İçeriğe geç

Kırmızı Göl

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Kırmızı Göl

Bölüm 3

~3. Bölüm~

Derse ara verilince koridora çıkıp turlamaya başladık. Panoların önünden geçerken bir şey dikkatimi çekti. Okulda orman gezisi vardı. Luna ve Olivia böyle şeylere bayılırlardı. Luna’nın da pano dikkatini çekmiş olmalı ki duraksadı ve bir anda bana döndü. Ne diyeceğini bildiğim için olumsuz anlamda kafa salladım. “Lily lütfen gidelim hem sen nerden snladın ki bunu diyeceğimi.” Dedi Luna. “Kesinlikle olmaz en son bana böyle yalvardığınızda başımıza gelmeyen kalmamıştı hatırlatırım.” Dedim. Olivia “Lily söz veriyoruz bu sefer öyle bir şey olmıyıcak hem bak bu sefer hava felan da çok güzel. Geçen sefer ki gibi hastanelikte olmalıyız.” Dedi yalvaran gözlerle. Biraz düşündüm aslında güzel olabilirdi sonuşta uzun zaman sonra tekrardan böyle bir şeye katılacaktık. “Tamam ama bu sefer daha dikkatli olacağız ve hemen şımarmak yok.” Dedim. Luna ve Olivia sevinçle bana sarıldılar bende onlara karşılık verdim bazen kendimi onların annesi gibi hissediyordum. Kızlar benden ayrılınaca listeye isimlerimizi yazdım gezi yarındı. İsmimizi yazma işi bitince kızlara baktım. Olivia “Hadi kafeteryaya inelim.” Dedi. Olumlu anlamda kafa salladım ve önüme dönüp yürümeye başladım. Kafeteryaya girince kızları yine aynı masaya gönderdim ve kahve makinesinin yanına gidip kahveleri yapmaya başladım. Kahveleri yapıp hepsini elime aldım ve masaya doğru yöneldim. Kahveler düşmesin diye uğraşırken birinin çarpmasıyla az kalsın düşürüyordum. Kimin çarptığına bakmak için kafamı kaldırdığımda Angel’in çarptığını gördüm. Angel büyük bir mahcubiyetle “Çok özür dilerim telefonuma dalmışım.” Dedi. Tebessüm ettim ve “Sorun değil.” Dedim. Baş selamı verip masaya doğru yöneldim. Masaya geldiğimde tek tek kahveleri verdim. Kendi kahvemi alıp oturdum. İkiside telefonuyla oynuyordu. Hiç bir şey konuşmayacaklarını anlayınca bende telefonumu açıp gezinmeye başladım. Olivia baktığım sırada bir anda ciddileşip ve sırtını dikleştirdiğini görünce endişeyle elinden telefonunu alıp baktım. Oyunu kaybettiği için ciddileştiğini fark edince homurdanarak telefonu geri uzattım. Olivia ve Luna bana bakarak kahkaha atmaya başladılar. Onlara bakarak “Ne var? Bir şey olmuş sanamaz mıyım?” Dedim. Telefonumu geri açıp bakmaya başladım. Bu aralar herkes sakindi büyük ihtimalle yarın ki geziyi bekliyorlardı. Kahvemin bitmesiyle aklıma kütüphanede yapmam gereken işler aklıma geldi. Bir anda kalkınca Luna ve Olivia anlamaz gözlerle bana baktılar. “Kütüphanede yapmam gereken bir kaç iş var onları halledeceğim.” Dedim. İkiside olumlu anlamda kafa sallayıp telefonlarına geri döndüler. Kahve bardağımı aldım ve yürümeye başladım. Kafeteryanın kapısının yanında ki çöp kutusuna kahve bardağımı atıp çıktım. Kütüphaneye geldiğimde içeri sakin bir şekilde girdim ve herhangi bir yere oturdum. Kütüphanenin masaları toplantı masaları gibiydi. Ders çalışmam gerekiyordu. Bu aralar fazlasıyla çalışmamıştım. Ders çalışmaya başladığımda kütüphaneye birisi girdi ve karşımda ki sandalyeye biri oturdu. Kim oturduğuna bakmak için kafamı kaldırdım. Karşıma oturan Dylan’dı. Ona son kez bakıp önüme döndüm ve umursamaz bir şekilde ders çalışmaya devam ettim.

Bölüm sonu

1 yorum