İçeriğe geç

Kirli Maskeler

Bölüm 2 · 16 dk okuma

Kirli Maskeler

Bölüm 2

1 . Bölüm

Yazılım yanlışlarım olabilir o yüzden özür dilerim

1 . Bölüm sizlerle, keyifli okumaları

❀❀

Üzüldüm resim yaptım, sevindim resim yaptım, genellikle bütün duygularımı resim yaparak yada sütlaç ' a anlatarak bu zaman ' a geldim.

Yatağımda sağdan sola döndüm ama yine rahat edemedim bu seferde yastığıma sarılarak yatmayı denedim ama artık uykum açılmıştı. En sonunda yatağımda dikleşerek oturdum ve şigonyerimin üstündeki telefonumu elime alıp telefonumu açtım saat 09.45 zaten normalde de çok uyuyan insan değildim, 15 dakikaya masa da olmam gerekiyordu çünkü babam yemekte hepimizin olmasını isterdi bu huyundan vazgeçemezdi.

Telefonumu geri yerine bırakıp, üzerimde ki çarşafı üzerimden çekip ayağa kalktım ve giysi dolabıma doğru yürüdüm, dolabı açıp içinden gri bir eşofman takımı alıp dolabımı kapattım ve elimdekileri yatağımın üzerine bırakıp, üzerimdeki kirazlı pijamamı çıkartıp eşofman takımımı üzerime geçirdim. Sonrasında makyaj masamın önüne geçip oturdum ve gece örülü ama şimdi dağılmış saçlarıma şekil vermek için çekmecemden tarak alıp saçlarımı taramaya başladım.

Saçlarımla uğraşmaya dalmış olmalıyım ki birden telefon sesiyle irkildim, elimdeki tarağı masanın üzerine bırakıp telefonumun olduğu şifonyerime yaklaştım ve telefonumu elime alıp mesaj kutusuna girdim.

Gelen mesaj bizimkilerden di, bizimkiler dediğim de mert, rüya ve çağataydı. Mertle üniversitede tanışmıştık, çağatay ise Mert'in en yakın arkadaşıydı zamanla bizimde en yakın arkadaşımız oldu, rüya ise benim küçüklükten arkadaşımdı, babamla babası iş arkadaşlarıydı.

*rüya: günaydınn, eğer bugün müsaitseniz kafede buluşalım mı ? birşeyler içeriz.

*çağatay : olur bugün zaten boşum.

*mert : bende müsaitim

Bugün işim yoktu sadece 3 gün sonra ki sergiledi hazırlanmam gerekiyordu onuda yetiştirirdim. Sadece sergi alanına gidip sergi için yaptığım tabloları götürmem gerekiyordu.

Bana da uyar.*

Rüya: tamam o zaman her zaman ki kafede, saat 15.30 olur mu ?

Mert: tamam .

Çağatay: tamam.

Tamam. *

Ve onlara görüşürüz diyip mesaj yazmalarını beklemeden telefonumu kapattım.

Saat 09.57 geçiyodu hemen odamdan çıkıp, merdivenlere yöneldim, merdivenlerden teker teker indikten sonra gözlerim masadaki lerine kaydı. Masada 6 tane yer vardı ama sadece 4 tanesi servise hazırlanmıştı. Babam her zaman ki gibi telefonunla ilgileniyordu, annem ise dalgın bir şekilde masanın üzerinde ki çatal bıçakla oyalanıyordu ama ipek yoktu ipek büyük ihtimalle gece geç saatlere kadar ders çalışıp sabahta uyanamamıştı. Gözlerimi ellerime indirip etlerimi yolmaya başladım ve masadaki her zamanki yerime oturdum.

Masaya oturduğum an annem elinde ki çatal bıçakla oyalanmayı bırakıp bana baktı ama bu çok kısa bir andı ve hemen gözlerini benim gözlerimden ayırdı.

O gözlerini benim gözlerimden ayırınca , tam karşıma bakmaya karar verdim karşımda duvarın asılı bir sürü fotoğraf vardı. Bir fotoğraf ta babamla ipek denizde babam ipeği omuzlarına almış ve ikiside gülümsüyordu ve bu fotoğrafta kimsenin bilmediği ya da görmediği bir detay vardı babamların arkadında küçük bir kız çocuğu vardı üzgünce babam lara bakıyordu. Evet o bendim büyük ihtimalle babam ipeği omuzlarına aldı diye üzülmüştüm çünkü beni almamıştı o gün. İşte bu benim babam tarafından hiç sevilmemiş hatta varlığımdan hep rahatsız olmuştu ve ben bunu küçükken hep düşünürdüm hep kendimi yetersiz görürdüm ama artık neden böyle yaptığı düşünmeyi bıraktım ya da bu duruma alıştım.

