Bir anlık içime kötü bir hissin yayılmasıyla uyandım. Etrafıma baktığımda Olivia'nın olmadığını gördüm. Korkuyla hemen kalktım. Üst kattan yürüme sesleri geliyordu. Korkuyla saatte baktım. Saat gece üçe geliyordu.
Olivia bu saatte ne yapıyordu?
Korkuyla merdivenlere baktım. Yavaş adımlarla merdivene doğru yürüdüm. Merdivenin başına geldiğinde Olivia'ya seslendim. Ama ses gelmedi. Adım sesleri artık daha net geliyordu. Merdivenlerden çıkmaya başladım. En sonunda üst kata geldiğimde sadece bir şey fark ettim. Benim odamdan ses geliyordu.
Saatlerdir benim odamda mı turluyordu? Çünkü bunu başka bir açıklaması yoktu
Umarım iyidir ya da uyur gezer bir şekilde odamda geziniyordur. En sonunda kapının önüne geldim ve kapıyı araladım. Kapıyı açtığımda birisiyle burun buruna gelmem bir oldu. Kafamı kaldırıp kim olduğuna baktığımda çığlık atmam bir oldu.
Çünkü bu kişi kesinlikle Olivia değildi. Bu kişi Dylan'dı.
O beni gördüğü için hiç şaşırmışa benzemiyordu. Anlamaz gözlerle ona bakmaya başladım. Dylan güler gibi derin bir nefes aldı ve "Dedemin evine hoş geldin kusura." Dedi. Tek kaşımı kaldırıp "Neler oluyor? Ben neredeyim?" Dedim. "Aşağı salona inelim her şeyi anlatacağım." Dedi. Olumlu anlamda kafa salladım ve aşağı inmek için merdivenlere yöneldim. Merdivenlerden inerken evi daha çok inceledim. Burası yan komşumuzun Tom'un evine çok fazla benziyordu. Mutfaktan kedi sesi duyunca hemen o tarafa döndüm. Bu Tom'un kedisi Bobi olduğunu gördüm. Hızla Dylan'a döndüm ve "Burası müstakil evlerin olduğu site mi?" Dedim. Dylan olumlu anlamda kafa salladı. "Peki numarası kaç?" Dedim. Umarım düşündüğüm şey değildir.
Dylan anlamaz gözlerle "Hatırlamıyorum ama sanırım 56. ev." Dedi. İşte olmamasını istediğim şey anında oluyordu buda bunun kanıtıydı. Dylan yan komşumuzun yani Tom'un torunuydu.
Tom'un öz kızının benimle yaşıt bir oğlu vardı. Küçükken o çocukla sürekli oyunlar oynardım. Ama onlar ben 6 yaşındayken yurt dışına taşınmışlardı. Sanırım şimdi Dylan geri dönmüştü. Dylan'ın "Koltuğa oturup konuşsak iyi olur çünkü çok yorgunum." Dedi. Olumlu anlamda kafa salladım ve koltuğa geçip oturdum. Bobi'nin bacaklarıma sürtünmesiyle kucağıma aldım. "Nasılsın Bobi?" Dedim. Bobi miyavlayarak zorla kendini sevdirdi. Gülümseyerek onu sevdim. Dylan'a döndüğümde bana şaşırarak bakıyordu. Büyük ihtimalle ismini nerden bildiğimi düşünüyordu. Ona her şeyi anlatmaya karar verdim.
"İsmini bildiğim için şaşırdın değil mi? Tom bizim yan komşumuzdu yani ben 57. numarada ki evde oturuyordum. Tom'a sürekli gelip gittiğim için Bobi'yi tanıyorum. Benim sana anlatabileceğim bu kadar Dylan sıra sende." Dedim.
Dylan olumlu anlamda kafa salladı ve üniversite için buraya gelmişti. Dylan'la çocukken çok iyi anlaşırdık. Bir anda duraksadım. Dylan'a döndüm ve "Beni tanıdığın için mi eve aldın? Çünkü kimse kolay kolay gecenin bir yarısı kapısını çalan bir kişiyi eve almaz." Dedim. Dylan gülümsemeye başladı ve "Ama çatısından girmeye çalışan birini eve alırlar öyle mi?" Dedi.
"Bir dakika ne?" Dedim. Dylan kahkaha atmaya başladı. "Gerçekten çatıdan mı girdim eve?" Dedim. Dylan anlatmaya başladı "Normal bir şekilde bahçeye hava almak için çıkmıştım ancak sen merdivenle çatıya çıkmaya çalışıyordun. Ne yaptığını merak ettim ve yanına gelip sordum ancak sen bana bağırıp beni göndermeye çalıştın sonra seni ikna etmeye çalıştım." Dedi. Devam etmesi için bir şey demedim. "Sonra da kendi kendine merdivenden indin ve misafirliğe geldim dedin ve içeri girip koltuğa yattın." Dedi. Dylan kahkahalara boğulurken ben sindirmeye çalışıyordum.
Dylan gülmeyi bırakınca "Kahve yapıyım mı?" Dedi. Olumsuz anlamda kafa salladım ve "Evde arkadaşım var." Dedim. Dylan esneyince ben de kaktım. Bobi'yi son kez sevip bıraktım. Dylan'a döndüm "Ben kaçar artık eve gitsem iyi olur." Dedim. Dylan olumlu anlamda kafa salladı ve ayağa kalktı. Ben de kapıya doğru yürümeye başladım. Kapıdan çıktıktan hemen sonra bahçeden çıkıp bizim eve doğru koşmaya başladım. Ön kapıdan çıkmak yerine iyi ki evin arka kapısından çıkmayı düşünmüşüm. Eve girince kapıyı kapatıp kilitledim.
Salona girdim ve Olivia'ya baktım. Uyuyordu. Derin bir nefes alıp verdim. Koltuğa onun gibi uzandım. Uykusuzluktan gözlerim kapanmaya başlayana kadar çatıya baktım ve en sonunda dayanamayıp kendimi uykunun tatlı kollarına bıraktım.