Gerçekler
(Hande'nin gözünden)
Benim çığlık atıp kalkmam ile Bora şaşırarak bana bakıyordu, bunun yine bir başka gerçek olmayan görüntü olduğunu düşünüyordum, ama neden arada bir bunları görüyordum, belkide gerçekti bilmiyorum, Bora benim baktığım köşeye baktı ve sonra tekrar bana baktı, çenem titriyor ağlamamak için çabalıyordum, yorulmuştum, korkuyordum, akıl sağlığımı yitirmekten korkuyordum, gözlerimi kapatım tekrar açtığımda orda hiç bir şey yoktu, ve sonra Bora'nın soran bakışları ile karşılaştım "iyimisin? Daha deminki çığlığının nedeni ne?" Sorusuyla yutkunup tekrar oturdum, daha önce kimselere bukadar kolay açılmasamda artık susasım yoktu, ilk Erhan'a bukadar çabuk açıldım şimdi ise Bora'ya, benim anlatmaya ihtiyacım vardı kim olursa olsun bunu yapmaya çok ihtiyacım vardı, Erhan'ı ya hafta sonu ya da gece görebiliyordum ve o zamanlarda ise aklıma bunlar gelmiyordu, o yüzden şuan da içimi Bora'ya açacaktım "ben çok yoruldum...şu sakin hayatımda ilk defa bukadar kaos yaşıyorum, ilk o konum, o ceset, sonra o adam dan telefonlar, evimde kameralar, sonra işten kavulmam ve evden çıkarılmam...sonra Sıla.." göz yaşlarım akmaya başlarken o beni sakince dinliyordu, ellerim kucağımda yumruk olmuştu "..tek dostum, bana her şekilde destek çıkıp her konuda yardım ederdi...ama artık edemez...o nu kanlar içinde gördüm..hiç bir şey yapamadım..hiç bir şey elimden gelmedi..." bağzımdan bir hıçkırık yükseldi ve devam ettim "..sonra kaçırıldım ve Erhan beni kurtardı...Erhan bana yardım etti...beni sokaklarda bırakmadı...şimdide gerçek olmayan şeyler görüyorum, kabusler görüyorum kabusları uyanıkkende görüyorum...sokak arasında beni baygın bulduğun yerde gördüm ilk..sonra bin defa sılanın cansız bedeni.." ve daha çok ağlamaya başladım "şimdi de bir başka beden..piskolojim iyi değil...ben iyi değilim...hiç kimsem yok hiç kimsem..beni sevip bana yardım ettiğini sandığım kişininde bana ihanet ettiğinden şüpeleniyorum...şimdi ne yapacağımı hiç bilmiyorum...artık merkata etmek istemiyorum"
"Şüpeleniyormusun?...o sana zaten ihanet ediyor" sözleri ile ağlayan gözlerimle o na baktım "sağol ya...daha net bir şey yokki karşımda"
Hâlâ sakince bana bakıyordu "sana diyorum ya o çete üyesi...dövmesinide gördün..neyi anlayamıyorsun anlamıyorum"
"Bana neden yardım ediyor ozaman" hâlâ göz yaşlarım akıyordu.
"Bununla ilgili bir bilgim yok..ve daha demin seni sevdiğini söyledin ama emin ol o çeteden birisi ve o çetede olan kişiler hiç kimseyi sevemez"
Derin bir nefes alıp ellerimle yüzümü kapattım ve dirseklerimi dizime yaslayıp ağlamaya devam ettim, o sırada Bora'nın ayağa kalktığını duydum ve su sesini, sonrada yanıma oturduğunu, ellerimi çekip o na baktım bana bir bardan su uzatıyordu "teşekkür ederim" diyip suyu aldım, gözleri beni incelerken suyu yudumladım "gerçek olmayan şeyler gördüğünü söyledin...bunlar için doktora gitmedinmi?" Bardağı karşımda duran sehpaya koyup o na bakmadan cevapladım "yok"
"Neden?" Gerçekten neden gitmemiştim..cevap vermedim, Bora iç çekti ve arkasına yaslandı "bu nezamandır var?..eminim Erhan ile kalmaya başladığından beri vardır" dediği şeyler ile şaşkınlıkla o na baktım "aslında...evet"
"Tahmin etiğim gibi...o adam sana bir şey veriyor, yemeklerine felan koyuyor olabilir...bence doktora gitmelisin" düsüncelerle tekrar önüme döndüm, o konuşmaya devam etti "hane arkadaşın Sıla'yı rehin almıştılar ya...o adamı tutuklamıştık" Sıla'nın ismi artık bana sadece o günü hatirlatıyordu, derin bir nefes aldım "evet...ne olmuşki?"
