Yazılım yanlışları olabilir o yüzden özür diliyorum.
Keyifli okumalar
❀❀
Ailesi tarafından sevilmeyen ler hep kendisini eksik hisseder neden böyle davrandıklarını hiç anlayamazlar çünkü bir kız çocuğu küçükken ne yapmış olabilir ki böyle ailesinin ona kin ve nefret duysun.
❀❀
Minik Elvin her zaman ki gibi bahçede olan kedileri koşturuyordu. Bir kedi dikkatini çekti kedi bembeyaz yeşil gözlü bir kediydi, koşturduğu kediyi bırakıp beyaz olan kediye koşmaya başladı , kedi kendisine doğru koşan Elvin 'ı görünce kaçmaya başladı .
"Kaçma minik kedi yakalıcam seni " dedi. Minik Elvin tam kediyi tutacakken kendini yüz üstü yerde buldu, bahçede bazı yerler taşla yapılmıştı ve Elvin tam da taşların olduğu yerlerde düşmüştü.
Elvin düştüğü gibi ağzından tiz bir çığlık çıkmıştı ve şiddetle ağlamaya başladı çünkü elleri, bacaklarından kanlar akıyordu.
Hemen yanında gelen ninesi ve kübra ablayı görünce sustu ama yine de iç çekişleri sürüyordu.
" nine her yerim çok acıyor " dedi ağlamaklı sesle elvin.
"Biliyorum elvin ı'm , ağlama şimdi yaralarını iğleştirecez " dedi ninesi
Elvin de uslu uslu oturdu ama canı çok acıyordu bir taraftan kübra abla yaralarına yara bandı yapıştırmaya çalışıyordu, ninesi de elvini izliyordu .
" bir gün ben gidersem , güçlü elvin ı'm hayatın boyunca hep böyle ol kimseye boyun eğme, her zaman dik durmaya çalış ve alisayı da sevmeyi unutma , kötü insan olma, kendini sev " dedi.
Ama küçük elvin bunu o zaman anlamadı ve sadece ninesi ne canının acımadığını gösterebilmek için sadece güldü ama çok acıyordu.
❀❀
Duyduğum şeylerle içime bir taş oturmuştu evet şuan çok korkuyorum çünkü babam bugün yine içip gelmiş ve yine benden hıncını alıcaktı.
Oturduğum yerden kalkıp ipeğe döndüm "eve gitmemiz lazım ipek " dedim.
İpek hiç bir şey anlamamıştı ama yine de kafasını olumluca salladı.
Can'la abisi atlasa dönüp " özür dilerim üzgünüm ama gitmemiz lazım , sonra görüşürüz " dedim ve direk onların konuşmasına izin vermeden ilerledim, ipekte arkamdan beni takip ediyordu.
Restoranttan çıkınca ipek kolumdan tutup çekiştirmeye başladı "noluyor abla bana da söylicek misin " dedi.
Sakince ona dönünce elini indirdi ve bana bakmaya devam etti.
"Babam gelmiş eve ve şuan beni arıyormuş " dedim ve yine ilerlemeye başladım.
İpekte arkamdan bana yetişmeye çalışarak " abla napıcak yine dövcek mi, bak can'ın abisi polis ona anlatırsak birşey olmaz " dedi.
Arabaya bindim ve ipekte arkamdan bindi. "Bilmiyorum ama sakın kimseye birşey söylemiyorsun " dedim ve arabayı sürmeye başkadım.
Arabayla eve varmam 15 dakika felandı hızlı sürüyordum ama içimde kötü bir his vardı , kötü birşey olunca feci bir yerlerim ağrırdı bu sefer de ağrıyordu.
sonunda evin önüne geldim ve arabamı garaja park ettim. İpek 'ın eli ayağı titriyordu ama bende hiç bişey yoktu sanki babam ipeğe birşey yapıcaktı.
Eve doğru yaklaşınca sesler saha çok yükseliyordu.
İpeğin elini tutarak evin mutfak kapısından girdik , ipeğe baktığımda tır tir titriyordu korkudan.
Hala mutfaktayken ipeğe döndüm. "İpek sen saklan ben gelicem " dedim ama ipek ağlamaya başladı "abla lütfen gitme çok korkuyorum " dedi.
