İçeriğe geç

Kırmızı hat

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Kırmızı hat

Bölüm 5

5.Bolüm

Oyun

Aradan bir kaç gün geçmişti ve her Allah'ın günü o manyak beni arıyordu, har gün saçma sapan şeyler söyleyip yine ben bir şey söylemeden kapatıyordu, bunu polise anlatsam yine aynı şey olacaktı ve onlarla dalga geçtiğimi felan sanıp bir daha hiç bir dediğime inanmayacaklardı, bende geçerli bir kanıt bulana kadar polise gitmeyecektim, o adam benle oynuyordu, oyununu maffedecektim yada onunla bir oyuna girecektim, geri çekilemezdim yada boyun eğemezdim, merkım ise bunu çözmek için deliriyordu, ve ben bunu çözecektim.

Yine gece saatleri evde otururken bu sefer yanımda arkadaşım, tek dostum Sıla vardı, ona her ayrıntıyı anlattım, sıla bursa da yaşıyordu, böyle arada bir zamanı olunca istanbula geliyordu benimle kalıyordu, ünüversite de tanıştık, Sıla aynı haber ajansının bursadaki şirketinde bir editördü.

"Kanka şöyle yapsak, ses kaydı yada video felan çeksek aradığı sırada, ne dersin?" Dedi sıla, "bu aklıma geldi...ama bu adam nasıl yapıyor bilmiyorum ama benimle konuştuğu kayıtları sildi ve 2 saniyede aradığı numara kullanilmiyor..yane bununyapsak bile boşuna olduğunu düşünüyorum"

"...ama denemekten zarar gelmez değilmi"

Sıla'ya döndüm, onun kararlı bakışlarına baktım ve gülümseyip kafamı saladım "tamam yapalım"

Planımız buydu, Sorgulamadan inanmıştı bana, beni biliyordu asla yalan söylemezdim.

Ve bekledik...bekledik...bekledik...

Sıla'nın telefonu çalınca telefonunu açmak için başka odaya geçti, çünkü sevgilisi arıyordu ve kim olursa olsun benim yanımda bile utanıyordu. tam o an başka bir bilinmeyen numara gözüktü telefonumda, Sıla ya bağardım ama cevap gelmedi, iç çekip açtım telefonu, ne sesini kaydedebileceğim bir şey vardi yanimda ne de video çeke bileceğim bir cihaz.

Ve yine o gülme sesi, "siz nakadar zekisiniz öyle, vay canına, demek ben aradığımda kayıt alacaksın ha? İzin verirmiyim sence?" Nasıl her adımımı biliyor ya nasıl?

"...evime ses kaydedicimi koydun? istediğin şeyi koy, istediğin oyunu oyna, illaki bir kanıt bırakacaksın ardında"

"Ah, tatlım...ses kaydediciden daha fazla şey var...mesela şuan üstünde beyaz bir tişört, altında gri bir eşofman ve bacak bacak üstüne atıp oturmuşsun"

Söylediği şeyle gerilip tavana baktım ve köşelere.

"Boşuna oralara bakma...ah ayrıca vicudun bayağa iyimiş"

Ve yine ben bir şey diyemeden kapandı telefon, sikiyim böyle işi, kişisel alanımı işkal ediyordu...

Ben kalkıp her bir noktayı aramaya başladım, o sırada sıla yanıma geldi "kanka noldu? Ne arıyorsun?"

"Kamera"

Sıla anlamıştı ki bana katılıp benimle beraber aramaya başladı.

"Yok. yok amına koduğum" dedim sinirle "kör bir nokta olmalı ama neresi" diye iç çektim, "polise haber versek? Evi arasalar?"

"...belkide yalan söyledi, belkide hiç bir şey yok, yine polise haber vermem için beni kışkırtıyordur, olamazmı?...ama ozaman her seyi nasıl bilecek...of delirecem!"

Beraber biraz daha arasakta bulamadık, vazgeçip uykuya daldık.

Sabaha doğru nefes nefese uyandım, güneş daha doğmamıştı ama hava aydınlanmaya başlamıştı yavaş yavaş, kabus görmüştüm ama ne gördüğümü hatırlamıyordum, sıla uykusunda hareket ederken bir bacağını üstüme attı, iç çekip kıkırdadım, hep böyle hareketli uyuyordu, onu uyandırmadan kalktım, lağaboya girmeden ışığı açtığım ama yanmadı, harika şimdi bide bunu değiştirecektim.

Hazırlandıktan sonra sıla'yı uyandırmadan çıktım evden. Şirkete masamın başına geçtim, o an etraftaki fısıltıları merakla dinledim "yeni editörümüz duyduğuma göre bayağa yakışıklıymış" hmm demek yeni editör, işime geri döndüm.