"Seni Erhan ile gördüğümden beri bir şeyler kafamda birleşmeye başladı, yane bence Sıla'yı rehin alan adam Erhan'ın adamıydı..yane bu bir tahmin" bu düşünceyle midem bulandı, çünkü eğer Erhan Sıla'ya böyle bir şey yaptıysa ve daha kötüsü o nu...Erhan yaptıysa...ve ben o adam a güvendim...Bora devam etti "bundan sonra da o adamın dövmesi varmı yokmu diye bakmak istemiştim ama adam intahar etmiş ve çoktan gömmüşler" dikkatle Bora'yı dinlemeye devam ettim "Erhan'ın senle derdi ne bilmem ama onlar insanlarla oynamaya bayılırlar, duygularıya ve hayalleriyle öyle bir oynarlarki...kırmızı hat a doğru nekadar ilerlersen o kadar ölüme gidersin uzaklaşırsanda o seni kendine çekmenin bir yolunu bulur tek seçenek kaçmaktır...kaçmakta çok yorucudur ve oyüzden elinde bir koz olmadıkça çok yorulursun" şaşırarak o na bakıyordum "aynı bana gelen nottaki gibi bir cümle kurdun" ela gözleri duvardan bana döndü sanki anlatırken kendini kaptırmış ve çok şey söylemiş gibiydi "bukadar şey bilmeni bir polis olarak araştırmana yorumluyorum" gözlerini tekrar duvara dikerken telefonum çaldı, arayan Erhan'dı ve saat 23:28 olmuştu çoktan...telefonu açtığımda Erhan'ın endişeli sesini duydum "nerdesin?" Sanki benim için değilde, önemli bir şeyi kaybetmekten korkar gibiydi "dışarı çıkmıştım hava almak için anahtarı evde unutmuşum bende..." gözüm Bora'ya kaydı, Bora'da oldugumu söylemelimiydim yoksa gizlimi tutmalıydım, Bora sanki içimi okumuş gibi gözlerini onaylarcasına kapatıp açtığında tekrar önüme döndüm "Bora'da durayım dedim sen gelene kadar" bu sozümle sesizdi ve sonra daha önce duymadıgım şekilde bağardı "gel!! Hemen!" Telefon suratıma kapandı ve şaşkınlıkla öyle bakıyordum "benim yanımda olman hoşuna gitmemiş gibi...git hadi" dediginde yavasça kalktım ve Bora'nın dairesinden çıktığımda önümde Erhan duruyordu beni elinden tutuğu gibi kendi dairesine çekti, elim acıyordu...o canımı yakıyordu -belkide hep o yakmıştı canımı- elimi bıraktığında sinirle bana döndü "senin ne işin var o adamın yanında!!" Bu yüzünü ilk kez görmem beni biraz korkutmuştu, durdu ve bana baktı, ondan uzaklaşmamı izledi "bağırmak istemedim üzgünüm" dedi kendini zar zor kontrol ederek, Sıla'nın katili Erhan olabilirmiydi...hayatımı mahveden kişi... yine aynı şekilde o na baktığımde bu sefer kendini iyi olmaya zorlamadı "sanırım bir kaç şey öğrendin ha" artık gerçek yüzündeydi..yalan değil, sinirle etrafı dağıtmaya başladı, ilk masanın üstündekileri eliyle yere itti, sonra masaya bir tekme attı, sonra televziyonu kaldırdı ve yere fırlattı, sehpanın üstünde duran bibloyu alıp duvara attı, korkuyla ve tiksintiyle o nu izlerken bana döndü ve manyak gibi kahkağa attı "ben buyum bak..." diyip bir de duvara sinirle yumruk attı "böyle işin amına koyayım, planımı mahvediyorlar, bir not bırakacaktı ve Bora'dan uzaklaşacaktın sorularına aradığın cevap gibi...o sıçtığımın Poyraz'ını ve Simge'sini mahvedeceğim...tek dertleri kendileri ve sevişmeleri...onları sike sike öldüreceğim" onu öylece izliyordum, böyle biri ile aynı evde kalmıştım ve o na bedenimi vermiştim...o pis tenle ten teneydim, önümde durup bana sinirle bakarken ben o na iğrenerek baktım ve o na tokat attım, bu basitçeydi belki ama buna ihtiyaç duydum, bir kahkağa daha attı ve doğrulup belinden silah çıkartıp kafama doğrultu, o na korkuyla bakarken sırıttı "evet kork acı çek bebeğim" ve ayağıma sıktı, ben acı içinde yere oturup ayağımdan akan kana bakarken napacağımı bilmiyordumki dış kapı birden açıldı içeri Bora girdi, karşısında duran manzara ile baka kaldı, Erhan hemen beni kaldırıp kafama silahı dayadı ve beni rehin aldı "hele bir yaklaş Bora bak noluyo"
"Senin derdin ne...bırak kızı"
"Senin derdin ne peki...planımı bozdun!"
