Eve herkesin girdiğinden emin olduktan sonra kapıyı kapattım ve kilitledim. Adrien ve Dylan bu gece de bizimle kalıcaktı. Kızlar yorulduğu için hemen odalarına çıktılar. Ben ise Adrien,Dylan ve kendim için kahve yaptım. Kahvelerini onlara verdikten sonra tam ortalarına yine oturdum.
İkisi de düşünceli görünüyordu. Dayanamayıp “Ne yapacağız? Bakın modunuzu düşürmek gibi olmasın ama bu adam baya baya güçlü ve zeki biz bununla tek başımıza nasıl dayanacağız?“ Dedim sinirle. Adrien bana yavaş yavaş döndü ve “Sence biz bunun farkında değil miyiz? Ayrıca ordan dönmek isteyen sendin.“ Dedi.
“Çünkü doğru dürüst bir planımız bile yoktu. O adamın o kadar iyi bişey olduğunu burda kimse tahmin etmiyordu. Bence eve dönmekle gayet iyi bir şey yaptık.“ Dedim. Dylan beni destekler gibi başını salladı. Adrien oflayarak önüne döndü.
Kimin aklına gelirdi ki yerin altına ev yapmak. Katili bulunca ilk cümlem neden böyle bir ev yaptığını sormak olucak.
Merdivenlerden ses gelmesiyle hemen o tarafa doğru döndüm. Ceketim koltuğun üstündeydi ve hâlâ bıçak içindeydi. Ceketimin içinden bıçakları çıkardım. Merdivenlerin sonunda yavru kediyi görünce tuttuğumu bile fark etmediğim nefesimi verdim.
Bıçağı geri ceketimin içine soktum ve koltuktan kalktım. Kediyi kucağıma aldım ve eski yerime geri döndüm. Dylan bana baktı ve “Bu kediye isim verdin mi? Malum saygıdeğer katilimizin hediyesi bizim için çok önemli.“ Dedi. Olumsuz anlamda kafa salladım ve “Aslında ölen kedimin ismini yani Zeus’un ismini ona verecektim fakat aklıma daha iyi bir fikir geldi.“ Dedim. İkisi de merakla bana bakıyordu. Kediyi biraz havaya kaldırdım ve “İsminin Luna olmasına kara verdim. Tabi Adrien için sıkıntı yoksa“ Dedim tebessüm ederek.
Adrien tebessüm etti ve “Tabi ki de olur.“ Dedi. Kediyi elimden aldı ve sevmeye başladı. Dylan “Luna için mama da göndermiş mi katilimiz.“ Dedi alaylı ses tonuyla. Olumlu anlamda kafamı salladım.
Mutfağın kapısının köşesinde ki kapları gösterdim. “Ne kadar düşünceli bir katilimiz var bak kedi için mama bile koymuş. Asla piskopat bir deli değil.“ Diye devam etti Dylan. Adrien’de onun bu saçmalıklarına dayanamayıp güldü.
Kahvemin bittiğini fark edince bardağımı mutfağa koymak için koltuktan kalktım. Dylan’da aynı zaman da kendi bardağını ve Adrien’ninde bardağını elime tutuşdurdu. Onun bu hareketine güldüm ve mutfağa doğru adımladım.
Bardakları bulaşık makinesine koyduktan sonra ceketimi ve Luna’yı aldım. Adrien ve Dylan’a döndüm ve “Ben uyuyacağım istediğiniz bir şey var mı?“ Dedim. Olumsuz anlamda kafa salladılar. Ben de iyi geceler diyip odama çıktım. Kapımı kapattım. Ceketimde ki bıçakaları çekmeceme tekrardan koydum.
Umarım bunları kullanmadan gidebilirdim. Ceketimi de yerine koyduktan sonra yatağa uzandım. Gözlerimi kapattım ve kendimi uykunun kollarına attım.