Gözlerim bu resimde çok oyalandığını anlayınca hemen gözlerimi o resimden ayırdım ve yanındaki resme odaklandım, bu resimde aile vardı, dedem ve ninem de vardı ninem beni yanına almış, ninenim yanında dedem dedemin yanında babam ve annem, bebek ipek ' te babamın kucağında ve yine gülücükler saçıyordu. En sevdiğim fotoğrafımız buydu çünkü hem herkes gülüyor hemde ninem vardı, ninemi çok özlüyordum, ninem öleli bir yıl olmuştu ve hala alışamamıştım . Ninemin öldüğü olayda dedem ve ipek ağır yaralanmıştı ve iğleşmişlerdi , annem ve babam da hiç bir şey yoktu onlar büyük ihtimalle saklanmışlardı bende yara almamıştım ama babam ve annem bizi oracıkta yanlız bırakmışlarıdı .

Arkamda bir kıpırtı duyunca irkildim ve hemen arkama döndüm ve bu kişi ipek dı. İpek ayıcıklı kısa şortlu pijamasıyla ve uykulu gözlerle bize baka baka yürüyordu ve masaya yaklaştıktan sonra karşımdaki sandalyeye oturdu.

İpek " günaydın " dedi. Hepimize bakarak.

Babam hemen elindeki telefonu masanın üzerine bırakıp ipeğe döndü ve gülerek " günaydın güzel kızım " dedi.

Ve kahvaltıya başladık kahvaltıda kimse konuşmuyor ve herkes sadece yemek yiyordu.

Bugün canım birşey yemek istemiyordu sırf yemek yemek için yiyecektim. Tabağıma sadece 1 tane patatesli sigara böreği, 2 tane kurabiye ve bir dilim kaşar peyniri koyup yemeğe başladım .

Bir süre yemek yedikten sonra masadan ilk kalkan babam oldu üzerini düzeltip ceketini giydi ve evden çıktı. Babam çıktıktan sonra annem hiçbir şey demeden direk kalkıp yukarı çıktı ve masada sadece ipek ve ben kaldık.

İlk konuşan ipek oldu "abla nasılsın? , bugün işin var mı seni biriyle tanıştırmak istiyorum. " dedi.

"İyiyim de sen beni kimle tanıştırcan bakıyım " dedim.

İpek biraz utangaç tavırla "Can'la " dedi.

Can ismini ilk defa duyuyordum. Can galiba arkadaşı değildi çünkü arkadaşlarının hepsini biliyordum ama yine de sormak istedim.

"Kimmiş o can " dedim.

İpek biraz bekledi ve " sevgilim " dedi.

Onun bu dediğine gülünce , ipek 'te "abla ya napayım gülme oda beni abisinle tanıştıracak seni çok merak ediyo can, " ve duraksadı ardında yeşil yeşil gözlerini bana gözlerini büyütüp bakmaya başladı, şuan karşımda 3 yaşında bir çocuk oturuyor gibiydi.

Ve o bana öyle bakınca bende " tamam olur ama saat kaçta ? " dedim.

Çünkü bizimkilere söz vermiştim.

İpek "akşam saat 20.00 " dedi.

Ve bende "tamam" dedim.

Çok mutlu olmuş olucak ki sandalye sinden fırlayıp yanıma gelerek bana sıkı sıkı sarıldı.

Sarılırkende büyük bir sevinçle "teşekkür ederim dünyanın en güzel ablası " dedi. Ve yanağıma sulu bir öpücük bırakıp koşarak odasına yöneldi.

Bende arkasında güldüm , aslında şaşırmıştım çünkü . İpeğin işi gücü ders çalışmaktı çünkü istediği bölüm hukuktu. Hukuk zor bir bölümdü ama ipek akıllı bir kızdı hep ders çalışırdı okulunu hiç aksatmazdı ben onun tam aksiydim hem fiziksel hem de kişisel olarak o sevecen, hep gülen, arkadaş canlısı , çalışkandı, ben ise tam tersi pek arkadaşım yoktur sadece mert, rüya, çağatay, içime kapanığımdır, karamsar, umursamaz, kırıcı, patavatsız bir kızdım ama bu özelliklerimi ipeğe hiç göstermezdim ipek benim en değer verdiğim, en sevdiğim insandı, ama bu olduğum kişiliğin suçluları ailem dı bende isterdim hep gülmek, hep eğlenmek ama yaşanmışlıklar insanın yakasını bırakmıyordu.