Bora bir bana bir de Erhan'a bakıyordu, o sırada ben acı içinde inlemeye devam ederken konuştum "sen ilk bana şunu söylermisin...Sıla'yı senmi öldürdün?" Bakışları Bora'dan ayrılmadan sırıttı "evet ben yaptırdım...o nu ben öldürttüm..ama ölürken öyle bir baktı ki bana...o ölürken nekadar zevk aldım bilemezsin..ama o nun ölmesinden değil...senin o ölü bedeni görüpte yüzünde oluşan o acı dolu ifadeyi hayal etmek beni okadar tatmin ettiki...ama hâlâ yetersizdi" gözümden yaş düşerken o na nefretle bakıyordum, ama en çokta kendime acıyordum..o na güvendiğim için...tam o sırada Bora silahını çıkarıp, Erhan'ın silahı tutan koluna sıktı, Erhan'ın elinden silah düşerken acı içinde kolunu tuttu ve geri çekildi, ayağımdaki acı ile bende ayakta duramazken tekrar yerde oturur halde acı çekiyordum, tek çıkış kapıydı ve kapıda da Bora vardı, Bora silahı yine Erhan'ı vurmak icin nişan alsada Erhan hızlı davrandı ve yerdeki silahı alıp Bora'ya doğrultu ve aynı şekilde koluna sıktı "doğa et elinde önemli bilgiler var yoksa seni öldürürdüm" dedi Erhan, Bora'da acı içinde kolunu tutarken, Erhan bu andan yararlanıp kaçtı ve kaçmadan bana baktı "senin için tekrar geleceğim ve intikamımı alacağım" diyip çıkmıştı, ve arkasından şaskınlıkla bakakalmıştım.
...
Bora sağlam olan koluyla diğer kolundaki yer daha fazla kanamasın diye bir bezle bağlamıştı ve aynı şeyi benim ayağıma yaptı, bana yardım ederken beraber arabasına bindik ve tek eliyle arabayı kullanıp bizi hastaneye götürdü. Tedaviden sonra tabiki polisler bizi sorguladı, bende Bora'da bunu fırsat bilip bildiğimiz kadarıyla her şeyi anlattık, olmayan şeyler görmemide anlatım doktora ve benden kan aldıp kanıma baktılar, içinde bana halisinasyon gösterebilecek şeyler çıkmıştı, bunu Erhan yapmıştı hatta benim bilmediğim bir kanıtta vardı, Bora'da kamera kayıtları vardı, bana etkisiz hale getirdiğini söylediği kamera kayıtları.
...
Benim kalacak bir arkadaşımda yoktu artık, ama şuan Bora'nın arabasındaydım, merakıma yenik düşüp sordum "o kameraları etkisiz hâle getirdiğini söylüyordun?" Yola bakarken konuştu "sana öyle dedim ama aslında kanıt toplamak için kameralara erişim sağladım, sana gerçeği söylersem Erhan'a güvendiğin için o na yetiştirirsin diye söylemedim ya da belki üzerine ses kaydedici eklemiştir diye...ama gerak kalmadı artık gördüğün gibi...artık kaçmak için kaç deliğe saklanırsa saklansın" önüme döndüm, evet o na güvenmiştim, beni manüpüle etmeyi başarmıştı, dostumun ve hayatımdaki sakinliğin katiline güvenmiştim, gözlerim dolarken onları zar zor tutuyordum, dışardan nasıl gözüküyordum bilmem ama içimde fırtınalar vardı, kafamı cama çevirdim ve dışarıyı izledim ya da Bora'nın gözlerimin dolduğunu görmemesi için yapmıştım. Sesiz geçen yolculuk bir binanın önünde bitti, o arabadan inerken napmam gerektiğini bilmeyerek bende indim "peşimden gel" dedi bende peşinden binaya girdim ve asansörün düğmesine bastı, asansör geldi, asansöre bindik, ve asansör yukarı çıktı, sonra 8.katta durdu, kapısı açıldı, ve ikimizde aynı anda adım attık ve aynı anda bunu fark ederek geri adım attık, aynı bir dejavu yaşıyordum, geçmesini bekledim, yüzüne bakmıyordum, uzun süre geçmeyince bir daha adım attım ve o