Yağmur durmadan yağıyordu.
Kamyon son koliyi de indirdiğinde hava çoktan kararmıştı.
Ada yeni evine adım attığında burnuna ağır, rutubetli bir koku geldi.
Annesi gülümsemeye çalıştı.
“Alışırsın.”
Ama Ada nedense evin onu izlediğini hissediyordu.
Koridorda yürürken tahta zemin kendi kendine gıcırdadı.
Gece olmuştu.
Saat tam 03.33…
Tak…
Ada gözlerini açtı.
Sessizlik.
Sonra tekrar…
Tak… Tak… Tak…
Ses aşağıdan… Bodrumdan geliyordu.
Titreyerek yatağından kalktı.
Eline telefonunun fenerini aldı.
Merdivenlerden inmeye başladı.
Her basamakta hava biraz daha soğuyordu.
Bodrumun kapısını açınca nefesi kesildi.
Duvarların arasında tek bir kapı vardı.
Koyu kırmızı.
Üzerinde siyah boyayla tek bir cümle yazıyordu:
“Açarsan yalnız sen çıkamazsın.”
Tam o anda…
Kapının diğer tarafından biri fısıldadı.
“…Ada…”
Telefonunun ışığı söndü.
Ve karanlığın içinden yavaşça bir el kapının altından dışarı uzanmaya başladı…
DEVAM EDECEK…