Yemek yedikten sonra direk odama çıktım ve direk olarak yatağıma uzandım sadece biraz uzanıp ardından buluşma için hazırlanacaktım. Tam uykuma biraz dalmışken camıma sütlaç gelmiş olucak ki ses çıkartmaya başladı yüzümü cam tarafına döndükten sonra bu seferde gagasıyla cama vurmaya başladı ve bende gülerek yatağımdan kalktım ve yemeğini alıp cama yöneldim, camı açtım ve elimdekini görünce yine başladı ötmeye, elimdekinden bir tutam alıp önüne koydum sonra kabıda camın merkezine koydum ve sütlacı izlemeye başladım.

Sütlaç yemeğini yerken ipeğin olayını anlatmam gerekiyordu ve direk "biliyormusun sütlaçım ipek ablanın sevgilisi varmış adıda can mış akşam tanıştırcakmış beni onla " dedim.

Sütlaç bir anda yemeği bırakıp bana döndü ve hiç ses çıkarmadı, büyük ihtimalle şaşırmıştı.

" merak etme sen sütlaçım can ve abisi nasıl biri sana hepsini anlatıcam " dedim.

❀❀

Sütlaç'la biraz konuştuktan sonra biraz içim geçmiş ve 13.45 kalkmıştım. Şimdi ise dolabımın önünde ne giysem diye düşünüyordum, biraz daha dolabıma baktıktan sonra içinden mavi kot bir şort ve beyaz bluz alıp , aldıklarımı yatağımın üzerine fırlattım ve dolabımı kapattıp giyinmeye başladım. Üstümü giyindikten sonra makyaj masamın önüne geçtim, yüzümdeki morlukları kapatması için hem fondöten hemde kapatıcı sürdükten sonra biraz allık sürüp , dudaklarımı renklendirdim , gözlerime maskaramı sürdüm ve kalkmadan önce 3 fıs parfümümü sıkıp aynaya son bir kez baktım saçlarımı bugün sıkı bir at kuruğu yapmıştım.

Telefonumu ve çantamı alıp odamdan çıktım ve tam karşımdaki olan odaya yani ipeğin kapısına 3 defa vurdum ve içeriden gel sesi duyunca anında kapıyı açtım ve ipek masanın başında test çözüyordu, ipek test kitabından başını kaldırınca beni görünce gülümsedi ve bende ona karşılık vererek gülümsedim.

"Ben şimdi çıkıyorum rüyalarla buluşucam, akşam beni bekle beraber gideriz " dedim. Ona daha fazla yaklaşarak.

Yanına gelince bana alttan alttan gülümsedi ve kafasını olumluca salladı.

Ve bende o sırada çözdüğü şeylere baktım ama bakmaz olaydım ben hiç bir zaman sayısal anlamamıştım be hala anlamam da , gördüklerimden dolayı burnumu kırıştırdım ve ipeğin saçlarına bir öpücük kondurup odasından çıktım.

İpeğin yanından çıkınca direk aşağıya indim ve mutfağa girdim , kübra abla her zaman ki gibi yemek yapıyordu ve arkası bana dönüktü , ona doğru yürüdüm ve birden yanağına öpücük kondurup geri çekildim ve o ben onu birden öpünce sıçradı ve bana döndü , bana dönünce gülerek "kız napıyon yemek yapılırken birden öpülür mü korktum " dedi kübra abla.

Ben de ona gülerek "öpülür öpülür, ben sana bişey demek için geldim " dedim.

"De bakalım ne dicen " dedi.

"Ben şimdi çıkıyom rüyalarla kafeye gitçez, akşamda ipekle yemeğe gitçez "

"Ee " dedi. Gülerek

"Sultanım anladın işte idare et bizi " dedim.

" yoo hep ben idare ediyorum biraz kendi başınızın çaresine bakın " dedi mızmızlanarak.

Sevgi saati gelmişti, onu ikna etmek için birden sarıldım ve dudaklarımı büzerek ona dolu dolu gözlerle baktım ve "lütfenn..... çok önemli "

Benim sarılmama karşılı vererek oda sarıldı ve gülerek . "Tamam ama bana mesaj atcaksın " dedi.

"Teşekkür ederim sultanım " dedim.