Onu kendime çektim ve sarıldım, saçlarına öpücük bıraktım. "Mecburum ipek, lütfen ağlama sen kübra ablayla dur babam sana bişey yapmasın " dedim ve mutfaktan çıktım.
Mutfaktan çıktığım gibi babamı içki köşesinde bir şey ler kırarken gördüm, ona yaklaştım ve kafasını benim olduğum tarafa çevirdi "nerdesin kız
sen " dedi . Şuan gözlerinden ateş çıkıyordu.
Öne bir adım daha attım ve aramızdaki mesafeyi kısaltım "burdayım baba " dedim güçlü durmaya çalışarak.
Baba dediğim gibi burnunu kırıştırdı ve korumalara dönüp el hareketi yaptı ve korumalar direk yanımda belirdi ikiside aynı anda kollarımdan tuttu.
Babam "şunu odaya götürün ben birazdan gelicem ve 2 gün hiç birşey vermeyin, odanın başında 2 tane koruma olsun " dedi.
İşte benim babam buydu benden hıncını alana kadar döven , bütün nefretini bana kusardı ben bir şey yapmasam bile...
Korumalar kafasını olumluca salladı ve ikiside o sırada avazım çıktığı kadar bağırdım " ne yaptım ben sana, ne ne anlamıyorum " dedim.
Öne atılmaya çalıştım ama korumalar buna izin vermedi hatta beni sarstılar o sırada babamın gözlerini içine baktım ama hiç bir duygu kırıntısı göremedim, tam o sırada benden gözlerini kaçırdı ve içkisinden bir yudum aldı son sözü "götürün" olmuştu.
Babam benden vazgeçti...
Kalbimde bir sızı hissettim ama belli etmedim kimseye boyun eğmeyecektim , kimseye duygularımı belli etmicektim ninem ' e sözüm vardı kendim için vazgeçmicektim.
Bir mahkum ' a her gün sırtına aynı yere kırbaçla vurulur muş , mahkum ' a ilk gün sormuşlar canın acıdımı mahkum evet demiş, günler yıllar geçmiş mahkuma son gün sormuşlar canın acıdımı mahkum hayır orayı artık hissetmiyorum demiş.
İnsan zamanla aynı yerden aynı darbeleri alında hissizleşiyor muş.
Korumalar merdivenlerin alt tarafına doğru ilerlediler ve kendileriyle benide ilerletiyordu. Evet ağlamıyordum çünkü gözümde akıcak yaş aradım ama bulamadım, bağırmayı denedim ama ne çıkacak ses bulabildim.
Merdivenlerin sonu geldiğinde büyük bir koridor vardı. Koridorun duvarları dökülüyor ve heryeri örümcek ağı sarıyordu.
En sonunda bir kapının önünde durduğumuzda bir koruma beni içeri soktu ve ortadaki sandalyeye otutturdu.
Bir taraftan da diğer koruma ellerimi ve ayaklarımı bağladı ve odanın kapısını 3 kere kilidini kilitledi.
Gözlerimi kapıdan çekip odanın içini incelemeye başladım odanın içi bomboştu sadece bir tablo vardı tablonun içinde ninem vardı anlam veremedim neden bu tablo burda olduğuna ama mutlu oldum ninem fiziken burda olmasada yanımda olduğu için..
1-2 saat boş duvara bakıp babamın bana neden böyle davrandığını anlamak için düşündüm ama hep bilgiler yetersiz kalıyordu.
Birden 3 kilidinde teker teker açıldığını duydum ve birden kapı açıldı ve içeriye giren babamdı ve arkadında iki tane koruma, korumalara babam "siz dışarıda kalın " dedi ve bedeni tamamen içeri girdi.
Ardından babamın arkasında ki korumalar babamı onaylayıp kapıyı kapattılar.
Kafamı kaldırdım ve babamın elinde olduğu kemeri gördüm ardından gözlerine baktım, babam ona baktığımda güldü ve "korkma alisa korkma" dedi.
Ve yanıma ulaşıp yumruk olan elini suratıma geçirdi. Vurmanın etkisiyle kafam sağa doğru düşmüştü, ağzımda acı bir tat geldi anında tam tükürücekken tükürmeme izin vermedi ve eliyle saçlarımı kavradı, kafamı yukarı kaldırdı şuan tam gözlerimin içine bakıyordu "keşke doğmasaydın keşke senden nefret ediyorum , doğduğun güne lanet olsun,her şey senin yüzünden" lafları diken gibi kalbime batıyordu.
