“saçların çok güzelmiş kıvır kıvır” dedim berine zira benim dümdüz saçlarıma göre çok güzeldi saçları. Gülümsedi hemen berin.

“seninki de çok güzel uzun uzun” uzun olması doğruydu neredeyse belime gelecekti saçlarım. Yanağından bir makas alıp geri kalktım. Ayaz’ın Bakışları yine beni bulduğunda sanki ateşe değmiş gibi geri çektim gözlerimi

“merhaba tekrardan” diye mırıldandım

”merhaba defne” diye yanıtladı beni. Cevher hanım ve Emine hanım aynı neşeyle aynı anda aynı şeyi söylemişlerdi

”siz tanışur misunuz ?”

ben heyecanla kekelerken stresten elim titremeye bile başlamıştı. Nedeni neydi bilmiyordum ama yinede onun yanında kalbim yerinden çıkacak gibi oluyordu.

”ee şey b ben b biz-" diye saçma sapan kekelerken birden ayaz araya girdi “çay bahçesinde karşılaştık babaannecim ve Emine ninecim”

hafifçe kulağına doğru eğildim ayaz’ın

“saol beni kurtardın”

o da bana doğru eğilip

”gerçekten hiç önemli değil çünkü sen bu gidişle açıklayabilirize bağlayacktın zor kurtardım”

kıkırdadığımda hafifçe koluna vurdum. O da gülüp hafifçe başını eğmişti. Yine klasik bir sohbet faslından sonra yemeğe geçtik. Ayaz karşımdaydı. Ben çatala balığı batırırken ayaz beni izliyordu. Ağzıma lokmayı attım ve çiğnemeye başladım. O sırada çok sevgili ve saygılı Cevher Nine hanım ve canım anneannem konuşmaya başladılar. Cevher nine mırıldandı ilk “ eee nedirsun emine yapak mi senin torun defneyi benim torun ayaz’a abimin bişeyleri kesmeye çalışan eli aniden durmuştu ve sorgulayıcı bakışlar atmaya başladı. Ben ise anlık duygu karışımı ile boğazıma takılan balığı fark etmemiştim. Hızla öksürürken bir yandan böğrüme vuruyordum. Alttan alttan sırıtan ayaz hızlıca bana su uzatmıştı “al defne iyi gelir” hızla suyu kafama dikip rahatladığımda herkes gülmeye başlamıştı lakin ben gülecek bir şey göremiyordum!

…………………………………………………………………….

5 Ocak 2017

Bugün Trabzon’da sağanak yağmur vardı. Penceremden dışarıyı izlerken gözümden akan yaşa engel olamadım. Babam öleli neredeyse 10 ay olmuştu. Özlemiştim onu. Çok özlemiştim… nefesimin sıkıştığını hissettiğimde hızlıca camı açtım o hava da yetmeyince merdivenden koşturmaya başladım. Can havliyle kapıyı açıp çıkmıştım. Üstümde pijamamdan başka birşey yoktu. Yağmur bedenimi ıslattığında üşümüştüm ama umursamadım hızla bahçeden çıkıp koştum ve daha çok koştum. Sonunda ormanlık bir uçurumun kenarında durdum. Ayakta duramayımca yere devrildim. İçimdeki patlama hissiyle göz yaşlarımın boşaldığını hissettim. Babam öldüğünden beri hiç ağlamayan ben bu sefer hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. O sırada arkamda bir hışırtı duydum lakin dönemedim yorgundum. Arkamdaki ses yanıma geldiğinde o kişinin Ayaz olduğunu fark ettim. Hızlıca montunu çıkarıp benim üstüme örtmüştü. Neden burada olduğumu sormamıştı. Daha samimi bir sesle

“sırılsıklam olmuşsun”

“ama sende ıslanıcaksın” dedim hıçkırıklarımın arasından.

”önemli değil…”

titreyen bedenime engel olamazken bakışlarını bende gezdirdi.

”gidelim mi ?”

hızla başımı sallamıştım

”lütfen şimdi değil evde nefes alamıyorum”

bir süre öylece durdu. Her zaman yanımda kalışına karşı büyülenmiş gibi olup daha fazla dayanamamıştım.

ıslak kazağına sıkıca sarıldığımda o da kollarını hızla bana dolamıştı. Ona doğru baktığımda gözleri parlıyordu. Sessiz bir kelime mırıldanmıştı gözleriyle. Güvendesin…

daha sıkı sarıldığımda derin bir nefes çekti içine sanki kokumu ezberlemek istermiş gibi. Ağlamam yavaşça durulmuştu. İşte o an birşeyden çok emindim. Ayaz’ın yanında ağlamak gülmek kendim gibi olmak vardı. Ayaz’ın yanında güven vardı…

Bölüm sonu

2 yorum