Sasha polisi aramak için davrandı fakat elinde ki telefonu hemen aldım. “Saçmalamayın polisi arayamayız. Bu cesedleri bizim koyduğumuzdan şüphelenebilirler. Farkındaysanız her cesedi biz buluyoruz. Polisler bizim evimizden çıkamıyor. Katil olduğumuzu düşünürler.” Dedim.
Dylan iç çekti ve “Lily haklı hiç görmemiş gibi davranıp yolumuza devam edebiliriz ya da eve dönebiliriz.” Dedi.
“Ben eve dönmek istemiyorum. Sürekli eve dönüp duruyoruz. Lütfen şu kulübeye gidebilir miyiz?” Dedi Olivia. Ondan duymayı beklemediğim bir cümleydi.
Adrien şüpheyle bana baktı. O da benim gibi şüphelenmişti. “Olivia sen iyi misin? Sen normalde böyle sakin kalmazdın.” Dedim.
Olivia “Hiç bir şeyim yok artık katili öğrenmek istiyorum. Eve gitmek istiyorum.” Dedi. Onayladım ve “Kimse için sıkıntı değilse bence de devam edelim.” Dedim. Cesed görmeye alışmıştım artık.
Hepsi beni onayladı ve yola devam ettik. Kulübeye sonunda ulaşmıştık. Adrien, Olivia ve Nick bodrumun arkasında ki kapıya giderken bizde kulübenin önüne gittik.
Bileğimde ki tokayla saçımı atkuyruğu bağladım. Dylan cebinden bıçağını çıkardı ve kapıyı açmaya çalıştı. Kapı kilitliydi. Dylan “Pencereden girmeye ne dersiniz? Kapıyı kırarsak katil geldiğimizi anlayabilir.” Dedi.
Onu onayladım ve kulübenin yanındaki pencereye doğru yürüdüm. Pencereler açıktı. İlk ben girdim sonra Sasha ve son olarak da Dylan girdi.
Bizim girdiğimiz oda da bir tane yatak vardı. Nick’in dediği gibi bazı yerlerinde kanlar vardı. Dylan sırıtarak “Katilin odasına girdiysek. Katilin odaya bir an dalıp bizi gördüğünde ki surat ifadesini düşünemiyorum. Çok komik olmaz mıydı?” Dedi.
“Dylan seni yanıma alarak iyi mi yaptım şuan onu düşünüyorum. Lütfen saçmalama. Katil sanırım kulübede değil.” Dedim. Sasha bir an dönüp bana baktı. “Nereden anladın ki?” Dedi Sasha.
Elimi alnıma götürdüm ve ofladım. “Farkındaysanız şu an fısıldayarak konuşmuyoruz. Eğer katil bizi duysaydı bizi şu an yaşar mıydık?” Dedim.
İkisi de birbirine baktı. Normal ses tonlarıyla konuştuklarının farkında değillerdi. Güldüm ve “Hadi bodrumu bulalım. Ayrıca ne olur olmaz diye fısıldayın lütfen.” Dedim.
Beni onayladılar ve en önde yürümeye başladım. Kapıyı açtım ve kafamı uzattım. Kimse gözükmüyordu. Dylan’a döndüm ve “Evi gezmemiz gerekiyor mu? Bence direk bodruma gidelim. Zaten oranın kapısı farklıymış. Hemen buluruz.” Dedim.
Dylan biraz düşündü ve “Zaten Nick bakmış her yere bakmaya gerek yok. Bodruma gidelim.” Dedi. Onayladım ve kapıyı daha çok açtım.
Kapıdan çıktım ve koridora baktım. Koridorun sonunda değişik bir kapı vardı. O kapıya doğru yürümeye başladım. Kapının yanına geldiğimde durdum. “İlk ben gireceğim. Dylan sende benim arkamdan gel. Sasha sende kapıda dur. Küçücük bir çıtırda yanımıza gel. Kapının açık durması daha iyi.” Dedim. Sasha korkuyordu ama yine de beni onayladı.
Kapı kolay bir şekilde açılmıştı. Aşağıya doğru bir merdiven uzanıyordu. Merdivenin sonu gözükmüyordu. İç çektim ve merdivenden inmeye başladım. Merdivenin sonuna geldiğimde her şeyin yerinde olduğunu anlamak için arkama baktım. Dylan sorun yok der gibi başını salladı. Onayladım ve önüme döndüm. Fenerimi açmak için elimi cebime attım. Fakat telefonumun şarjı yoktu.
Ofladım ve Dylan’a tekrardan döndüm. “Şarjım bitmiş, telefonunun şarjı varsa verir misin?” Dedim fısıldayarak.
Dylan elini cebine attı ve telefonunu çıkardı. Telefonu aldım. Fenerini yaktım, yoluma devam ettim. İçerisi biraz mağarayı andırıyordu.