Keşke doğmasaydın..
Keşke ölseydin..
Nefret ediyorum senden..
Doğduğun güne lanet olsun...
Saçlarımı bıraktıktan sonra beklemeden sol yanağıma bir tane daha yumruk geçirdi.
Artık ağzımdan ve burnumdan kanlar akıyordu "duygularımız karşılıklı baba" dedim. Bağırarak bu onu sinir etmiş olmalıki bir kere daha yüzüme yumruğunu geçirdi artık yüzümü hissetmiyordum .
Yüzüm tablonun olduğu tarafa düşünce tabloya baktım ve uyuşmuş yüzümle gülmeye çalıştım , babam bunu görmüş olucak ki oturduğum sandalyeye öyle sert bir tekme attı ki sandalyeyle birlikte bende yere düştüm.
Babam hemen yanıma diz çöktü ve saçlarımı yine sert bir şekilde çekti "artık o yok öldü o öldü kimse seni koruyamıcak kimse anla artık " yüzüme tükürerek söyledi lafları.
Sesiz kaldım, sadece yüzünü izledim.
"Bak kim koruyabilecek artık, kimse seni benden koruyamıcak" dedi ve saçlarımı daha çok çekerek devam etti " kimse seni sevmiyor sen kimsenin bir şeyi değilsin, sen kimsesiz sın seni ömrün boyunca kimse sevmicek"
Kimsesiz sin..
Yine sadece yüzüne baktım ama gücüm artık kalmıyordu.
Yüzünden artık dayanamıyormuş casına bakıyordu ve ayağa kalktı ve iki defa karnıma sertçe ayağıyla vurdu. Tam o anda gözünden bir yaş süzüldü o sıradada arkasına bakmadan dışarıya çıktı.
Düştüğüm yerde öylece kaldım ve artık göz yaşlarımı tutamadım , ağlamaya başladım.
Tabloya çevirdim dolu gözlerimi içimden neden neden ben ağlamaya devam ettim neden nine beni yalnız bıraktın bak elvin yok oldu alisa da yavaş yavaş yok oluyor , lütfen benide yanına al artık takatim kalmadı diye geçirdim içimden .
Nineme küçükken alisayı neden sevmiyosun diye bir soru sormuştum çünkü elvin derdi hep bana.
Elvin ;büyülü bir varlık, cennet çiçeği demekti
Alisa ise ; asil soylu demekti.
Ninem bana sen benim cennetimsin güzel elvin ım demişti gülerek sadece , nedenini ninesi söylememişti ama yine küçük elvin ninesine sarıldı.
Göz kapaklarım ağır ağır kapandı..
❀❀
İnsan her şeyin üstünden gelebilirdi ama bir tek iki şeyin üstünden gelemezdi.
1-ölmek
2-sevilmemek
Gözlerimi açtığımda her yerim ağrıyordu hala aynı yerde bırakılmıştım ve kimse beni kaldırmamıştı, saatin kaç olduğunu bilmiyordum burda ne nefes almak için bir cam yada aydınlık yoktu.
Yüzümün kanlar içinde ve morarmışlığını hissedebiliyordum. Hala sandalyeye bağlıydım , ellerimle düğümü çözmeye çalıştım ama ona da gücüm kalmamıştı.
Burda yapacak bir şey yoktu elim kolum bağlı ve her yerim yara bere içindeydi bende kafamı kaldırarak ninemin olduğu tarafa baktım üzgünüm nine elvin artık öldü elvini babam denen öldürdü artık alisa elvinin intikamını alacak sana söz bana ne çektirdilerse en fazlasını onlara yaşatacağım diye kelimeleri ağzımın içinden konuştum, kendi kendime konuşuyordum,artık ne sesim çıkıyordu ne de bir şey hissediyorum.
Vücudum daha fazla dayanamadı ve yine yavaş yavaş gözlerim kapandı..
...
Birden uykumdan sıçradım çünkü iki tane koruma odanın içindeydi ve sandalye düzeltilmişti , koruma ellerimi ve ayaklarımı çözdü ve beni kaldırdı ardından iki korumada kollarıma girdi ve yürütmeye başladı.