da attı ve yine geri çekildim o da geri çekildi, sesizligi bozum "geçecekseniz geçin" sustu, yine geçmeyince geçeyim dedim ve yine aynı şey olduğunda bu sefer kafamı kaldırdım ve sırıtıyordu bana bakıp...ilk defa sırıtıyordu, ben o na bakarken sanki yeni sırıttığını fark ederek sırıtışı yok oldu ve bağzını temizleyip önden gitti bende peşinden gittim, bir dairenin önündeydik, kilidini açtı ve ayakabısını çıkarıp içeri girdi, bende aynı şekilde girdim ve yürürken biraz sendeliyordum, hâlâ ayağım acıyordu, kapıyı kapattı ve bana baktı "normalde burda yaşıyorum, oraya Erhan için taşınmıştım...iş bulana kadar burda kalabilirsin...rahatsız olursan ben oteldede kalırım sorun yok" o na baktım "neden bana yardım ediyorsun?" O da bana baktı, ela gözleri koyu kahve gözlerime dikildi "sence bir kızı sokakta bırakacak kadar vicdansızmıyım?"
"Hayır öyle demek istemedim...teşekkür ederim.."
"Rica ederim"
"...ayrıca sendende rahatsız olmam...ben bir düşmanla aynı çatı altındaydım" dedim gözlerim gözlerinden ayrılırken.
"Yorulmuşsundur gel" dedi ve kolumdan tutu yürümeme yardım etmek için, beni bir odaya getirdi, tek kişilik yatak köşede duruyordu bide dolap vardı baska bir şey yoktu, beni temiz çarşafların üstüne otuturdu " burası misafir odası rahat et yani..." diyip çıktı odadan kapıyı kapattıp, telefonumda o evde kalmıştı, eşalarımda...şimdi nepacaktım hiç bir şey bilmiyorum...yatağa uzandım ve sesizce ağlamaya başladım.
...
Nekadar uyudum bilmiyorum, uyandığımda hava aydınlıktı, yavaşça kalktım gözlerim ağlamaktan ağrıyordu resmen, yavaşça kalktım ve yine sendeleye sendeleye çıktım oda dan güzel kokular beni mutfağa çekti, mutfağa girdiğimde sofra hazırdı ve Bora da tezgahta bir şeyler yapıyordu, siyah uzun kollu tişört kaslarını sarıyordu, altında gri eşofman vardı, beni fark etti ve bana döndü "günaydın" dedi yine doğal ses tonu ile "günaydın" dedim bende yorgunca, gözleri beni kısa süreliğine süzdü "dün aklıma gelmedi onlarla rahat uyudunmu?"
"Bunlarla rahat uyusam ne olacak...hayatım rahat ilerlemiyor" dedim yorgun ses tonumla, Bora yanımdan geçip 2 katlı olan dairenin üst katına çıktı ben öyle dururken 2 dakika sonra aşağı indi ve elinde eşalar vardı bana uzattı "al" dedi, elindeki kadın kıyafetlerini aldım "sanırım sevgilinin...kızmasın başka bir kıza verdiğine...gerçi o kızı birde evine aldın bunu öğrense-"
"Sadece yardım ediyorum sana...ayrıca kızması bir şey değiştirmez"
"Her zorda kalan kıza yardım edersen ooo" kaşları çatık bana baktığında sustum, belkide boş konuşuyordum..ya da belkide biraz da olsa boş konuşmaya ihtiyacım vardı...eşyalar elimde bana verdiği odaya girdim ve giyindim, kış aylarına yaklaştığımız için bana kazak vermişti, beyaz rengindeki boğazlı bir kazak ve siyah, kenarlarında beyaz çizgiler olan bir eşofman vermişti, üstümdekileri çıkartıp onları giydim.
Tekrar mutfağa girmeden önce banyo oldugunu düşündüğüm kapıyı açtım, doğru bulmuştum, elimi yüzümü yıkadıktan sonra mutfağa geldim ve karşısına oturdum "tekrar teşekkür ederim.." dedim, kafasını ağır ağır aşağı yukarı salladı, beraber sesizce kahvaltı yaptık, benim aklımda ise sorular susmuyordu, düşünceler bitmiyordu, intikam...benden ne intikamı istiyordu Erhan?