Ve direk mutfaktan çıktım, kübra abla ben çocukken gelmişti ve hala buradaydı bizim evde ne iş varsa , ne ihtiyaç varsa o koşardı. Ben onu çok severdim hala da seviyordum bana annem miş gibi davranması çok hoşuma gidiyordu.

Kapıdan dışarı çıkınca direk sıcak rüzgar yüzüme vurdu ve sıcak rüzgar vurunca direk yüzümü buluşturduk çünkü ben yazı sevmiyordum ben tam kış insanıyıdım kar'ı çok seviyordum.

Direk garaja doğru ilerledikten sonra kendi arabamı bulup içine oturdum. Aradam siyah bir BMW 'dı bu arabayı bana ninem 18 yaşına girince hediye almıştı. Çantamı kenara attıktan sonra arabayı barajdan çıkartım ve evin büyük demir kapısının orya gelince güvenlikçi ismail abiye korna ölürüm ve o sırada da kapım açıldı ve direk arabamı sürdüm. Gideceğim kafe 20 dakikalık bir kısa mesafeydi.

Kafeye yaklaşınca telefonum çalmaya başladı ve mert beni arıyordu telefonu açtıktan sonra direk "nerdesin kızım seni bekliyoruz burda ağaç olduk " dedi mert.

" az abart mert saat daha 15.00 daha yarım saat var daha geç kalmadım, hem kafeye yaklaştım " dedim.

"Olsun hadi herkes geldi çabuk gel! " dedi.

Bunlar beni delirtiyorlardı hem buluşma saati 15.30 ve daha saat 15.00 hepsi kafedelerdi.

"Tamam hadi bay bay " dedim ve direk birşey demesini beklemeden kapattım çünkü araba kullanıyordum.

Yaklaşık 10 dakika sonrasında kafenin önüne arabamı bırakıp kafeye girdim ve bizimkiler kafenin dış tarafında oturuyordu. Çağatay beni görünce direk elini kaldırıp sallamaya başladı ve bende gözlerimle o elini idirmesini işaret edince direk elini indirdi ve gülmeye başladı. Onların masanına gelince Mert'in yanındaki boş sandalyeyi çekip oturdum, rüya ve çağatay karşıma almıştım.

Rüya gülerek "hoşgeldin Elvin " dedi ve yanlışını anlayınca düzelti "pardon alisa " dedi.

Elvini 1 yıl önce kullanıyordum yani ninem ölmeden önce çünkü alisa tarafından geri atılan bir kızdı , artık kimse elvin'i göremicekti . alisayı dedem, elvini ise ninem koymuştu Elvin temiz kalpli, iyi bir kızdı ama alisa öyle değildi kaba ve sinirli bir kızdı .

Soğuk bir sesle "sorun değil " dedim.

Mert konuyu dağıtmak için "ee nasıl gidiyor sergi işleri " dedi.

Çantamı kolumdan çıkarıp masanın üzerine koydum ve ona döndüm " iyi gidiyo sadece resimleri sergi alanına götürmek kaldı onu da sergiden bir gün önce götüreceğim " dedim ve sonra devam ettim. " ee sizin nasıl gidiyor"

dedim onlara çok soğuk olduğumu fark ederek.

Soruma ilk rüya cevap verdi " benim iyi gidiyor her zaman ki gibi hastalarımla ilgileniyorum " dedi.

Rüya benden1 yaş küçüktü ve benle neredeyse aynı boydaydı, saçları turuncu renkti , gözleriyse maviydi ve çok güzel bir kızdı , psikoloktu ve kendine yeni bir yer açmıştı ayrıca modellik te yapıyordu .

Ona bakarak güldüm ve çağatay atladı araya "ben ve motorumda çok iyiyiz " dedi.

Çağatay benden 2 yaş büyüktü , diş doktor uydu ve motor sürmeyi çok severdi, siyah saçlı, siyah'ta gözleri vardı.

Bende çağatay 'a gülerek "iyi iyi " dedim ve yanımdaki Mert'e döndüm mert 'te bana baktı sonra konuşmaya başladı. "Bende iyiyim antremanlara gidip geliyorum .. Öyle yani pek değişen bir şey yok " dedi mert.

Mert benden 1 yaş büyüktü, merti bildim bileli boks antremanlarına giderdi ayrıca yazılımcıydı, saçları kumral gözleri ise kahverengi ydi.

Ve mert konuşmasını bitirdikten sonra garson geldi ve ne alırsınız diye sordu.