Merdivenlerden çıktıktan sonra beni salondaki içki şişelerinin ordaki bir koltuk ' a otutturdular ve babam karşımdaydı gözlerim kapanıyordu açlıktan ve halsizlikten ama babamı seçebiliyordum.
Babam içkisinden bi yudum alıp yerine geri bıraktı ve yeşil gözlerini bana çevirdi gözleri bana baktığı an koyulaştı ve "güzel elvin ı'm iyi olmana sevindim " dedi alaycı bir şekilde gülerek.
Oturduğum yerde dikleştim "elvin değilim ben alisayım alisa elvini sen öldürdün " dedim sinirle , sesim gür ve güçlü çıkmıştı.
Dediklerime sadece gülüyordu beni takmıyordu. Keyifle içkisinden bir yudum daha aldı.
"Akşama misafirlerimiz var, akşam 'a ben nedersem tamam diceksin anladın mı beni! Yoksa neler olucağını biliyorsun" dedi.
Kafamı olumluca salladım şuan aksini yapıcak halde değildim.
Güldü"güzel aferin benim güzel elvin ı'm" dedi. "Pardon alisam"
Devam etti "akşama güzel bir şeyler giyin, kendine gel , üstünü başını düzelt ve şimdi odana gidebilirsin " dedi ve yüzüme baktı alaycı bir şekilde, biliyordu bu halde ayağa kalkamayacağımı ama ben onun düşündüğünün tam tersini yaptım canım acısa bile ona belli etmicektim. Kendimde yeterli gücü bulup ayağa bir anda kalktım yürümekte zorlanıyordu m ama zorundaydım yürürken omzumun yanından arkamdaki babama baktım oda pür dikkat beni izliyordu. Hemen kafamı çevirdim ve merdivenlere doğru yürüdüm en sonunda babamın görüş açısından çıktım ve zorla tırabzanlara tutunarak odama çıkmaya çalıştım ama her merdiven çıkışımda karnım daha da ağrıyordu.
En sonunda odama geçtikten sonra direk banyoya gittim. Küvetin çeşmesini açtım ve o sırada üstümü tamamen çıkardım. Küvetin içine ne kadar şampuan varsa hepsini döktüm kendimi çok pis hissediyordum.
Su dolduktan sonra kendimi direk küvete geçtim.
Bayağa bi banyoda kalınca çıktım ve bornozumu giydim, saçlarıma ise havluyla kuruladım. Saçlarımı kuruladıktan sonra direk aynanın önüne geçtim, yüzüm deki kan izleri gitmişti ama morluklar duruyordu.
Yüzüme bütün iyi gelicek şeyleri sürdükten sonra banyodan çıktım ve dolabı doğru ilerledim, dolabımdan bir tane pijama alıp yatağa doğru ilerledim ilk baş bornozumu çıkardım o sıradada saçlarımdan damlalar akıyordu sanki saçlarım ağlıyordu.
Pijamalarımı üstüme geçirdikten sonra kendimi yatağımın üzerine bıraktım. Kendimi az da olsa iyi hissettim ve yanımdaki şifon yerden telefonuma uzanıp aldım.
Telefonuma bir sürü mesaj gelmişti ve şuan saat sabahın 06.30 du o odada tam 1 buçuk gün kalmışım. Ayrıca yarında sergim vardı, gözlerim sergide kullanıcam tabloları aradı ama bulamadı büyük ihtimalle babam korumalara götüttürmüştü.
Elimdeki telefonu geri yerine bıraktım ne mesajlara ne de aramalara vericek dermanım yoktu ve sadece yastığıma sarılıp uyudum.
...
Yatağımda uyurken birden kapı sesi geldi ilk başta açmıcaktım ama bir süre çaldıktan sonra açmaya karar verdim ve yatağımdan kalktım.
Kapıyı açar açmaz sultan abla birden üzerime atladı "Kızım " dedi sıkı sıkı sarılarak.
Bende ona karşılık verdim. "Özür dilerim kızım ama yapacak bir şeyim yoktu " dedi, bilirdim beni elinden geldiği kadar o da beni ninem gibi kollardı .
"Sorun değil sultanım iyiyim " dedim yanağını öperek.
