Hayat ve kumar arasında bir seçim mi? İnsanoğlu kumarın tadına bakınca hayatından bile vazgeçicek duruma geliyor ve bende onlardan biri olmuştum ,kendimi bu durumda bulacağımı hiç tahmin etmemiştim acaba böyle olmak yerine onunla hiç tanışmasa mıydım?
"Sana daha önceden de demiştim bu işlere bulaşmak istemiyorum ama sen ne yaptın beni kendi karanlığının içine çektin" bunları dedikten sonra babamın alev saçan bakışlarına esir düşmüştüm "ilk önce sesinin tonuna dikkat Lily WAITY senin hayatına geçicek olursa o özgürlüğüne çok düşkün olduğun hayatın benim ellerimde istersem seni tek gecede öldürebilirim o yüzden sesine ayar vermezse bir gün tamamen o güzel sesini kaybedebilirsin" bu sözlerinin üstüne histerik bir gülüş atmaktan kendimi alıkoyamadım "Unutma babacım biyolojik babam olduğun için genlerini taşıyorum ve benimde ne kadar ileri gidebileceğini tahmin edebiliyorsundur nede olsa senin kızınım" son sözlerimi söyledikten sonra başından beri karşı geldği küçük evime geldim ve akşam için güzel bir süprizimi hazırlamaya başladım.
21:45
Kumarhanenin önünde durduğumda sanki kan akışım alev almış ve daha akışkan bir hale gelmişti. Yavaş adımlarla mekana doğru yürüdüm daha önce buraya gelmedim ama patronun mirasçısı olduğum için beni tanımamaları imkansızdı.
Kapıdan içeriye girdiğimde karşımda biri dikilmişti. "Babanızda sizi bekliyordu efendim" boş bakışlarımı adamın yüzünde gezdirdim ve "O zaman beklemeye devam etsin şimdi bana burada sakin olan bir yer göster" adam bana şok olmuş gözlerle bakarken "Bir sorun mu var bayım?" adam mahçup bir şekilde önümde eğilerek "Hayır efendim bu taraftan lütfen" sakin adımlarla adamı takip ettim
Gözlerden uzak olan bir tarafta oturduğum için olup biteni daha rahat görebiliyordum.
Mekanın tam ortasındaki masaya kimse yaklaşamıyordu ama tüm gözler o taraftaydı arkası dönük olan adama hayran hayran bakıyorlardı. Oyun bittikten sonra adam üstünü düzelterek kalktı etrafına göz attığında gözlerimiz kesişti. Bir şeyler anlamaya çalışıyormuş gibi bakıyordu. Bu kadar derin bakmasından rahatsız olup bakışlarımı kaçırıp etrafa baktım sanki içimde bir dürtü bana gidip o masalardan birine oturmam gerektiğini söylüyordu. Derin bir nefes aldım ve kendimi masanın yanında buldum masaya oturmadan ellerimle saten elbisemi düzelttim gözlerimi insanların üzerinde gezdirip neyin ne olduğunu yakından anlamaya çalıştım . Nazik bir sesle sıranın bende olduğunu anladım ve elimdeki iskambil kağıtlarına bakıp ne yapmam gerektiğini düşündüm ki arkamdan birisi masaya eğilerek "İlk başta tüm gücünü ve zekanı gösterirsen sana itaat ederler ama her zaman hamlelerini saklı tut küçük hanım" sesin sahibine bakamadan gitmişti tek bildiğim sesi ve kokusu... kimsin sen?
Kısa bir bölüm olmuş olabilir. Umarım hikaye beğenilir.
Sıradaki bölümde yakından bir tanışma olacak mı? Onu görücez.

