İçeriğe geç

Kırmızı Alarm

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Kırmızı Alarm

Bölüm 8

8. Bölüm/ Sırlar

Yağız’ın parmakları klavyenin üzerinde adeta dans ediyordu. "PROJE: KIRMIZI ALARM - 2015" adlı dosyayı açtığında, ikimizin de nefesi kesildi. Ekran, karmaşık şemalar, tarihler ve kurum isimleriyle doluydu. Ortasında büyük, kırmızı bir damga: "ÇOK GİZLİ." Yağız’ın yüzündeki kasvet, endişeye dönüştü. "Bu... bu beklediğimden çok daha büyük bir şey," diye mırıldandı.Benim gözlerim ise sadece tek bir isme takılı kalmıştı: Babamın adı, birkaç defa belgenin farklı yerlerinde geçiyordu. Bir zamanlar çalıştığı şirketin logosu, şimdi bu karanlık projenin bir parçası gibi duruyordu. Midemde aniden bir boşluk hissettim. Mert'in söyledikleri, aklıma bir ok gibi saplanmıştı. Babamın bu projeyle ne işi olabilirdi?Yağız, bir yandan dosyayı incelerken, bir yandan da bana bakıyordu. Gözlerinde sadece kıskançlık değil, şimdi beni koruma içgüdüsü de alevlenmişti. "Bade, bu senin babanla ilgili bir proje... Hem de çok tehlikeli," dedi. Sesi, her kelimesinde daha da alçalıyordu. "Mert haklıymış, bu sadece benim kirli çamaşırlarım değil. Bu, senin geçmişin."Birden Yağız'ın telefonu çaldı. Ekranda "Gizli Numara" yazıyordu. Yağız tereddüt etmeden açtı. Telefonu hoparlöre aldığında, karşı taraftan gelen ses kalbimi durdurdu: Selim'di."Karay, durumu kontrol altına aldık ama işler karıştı," dedi Selim'in gergin sesi. "Belleği ele geçirmeye çalışanlar sadece eski düşmanların değilmiş. İçeridekilerle de bağlantılılar. Anlaşılan büyük bir köstebek var." Yağız'ın kaşları çatıldı. "Kimden bahsediyorsun Selim?" "Eski ortağın, Fatih'in adamları da oradaydı. Ve bir de... Mert."Gözlerim kocaman açıldı. Mert mi? Yağız'ın yüzü bembeyaz oldu. Dişlerini sıktı. "Ne demek Mert? Oraya nasıl girdi?" "Bilmiyoruz. Ama içerideki bazı sensörleri devre dışı bırakmışlar. Yağız, bu adamlar içeri sızmakla kalmamış, senin sistemlerine de erişmişler. Belleği neden bu kadar istediğini şimdi anlıyorum..." Selim'in sesi kesildi."Selim? Selim, ne oldu?" diye bağırdı Yağız. Ama telefondan sadece cızırtılar geliyordu."Bade, hemen inmeliyiz," dedi Yağız, telefonu kapatarak. Gözleri panikle etrafı tarıyordu. "Sana yalan söyledi. Onlar sadece belleği değil, bizi de istiyorlar. Ve o sana olan aşkını sadece bir araç olarak kullanıyor."Dışarı çıktığımızda, kafenin önünde polis araçları ve ambulanslar vardı. Her yer siren sesleriyle yankılanıyordu. Yağız, elimi daha da sıkı tuttu ve beni adeta sürükleyerek arabasına bindirdi. Bu sefer şirkete doğru gitmiyorduk. Sahil yolu boyunca hızla ilerliyorduk, ama bu yolculuk az önceki gergin sürüşten çok farklıydı. Yağız’ın yüzünde öfke ve hayal kırıklığı vardı, ama en çok da benden dolayı hissettiği bir korku."Mert bana ihanet mi etti?" diye fısıldadım. Sesim titriyordu.Yağız direksiyonu öyle sert sıktı ki parmak eklemleri bembeyaz olmuştu. "Bade, o adam sana aşık olabilir ama bu aşk onu tehlikeli bir oyunun parçası yapmış. O belleğin içindekileri kullanarak sana ulaşmaya çalışıyor. Ve babanın adını... seni kandırmak için kullanıyor."Tam o sırada, arabamızın arkasından hızla gelen siyah bir minibüs belirdi. Yağız dikiz aynasından ona baktı. "Lanet olsun!" diye bağırdı. "Bizi takip ediyorlar!"Yağız, arabayı keskin bir virajla sahil yolundan ara sokağa çevirdi. Minibüs peşimizden geliyordu. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu."Ne yapacağız?" diye sordum. "Saklanacağız," dedi Yağız, gözleri yolda. "Bu bellek onların eline geçmemeli. Ve sen de güvende olmalısın."Arabayı terk edilmiş bir depoya doğru sürdü. İçeri girdiğimizde, her yer karanlık ve sessizdi. Yağız arabayı içeriye park etti ve motoru kapattı. Minibüsün sesini duymak için nefesimizi tuttuk. Uzaktan gelen fren sesiyle, ikimiz de irkildik. Kapının önünde durmuşlardı.Yağız, elimi yeniden sımsıkı tuttu. "Bade, ne olursa olsun yanımdan ayrılma. Onlar seni istiyor, belleği değil." O an, Mert'in mesajı aklıma geldi: "O bellek sadece bir başlangıçtı Bade. Yağız sana babanla ilgili her şeyi anlatana kadar bekle. Seni hala seviyorum ve seni onun eline bırakmayacağım."Karanlık depoda, Yağız’ın kollarının arasında dururken, dışarıdan gelen ayak sesleri kulaklarımı tırmalıyordu. Aşk, ihanet ve koca bir komplo ağının ortasındaydık. Ve babamın adı, bu Kırmızı Alarm’ın tam ortasında parlıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.