Güldü, iyi olduğuma inanmış olucak ki "baban hazırlanmaya başladımı diye bakmamı istedi" dedi.
"Giyinirim birazdan da kim gelicek biliyormusun" dedim daha kim geliceğini bilmiyordum.
Kafasını olumsuzca salladı "bilmiyorum" ve devam etti " hadi görüşürüz ben çıkayım sen giyin " dedi ve çıkmadan önce saçlarıma öpücük kondurudu.
Kapı kapandıktan sonra direk telefonumu almak için şifon yerime yürüdüm saat 19.00 di 13 saat uyumuştum yorgunluktan.
Hazırlanmam gerektiğimi anladım ve ilk başta ne giymem gerektiğimi seçmen gerekiyordu .
Dolabımın önüne geçtim ve elbise bakmaya başladım, dolabımda sadece bir elbise dikkatimi çekmişti şuan, elbise ipeğin yemekte giydiğine benziyordu arkası ipli ve dizlerimin üstündeydi rengi ise mor du direk elim ona uzandı ve aldığım gibi üstümdekilerini çıkartıp elbiseyi geçirdim üzerime. Ardından makyaj masamın önüne geçtim ve oturdum.
Morluklarımı makyajla kapattım hafif bir makyaj yapmıştım, saçımı ise alttan dağınık topuz yaptım ve yine her zaman ki gibi aynı kokum dan sıktım.
Yarım saate her şeyimi halletmiştim ve telefonumu aldım, kapıya doğru yürüdüm ve kapıyı açtım kendimden emin bir şekilde yürürken annemlerin kapısının önünde durdum o an yürüyemedim çünkü kapı yarım açık tı ve annem de benim gibi yüzünde ki morarıkları kapatmaya çalışıyordu bir den arkadını dönücekti ki hemen kendimi toparladım ve kapının önünden hızla uzaklaştım.
Merdivenlerden tırabzanlara tutunarak yavaş yavaş iniyordum ama her yerim yine ağrıyordu, merdivenlerden indikten sonra boş salonla bakıştım kimse salonda değildi büyük ihtimalle herkes hazırlanıyordu.
Bende televizyonun karşısına oturdum bayağıdan beri televizyon izlemiyordum.
Televizyon kanallarında hiç bir şey yoktu o yüzden bir haber kanalında durdum .
Haberin başlığında Kenan Yalın , yalın holding için ressam arıyor diyordu.
Kenan yalın dedikleri adam vardı hemen yan tarafta adamın gözleri mas maviydi ve saçları kumraldı bu adam birine çok benziyor du ama dilimin ucuna gelmiyordu.
Sıkılıp hemen televizyonu kapattım. Ardından bir den arkamda annem ve babam belirdi babam annemin belini sıkıca kavramıştı.
Annemin tam gözünün içine baktım ama hemen bana bakıp gözlerini kaçırmıştı, annem çok güzel bir kadındı kop koyu kömür karası saçları vardı ve gözleri ise babam gibi yeşil dı .
Bugün kırmızı bir elbise giymişti ve takı olarak da inci seçmişti, beyaz teni ile elbisesi çok uymuştu.
Anneme odaklanmışken birden kapı çaldı ve gözlerimi annemden kaçırdım ve ayağa kalkıp gözlerimi kapıya çevirdim.
Babam annemi haraket ettirip kapıya doğru yürüdüler bende arkalarındaydım , birden aklıma ipek geldi büyük ihtimalle ders çalışıyordu.
Kapını dibine herkes dizildi ilk başta babam sonra annem sonra ise ben vardık tam karşımızda hizmetçiler vardı.
Kübra abla kapıyı açmak için ellerini uzattı ve birden kapıyı açtı.
İlk başta mavi gözlü kumral saçlı bir adam girdi. Bu adamı tanıyordum bu adam haberlere gördüğüm adam Kenan Yalın dı.
Arkasından birisi daha girdi bu kişide atlastı evet canın abisi atlastı gözlerim fal taşı gibi açıldı onu burda beklemiyordum , onun burda ne işi vardı..
2. Bölüm sonu...
*************
~babası alisa'ya neden öyle şeyler dedi?
~annesi nasıl yüzü morarmıştı?
3. Bölümde görüşmek üzere...
İnsta: @kirlimaskeleroffical
Tik Tok : kirlimaskeleroffical