İçeriğe geç

Kırmızı Göl

Bölüm 13 · 2 dk okuma

Kırmızı Göl

Bölüm 13

~13. Bölüm~

Telefonum çaldığında kimin aradığına baktım. Dylan’nın aradığını görünce koltuktan kalkıp üst kata çıktım. Odamızdaki balkonun kapısını açtım ve sandalyelerden birine oturdum. Telefonu açtım “Efendim.“ Dedim. Dylan hemen cevap verdi. “İyi misin? Biraz yürüyüş yapmaya ne dersin? Gölün kenarında bekliyorum.“ Dedi ve hemen telefonu kapattı.

Derin bir nefes aldım ve sandalyeden kalktım. Kıyafetlerimi değiştirmeme gerek yoktu. Ama saçımı biraz kurutsam iyi olurdu. Saçımı kuruttuktan sonra kaküllerime şekil verdim. Saçlarım bir türlü uzamıyordu. Hâlâ omuzumun birazcık altındaydı. Ama neredeyse omuz hizamla aynıydı.

Oflayıp odamdan çıktım. Merdivenlerden inerken Luna “Kim aradı?“ Dedi.“Dylan. İyi olup olmadığımı sordu. Ben biraz dışarı çıkıyorum tek başıma yürüyüş yapmak istiyorum. Sakın peşimden de gelmeyin.“ Dedim.

Sasha hemen itiraz etmek için ağzını açtı. “Saçmalama Lily. Polisleri duymadın mı? Katil dışarıda geziyor. Tek başına hiç bir yere gidemezsin.“ Dedi. Dylan’nın benimle beraber yürüyeceğini söyleyemezdin. O zaman hiç göndermezlerdi.

“Sasha, sen benim rahatlamamı istemiyormusun. Eğer siz yanımda olursanız ya da başka birisi ben nasıl rahatlayacağım. Tek başıma biraz dolanmak istiyorum. Polisler hâlâ burada ve ormanda telefon her yerde çekiyor rahat olabilirsin. Hadi görüşürüz.“ Dedim ve kapıya doğru hızlı adımlarla ilerledim. Kapıyı açtığımda Sasha “Dikkatli ol ve bir şey olursa hemen mesaj at.“ Dedi.

Ona cevap vermeden kapıyı kapatıp ormana doğru koştum. Gölün kenarına geldiğimde Dylan yoktu. Aramak için telefonumu açtım ama Dylan mesaj attı.

Dylan:

Saklambaç oynamaya ne dersin?

Oflayıp telefonumu kapatıp cebime koydum. Dylan’ı aramaya başladım. Nerede olabilirdi ki? Yavaş ve sessiz adımlarla dolanmaya başladım. Yarım saat olmuştu ama ben hâlâ Dylan’ı bulamamıştım.

Ormanın daha derinliklerine girme fikriyle hemen sağa döndüm ve yürümeye devam ettim. En sonunda bir ağacın altında eğilmiş bir şekilde buldum. Zıplayarak “Ebe, buldum seni sıra bende şimdi git ve saymaya başla. 60 kadar saysan yeter.“ Dedim. Dylan gülümseyip ayağa kalktı ve uzaklaşmaya başladı.

Hemen daha derinliklere inmeye başladım. Ormanın derinliklerine indiğimde bir kulübeyle karşılaştım. Tamamen tahtadan yapılmıştı. Kapısını tıklattığımda hiç ses gelmedi. Merakla kapıyı açmaya çalıştım. Ancak açılmadı.

Mutsuz bir şekilde biraz geriledim ve kulübeye tekrardan baktım. Aslında burası çok tanıdık geliyoru. Biraz daha düşündüğümde buranın kabusumda ki ev olduğunu anladım.

Etrafıma baktığımda o çalının aynısı gördüm. Korkuyla bir kaç adım geriledim. Biraz düşündükten sonra o çalıya doğru yürüdüm.

Çalıyı araladığımda bir cesetle karşılaşmadım ama kurumuş kan olduğunu gördüm ve korkuyla geriledim. Yani o gördüklerim yaşanmışmıydı. Yatakta ki bebek cesedini düşündüm ve kabusumda ki bebek cesediyle aynı olduğunu fark ettim. Arkamda birinin varlığını hissettiğim gibi arkamı döndüm ancak artık çok geçti.

Kafama sopayla vurduğu gibi başım dönemeye başlamıştı. Dayanamayıp yere oturdum. Daha fazla dayanamayıp kendimi bıraktım ve karanlığa gömüldüm.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.