Bir kaç dakika sonra kalkıp kendime kahve yapmak için şirketin mutfağına gittim, kahve makinesi kahvemi hızlıca hazırlarken ağzımdan bir esneme kaçtı, "birileri uykusunu alamamışmı?" Arkamdaki sese döndüm, bir erkek elinde kahvesini içerken bana gülümsüyordu, nezaketle gülümsedim "evet biraz oyle oldu, bu arafa siz?"

"Ben Erhan, yeni editorünüz..ya sen?"

"Ah, memnun oldum Erhan bey, bende Hande"

"Bende memnun oldum handecim, ama beyi kaldirsak dahada memnun olucam"

"Peki Erhan be- yane Erhan" dediğimde gülümsedi yine "bu daha iyi" diyip gitti, bende kahvemi alıp masaya döndüm.

Mesaim bittiğinde eve dönmeden önce markete uğradım, ampul ve biraz aburcubur bir şeyler alıp eve döndüm "Sıla ben geldim" odadan gülüşme sesi gelince kendi kendime kıkırdadım, yine sevgiliziyle konuşuyordu, poşetleri yere bırakıp içinden ampulü alıp bir de sandalye aldıp banyoya gittim, sandalyeyi koyup eski ampul ü çıkartmak için elimi uzatığımda bir şey fark ettim, ufak minik bir şey, ampulün içinde, hemen ampulü çıkartıp yeni ampulü taktım ve indim sandalyeden, ampule baktim, bu olabilirmiydi dün aradığım kamera? Hemen sandalyeyi alıp diğer ampulerede baktim hepsinde vardi.

Hemen Sıla nın olduğu oda ya girdim "kapat telefonu, daha önemli konularımız var" Sıla bana baktı sonra telefona geri döndü "aşkım sonra konuşuruz, seni seviyorum bay bay" diyip telefonu kapatı ve ayağa kalktı "ne oldu kanka?" Ampulü o na verdim "bak kamera bu ampulün hatta diğer ampullerin içinde, sapık herip banyoya bile koymuş...ah sikicam böyle işi!" Diyerek duvara tekme attım, sıla beni sakinleştirmek için elimi tuttu "sakin ol, bak işte kanıt, hade polisi arayalım...tamammı?" Sakin olmaya çalışarak derin bir nefes aldım "tamam arayalım" telefonumu çıkardım ama açamadım telefon kapanmıştı "ne sikim oluyor şimdi bu sıçtığımın telefonuna, daha demin 47 ydi şarjı amına koyayım"

"Kanka sen ilk sakin ol tamamı...benim telefonumdan ararız sorun değil.."

"Hah..taman ara"

Ki bir guzel haber daha Sıla'nın telefonuda kapalıydı "harika cidden harika...ben karakola gideceğim sen evde kal kapıyıda kitle...ampullere felan dokunma belki parmak izleri çıkar"

Sıla onaylarken evden çıktım ve en yakın karakola gittim...yane o Bora denen herifin çalıştığı karakola, hemen içeri girdim beni tanıdık bir yüz karşıladı...İbrahim "ah sen hande değilmisin geçen bizi boş boş uğraştıran kız...ne için geldin?" O na anlatırsam dinlemezdi yine komserin odasına dalacaktım ve yaptımda İbrahim beni durdurmaya çalıştı, odaya girdiğimde Bora kafasını masasından kaldırdı ve bana kaşları çatık bir şekilde bakti "yinemi sen...kapı çalma huyun yok herhalde" ibrahim beni tutup çıkartmaya çalışsada elinden kurtulup Bora'nın tam önünde durup ampulü masasının üstüne biraktım "bak..içinde kamera var ve evimde bütün ampullerde var" Bora bana baktı sonra tekrar ampule bakti, iç çekip ampullü eline alıp baktı "evet gerçekten bir kamera...ama yine bizi meşkul ediyorsan...bir daha sana nasıl güvenebilirim?" Dedi şüpecilikle bana bakarken, "size yemin ederim size hiç bir zaman yalan söylemedim...ne desem inanmayacaksınız ama en azından evime bir bakın, belki parmak izi bulursunuz...lütfen"

Bora beni dikkatlice izledi, sanki mimiklerimde yalan söyleyen bir şey varmı bunu arıyordu, ama sonra iç çekip kalktı "pekala...hade bakalım göster yolu" rahatlıkla derin bir nefes aldım "teşekkür ederim"

"Görevim" bir ekip aldı yanina ve polis arabasiyla benim evime doğru giderken telefonuma bildirim geldi, ve telefonum kapalıyken nasıl kendi kendine açılmıştı tekrar? Merak ediyordum ama şimdi daha önemli bir şey vardı, bilinmeyen numaradan bir mesaj, hatta bir fotoraf, fotorafı açtım ve Sıla'nın gözleri, elleri ve ayakları bağlı olan bir fotoraf...başka bir şey yok...ama fotorafta hâlâ benim evimde olduklarını anladım ve hemen Boraya gösterdim, kaşları çatık bakarken konuştum "arkadaşım elinde..."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.