“Dün 8 evde daha,4 ceset bulunmuş. Ölülerin hepsi evlerinde otururken öldürülmüş. Bizde evde olsaydık bizi de öldürebilirlermiş.” Dedi. Bu katil her kimse tımarhaneden kaçmış olmalıydı kim böyle bir şeyi yapardı ki.
Sasha korkuyla bana bakıyordu. Ne yapacağımızı bende bilmediğim için ona bir şey demeden önüme döndüm. Biraz düşündükten sonra aklıma bir fikrin gelmesiyle masadan kalktım. Kapıya doğru yöneldiğim de Dylan “Nereye gidiyorsun Lily?” Dedi. Durdum ve onlara baktım “Böyle oturarak katil bulamayız. Baksanıza polisler tek başına halledebilecek gibi değil. Bizim de yardım etmemiz gerek. Hem bu katil bozuntusu sadece bizim karşımıza çıkabiliyor. Polislerin değil.” Dedim. Adrien alay eder gibi “Nasıl bulucan peki Lily hanım, adam delinin teki tek başına nasıl öldürüceksin?” Dedi. Masaya yaklaştım ve Adrien’e baktım “Eğer daha iyi bir fikrin varsa söyle yapalım Adrien.” Dedim.
Adrien biraz düşündü ve “Aslında var oturda anlatayım.” Dedi. Sandalyeme tekrardan oturdum ve Adrien’i dinlemeye başladım. “Aslında şu senin kaçırıldığın gün götürüldüğün kulübeye gece ben tekrardan gittim. Evin en arkasında bodrum var orası kilitli. Anahtarı içerde olmalı bence kaçırdığı insanları orda öldürüyor başka bir şey de olabilir. Belki onun hakkında bilgi toplarız. 5 kişi oraya gitmemiz en güvenlisi.“ Dedi.
Aslında mantıklıydı. Zaten benim tek başıma pek fazla yapabileceğim şey yoktu. Adrien'i onayladım. Olivia ve Sasha’ya döndüm ve “Siz gelmek istiyor musunuz? Gelmek istemiyorsanız sizi daha güvenli bir yerde tutabilirler.“ Dedim. İkisi de olumsuz anlamda kafa salladı. Onların gelmesi iyi mi kötü mü karar veremiyordum.
Dylan masadan kalktı ve “O halde hadi akşam ki görevimize hazırlanalım.“ Dedi heyecanla. Onun bu heyecanı beni gülümsetmişti.
Dylan ve Adrien akşam ki göreve hazırlanmak için kendi evlerine gitmişlerdi. Kızlar da akşam dinç olmak için odalarına çıkıp uyumuşlardı. Masayı toplamak bana kalmıştı.
Kendi halimde sakin sakin masayı toplamaya başladım. Pis tabakları tek tek yıkayıp koyduğum sırada üst kattan bir ses geldi.
Yavaş adımlarla merdivenlere yöneldim. Merdivenlerden çıktığımda odamdan seslerin geldiğini duydum. Yavaş ve dikkatli adımlarla kapımı açtım ve içeri girdim. Yatağımın üstünde kocaman bir kutu görünce bir adım geriledim. Kutunun hareket ettiğini görünce bir an donup kaldım. Kutuya yaklaştım ve açtım.
Beyaz bir yavru kedi ve bir kağıt vardı. Kediyi yavaşça kucağıma aldım ve biraz sevdim. Kediyi yatağımın üstüne koydum ve içinde ki kâğıtı aldım. Kağıtta “Bu kedi benden sana bir hediye. Ona iyi bak.“ yazıyordu. Anlamaz gözlerle kağıdı bir defa okudum. Katil neden bana bir kediye hediye etsin ki oflayıp ayağa kalltım ve kâğıdı kutunun içine koyup masanın üzerine koydum.
Kedinin ismini ne koymalıydım ki? Kedinin bir an miyavlamasıyla güldüm. Kediyi kuvağıma alıp biraz sevdim ve aklıma bir şeyin gelmesiyle durdum. Katil evime girmişti. Ve odama bir hediye bırakmıştı. Kediyi yatağa bıraktım ve kızların odasına girdim. Görmekten korkuyordum. Ama bir şeyler tersti çünkü kızlar mışıl mışıl uyuyordu. Derin bir nefes alıp verdim ve odama geri döndüm.
Benimde biraz uyumam fena olmazdı. Yatağa uzandım ve kedinin iyi olduğunu kontrol ettim. Gözlerimi kapattığım gibi uykuya dalmıştım.