Artık ne yapacağımı bilmiyordum. Tek hissettiğim duygu korkuydu. Böyle giderse sıra bize de gelecekti. Derin bir nefes aldım ve koltuğa oturdum.
Luna’yı yanıma koydum. “Napıcaz? Artık cidden korkmaya başladım. Arkadaşlar üzülmekle vakit geçiremeyiz. Bu gidişle sıra bize gelicek. O zaman geldiğinde pişman olmayalım.“ Dedim.
Dylan beni destekler şekilde başıyla beni onayladı. Sasha “Bugün o bodruma kesinlikle girmeliyiz. Belkide işimiz daha da kolaylaşır.” Dedi. Ona baktım ve “Ama eğer orada bir şey bulamazsak ve katil bizi sıkıştırırsa her şey biter.” Dedim.
Sasha şaşırmış bir şekilde bana baktı. Olivia “Lily neden kötü düşünüyorsun? Belkide her şeyi öğreniriz.” Dedi.
Ofladım. “Sanırım biraz yoruldum. Bazen saçmalıyorum. Kusura bakmayın.” Dedim ve koltuktan kalktım. Mutfağa doğru adımladım. Kahve yapacaktım. Kahve hazır olana kadar sandalye çektim oturdum ve telefonuma baktım.
Kahve olunca tekrardan masaya oturdum ve içmeye başladım. Karamelin kokusunu çok seviyordum. Her zaman bana çok iyi geliyordu.
Kahvem bitince telefonumu masaya bıraktım ve kupayla beraber tezgaha döndüm. Kupayı güzelce bulaşık makinesine yerleştirdim. Mutfakta ki işim bitince telefonumu aldım ve saate baktım. Saat 23.47’idi.
Eski yerime döndüm ve “Şimdi bodruma nasıl gireceğiz?” Dedim. Nick “Kapının üstünde herhangi bir kilit yok. O yüzden basit olucaktır. Bodruma kulübenin içinden de giriliyor. Ama ikisi de farklı yerlere açılıyor olabilir.” Dedi.
Onu onayladım ve “O zaman gruplara ayrılalım. Birisi içerdekine girsin. Birisi dışarda kine. Üçerli ayrılmamız daha güvenli. Bana fark etmez.” Dedim.
Adrien durdu ve “Dördümüz çok güçlüyüz fakat Sasha ve Olivia bizim gibi değiller.” Dedi. Biraz düşündüm ve “Ben, Sasha ve Dylan oluruz.” Dedim. Adrien onayladı.
Sasha ve Olivia’ya döndüm. “Bıçaklarınız yanınızda değil mi?” Dedim. İkiside onayladı. Bende onları onayladım ve önüme döndüm. Saat 23.58 olduğunda hepimiz ayağa kalktık.
Bütün ışıkları ve perdeleri kapattıktan sonra evin arka bahçe kapısından çıktık. Polisler sadece evin önünü izliyordu. Adrien ve Sasha en önde birlikte yürüyorlardı. Olivia ve Nick ortada, ben ve Dylan’da en arkada yürüyorduk. Sasha ve Adrien hâlâ planı tartışıyorlardı. Ofladım ve telefonumu cebimden çıkardım. Saat 00.14’idi. Adrien beni yanına çağırdı. Sasha’yı arkaya Dylan’nın yanına gönderdim. Adrien “Lily, dağılmamız pek güvenli gelmiyor. Biliyorsun ki Sasha ve Olivia o kadar güçlü değiller. Yani sen bir şekilde halledersin ama onlar yapabilir mi bilmiyorum. Kimseye bir şey olsun istemiyorum.” Dedi. Adrien haklıydı. Kızlar o kadar da güçlü değillerdi. Onlara da bir şey olsun istemiyordum. “Artık yapacak bir şey yok Adrien. Kızlar ikna olmuyor. Mecbur gidecekler.” Dedim. Adrien ofladı ve kafasıyla beni onayladı. “Ben Dylan’nın yanına gideyim. Plan aynı değişiklik yok, tamam mı?” Dedim. Adrien beni onayladı. Dylan’nın yanına geldiğimde “Noldu?” Dedi. Ofladım ve “Adrien kızlar güçsüz olduğu için konuşmak istedi.” Dedim. Dylan “Haklıda. Neden kendilerini umursamadıklarını anlayamıyorum?” Dedi. “Kendilerini Luna’ya borçlu hissediyorlar. Halbuki Luna’nın dışarı çıkmasını ben izin verdim.” Dedim üzüntüyle. Dylan bir şey demedi ve önüne döndü. Ağaçlara bakarken ağaçta asılı duran kırmızı ipi fark ettim. Anında “Durun” diye bağırdım. Adrien anında yanıma geldi ve “Niye durduk?” Dedi. Ağaçta asılı duran ipi gösterdim ve “Orada ki ip bir şeyin göstergesi olabilir. Belki de katil gittiğimiz yolları ezberlemiştir ve bize tuzak kurmak için işaretlemiş olabilir.” Dedim. Adrien biraz düşündü ve “Ama hiç bir şeyde olmayabilir. Yolumuza devam edelim.” Dedi. Onu onayladım ve yürümeye devam ettik. Ağaçlara bakarak yürümeye devam ediyordum ki Olivia’nın çığlığını duyana kadar. Hemen yanına gittim. “Bir şey mi oldu?” Dedim. Eliyle bir yeri işaret etti ve oraya doğru döndüm. Ağaçta bir sürü cesed asılıydı. Katil cesedlerden ağaç yapmıştı.