Gözlerimi araladığımda bir koltukta yattığımı gördüm. Koltuktan kalkıp etrafıma baktım. Ben sanırım o evin içine girmiştim. Evin her yeri tahtadandı. Kapıya doğru bir adım attım ancak dışarıdan çığlık sesi geldiğinde geri adım attım.
Koltuğa oturup biraz düşündüm. Dışarı çıkmaktan başka bir çarem yoktu. Elime cebime attığımda telefonumun olmadığını fark ettim. Büyük ihtimalle bayıldığımda düşmüştü.
Derin bir nefes alıp kalktım ve kapıya doğru adımlar atmaya başladım. Kapıyı açmak için kapının kolunu tuttum ve çektim. Hemen açılması beni şaşırtmıştı.
Dışarı doğru baktığımda kimsenin olmadığını gördüm. Korkuyla bayıldığım yere baktım. Telefonum oradaydı. Hava neden bu kadar çok kararmıştı ki. Derin bir nefes daha alıp dışarı adım attım.
Koşar adımlarla telefonumun yanına gittim. Telefonumu aldığım gibi en son aradığım kişiyi aradım. Telefon çalmaya başladığını biraz sevinmiştim. Arkamdan bir çığlık sesi daha gelince arkama bakmadan kaçmaya başladım.
Telefon açıldığın da “Dylan hemen sana canlı konum atıcam oraya gel hızlı olmalısın. Sanırım katil arkamda.” Deyip telefonu yüzüne kapattım. Mesajlara girip Dylan’a ve kızlarla olan gruba canlı konum attım.
Arkama baktığım da siyah giyimli birinin benim arkamdan yavaş adımlarla geldiğini gördüm. Elinde bir kağıt vardı. Daha da hızlandığımda durdu ve elinde ki kağıdı bana doğru attı ve arkasını dönüp gitti.
Onun gitmesiyle yavaşladım ve kağıdı alıp almamak aradında kaldım. Ama almalıydım. Koşar adımlarla kağıdın yanına gittim ve aldım. Aldığım gibi arkamı döndüm ve daha da uzaklaşmaya başladım. Çünkü o durup beni izlemeye başlamıştı.
Sonunda Dylan geldiğinde mutlulukla durdum. Elinde ki şişeyi bana uzattı. Şişeyi aldım ve açıp içmeye başladım. İçinde bir damla bile kalmayana kadar içtim.
Dylan “İyi misin? Nereye gittin? Katil seni mi kaçırdı? Neden hemen beni aramadın?” Dedi. Hemen soru yağmuruna tutmasına karşı sinirlenmiştim. Arayabilsem arardım heralde. Ona ters bir bakış atıp banklara doğru yürümeye başladım. Banklara oturduğumda Dylan’nın yanıma oturmasını bekledim.
Oturunca derin bir nefes alıp her şeyi kısaltabildiğim kadar kısaltıp anlattım. Dylan düşünceli bir şekilde gölü izlemeye başladı. Kızlar ve polisler geldiğinde aynı şeyi polislere de anlattım. Polisler notlarını aldıktan sonra gittiler. Kızlarla beraber eve girdikten sonra mutfağa girip hemen kendime bir kahve yaptım ve odama çıktım. Kapıyı kapattıktan sonra telefonumu almak için elimi cebime attım.
Elime telefonumla beraber bir kağıt gelince katilin bıraktığı notu unuttuğumu fark ettim. Telefonu masaya bırakıp yatağa oturdum. Kağıdı yavaşça açtım ve el yazısıyla yazılan kağıdı okumaya başladım. “𝐁𝐮 𝐨𝐫𝐦𝐚𝐧 𝐬𝐞𝐧𝐢 𝐜̧𝐨𝐤 𝐤𝐨𝐫𝐤𝐤𝐮𝐭𝐭𝐮𝐠̆𝐮𝐧𝐮 𝐟𝐚𝐫𝐤𝛊𝐧𝐝𝐚𝐲𝛊𝐦 𝐯𝐞 𝐛𝐮𝐧𝐝𝐚𝐧 𝐟𝐚𝐳𝐥𝐚𝐬𝛊𝐲𝐥𝐚 𝐳𝐞𝐯𝐤 𝐚𝐥𝛊𝐲𝐨𝐫𝐮𝐦. 𝐁𝐮𝐫𝐝𝐚𝐧 𝐬𝐞𝐯𝐝𝐢𝐤𝐥𝐞𝐫𝐢𝐧𝐢𝐧 𝐡𝐞𝐩𝐬𝐢𝐧𝐢 𝐤𝐚𝐲𝐛𝐞𝐭𝐦𝐞𝐝𝐞𝐧 𝐨̈𝐧𝐜𝐞 𝐜̧𝛊𝐤𝐚𝐦𝐚𝐲𝐚𝐜𝐚𝐤𝐬𝛊𝐧. 𝐀𝐥𝐭𝛊 𝐲𝐚𝐬̧𝛊𝐧𝐝𝐚𝐲𝐤𝐞𝐧 𝐲𝐚𝐬̧𝐚𝐝𝛊𝐤𝐥𝐚𝐫𝛊𝐧𝛊𝐧 𝐚𝐲𝐧𝛊𝐬𝛊 𝐲𝐚𝐬̧𝐚𝐲𝐚𝐜𝐚𝐤𝐬𝛊𝐧.“ yazıyordu.
Polislere bu kağıdı vermelimiydim. Kahveyi içmekten vazgeçip masanın üstüne koydum. Not kağıdını yatağın hemen yanındaki masanın çekmecesine koydum. Yatağa yattım ve gözlerimi kapattım. Yarın benim için zor bir gün olacaktı. Düşünmeyi bıraktım ve kendimi uykunun tatlı kollarına bıraktım.