Dylan hemen arkamda yürüyordu. Sonu gözükmeyen bir yere gidiyorduk. Ofladım “Dylan, içimde kötü bir his var boş bir yola gidiyor gibi hissediyorum.” Dedim. Dylan biraz sessiz kaldı.
“Lily bende öyle hissediyorum. Sanırım yine tuzağa düştük. Acaba yine duvarlara felan mı ellesek. Belki bir yer açılır.” Dedi alay ederek.
Aklıma bir fikrin gelmesiyle durdum ve ona doğru döndüm. “Tabi ya yine gizli bir bölme olmalı. Manyağın tekiyle uğraşıyoruz. İyi ki dedin. Aferin sana.” Dedim ve ona sarıldım.
Dylan “Lily burda nasıl bir gizli bölme olabilir dokunacak taş bile yok. Nereye dokunacağız?” Dedi. O an ki bir buton gibi duran taşı gördüm.
Parmağımla orayı gösterdim. “Sence o taş buton olabilir mi?” Dedim. Dylan “Buton da olabilir bomba da.” Dedi.
Güldüm ve taşa doğru yürüdüm. Taşın yanına geldiğimde iç çektim. Dylan’da yanımda dokunmamı bekliyordu. Bir eli cebindeydi.
Elimi taşa uzattım ve dokundum.Dokunmamla yer titremeye başladı. Zıpladım ve “Sanırım yine geçit bulduk.” Dedim. Dylan’da sevinmişti. Kocaman bir tünel açılmıştı. Fakat bu sefer tünelin biraz ilerisinde aynı depoya inen gibi bir merdiven vardı. Oraya doğru yürümeye başladım.
Orada dikilen iki kişiyi görünce adımlarım yavaşlattım. Telefonun flaşını kapattım. Cebimden bıçağımı çıkarttım. Kişilerin yanına yaklaştıkça birisinin erkek birisinin kız olduğunu fark ettim.
Bir köşeye geçtim ve konuşmalarını dinlemeye başladım. Dylan’da yanımdaydı. “Bunlar yerin titremesini hissetmemiş olamaz.” Dedim fısıldayarak.
Erkek olan bizim girdiğimiz tünele doğru döndüğünde dikilen kişinin Nick olduğunu fark ettim. Yanında ki kız kimdi ama?
Dylan “O Nick değil mi? Yanında ki kız da Olivia olabilir.” Dedi. “Ama tuzak da olabilir en iyisi burda biraz gizlenmek. Bizimkilerin olduğunu anlayınca gideriz.” Dedim.
Yanında ki kızı incelemeye başladım. Olivia benziyordu. Kız da tünele doğru döndü. Evet tahmin ettiğimiz gibi Olivia’ydı. Fakat Adrien yoktu. “Adrien nerede?” Dedim. Dylan “Gözükmüyor bende anlamadım. Umarım bir şey olmamıştır.” Dedi.
Kafamla onu onayladım. Olivia “Katil her an burada olabilir mi? Çünkü bu tünelin açılması normal değil.” Dedi. Nick’le beraber bir şey olmamış gibi konuşuyorlardı.
Nick bilmiyorum dercesine kafasını salladı. “Ben sadece bir şey biliyorum. O da Lily’nin çok üzüleceği.” Dedi. Bu cümleyle birlikte Dylan’a baktım.
Dylan “Çıkalım mı artık? Bence artık bizimkilerin olduğuna ikna olduk. Sasha’ya mesaj at buraya gelsin orada tek kaldı. Ya da ben almaya gideyim.” Dedi. Telefonunu ona uzattım ve “Ne olur olmaz sen git onun yanına. Tek gelmesin.” Dedim. Beni onayladı ve geldiğimiz tünele geri döndü.
Bende saklandığım yerden çıktım. “Neler dönüyor burada?” Diye bağırdım. İkisi de beni görünce korkuyla bana baktılar.
Olivia sakin bir şekilde “Bir şey yok Lily.” Dedi. “Yalan söylemeyi kes ne olduğunu çabuk söyle. Ben neden üzüleceğim?” Dedim. Nick “Burası boş çıktığı için.” Dedi.
Yalan söylüyordu. “Son kez soruyorum yalan söylemeyi bırakın ne olduğunu söyleyin?” Dedim. Olivia ve Nick biraz aralarında bakıştılar. Olivia ofladı ve “Tamam söyleyeceğiz.” Dedi. Onayladım ve söylemelerini bekledim.
Nick “Lily biz bu tünelin sonunda Luna’nın öz annesini ve üvey babasının cesedini bulduk fakat birisinin daha cesedini bulduk.” Dedi. “Devam eder misin?” Dedim. Olivia “Lily sanırım biz annenin cesedini bulduk.” Dedi. Başımdan kaynar sular dökülmüştü. Öylece yere oturdum. O an benim için zaman durdu ve ben boşlukta kayboldum.