"Ben bir tane limonata yanındada limonlu Chess kek alayım " dedim.

Ben kahve hiç sevmezdim ne sıcağı ne soğuk 'u ama limonla yapılan şeylere bayılırdım.

Benim ardımdan herkes istediği şeyleri söyleyince garson gitti . Garson gidince çantamın içindeki telefonum çalmaya başladı telefonu almak için çantamı alıp açtım ve arayan ipekti direk aramayı açtım ve kulağıma götürdüm.

"Abla nerdesin " dedi.

"Sabah dedim ya bizimkilerle kafede oturuyorum ablacım noldu " dedim

"Abla ben ne giyeceğimi felan seçmedim napıcam? " dedi. Sesinde hem kaygı hemde heyecan vardı.

"Ben birazdan gelirim birlikte hazırlanırız olurmu? " dedim aslında bende ne giyeceğimi bilmiyordum.

"Tamam peki çabuk gel bide selam söyle sizinkileri ne " dedi gülerek

"Tamam hadi görüşürüz " dedim.

" görüşürüz abla " dedi. Ve telefonu kapattı.

Telefonu kulağımdan çektim ve masanın üzerine koydum o sıradada garson siparişleri masaya yerleştiriyordu.

"İpeğin size selamı var " dedim.

Çağatay hemen " ve aleykümselam " dedi.

Ve bir saat daha tatlılarımızı ve içecek lerimizi içtik, onlar sohbet ederken ben onları dinledim ve buluşmaya gidicem deyip masadan ilk kalkan ben olmuştum biraz darılmışlardı ama olsun.

❀❀

Buluşmaya bir saat kalmıştı ve hala ipek elbisesini beğenememişti ve benimde hazırlanmamı engellemişti.

Şuan ben onun yatağını üzerinde oturuyor ve oda ayakta elbise bakıyordu.

Bana bakarak bordo uzun bir tane elbise gösteri , ben de o elbise yaşından büyük gösterir diyince elbiseyi bir tarafa attı . "Ay abla napıcam ben elbise bulamıyorum " dedi isyan ederek

"Çekil bide ben bakayım dedim " ve oturduğum yerden ayağa kalktım , dolabına doğru yürüdüm ipek ' te olduğu yerden bir kaç adım geri çekildi ve bana bakmaya devam etti.

Elimi elbiselerin arasında biraz oyaladıktan sonra yeşil mini ve üstü tam saran elbiseyi aldım ve ipeğe gösterdim.

Elbiseyi ipeğin üzerinde tutup " ipek bence bunu giymelisin sana çok yakışır altınada beyaz topuklu ayakkabı ve beyaz çanta mükkemmel olur " dedim.

İpekte güldü ve "ayy bu çok güzel ben niye görememiş ki bu elbiseyi " dedi ve direk elbiseyi elimden aldı. Elbiseyi yatağının üzerine attı "abla çıkıcakmısın geç kalıcaz şimdi hadi git sende hazırlan " dedi.

"Şükür " deyip odasından çıktım ve odama gittim , odama girdiğim gibi hemen dolabımı açtım ve elbise aramaya koyuldum, elime siyah dekoltesi olan arkadan bağlamalı kısa bir elbise seçtim. Ve yatağımın üzerine koyup üzerimdekileri çıkarttım.

Üzerimi giydikten sonra makyaj masamın önüne oturdum , bugün makyağımı hafif yapıcaktım zaten elbise olduğundan da iddia'lıydı .

Makyağımı da yaptıktan sonra saçımı açık bırakıp siyah topuklu ayakkabılarımı giydim ve çantamı alıp odamın kapısını açtım ve tam kapatırken ipek ' te kapısını açtı ve azım açık kaldı, çünkü ipek pek böyle tarz giyinmezdi ama çok güzel olmuştu.

O benden önce davranarak " abla çok güzel olmuşsun " dedi. Ve o sırada ikimizde kapıyı örttük.

"Teşekkür ederim ablacım sende çok güzel olmuşsun " dedim.

Ve tam annemle babamın odasının önünden geçerken annemi bugün hiç görmediğim aklıma geldi ama önemsemedim ve direk odanın önünden geçtik.

Aşağıya indikten sonra kübra ablaya gittiğimizi haber verdikten sonra arabama doğru yürüdük. Yürürken ipek birden durdu o durunca bende durdum " noldu ipek neden durdun " dedim.

"Abla aşırı heycanlandım ve stres

yaptım, ya abisi beni sevmezse " dedi.

Ve bende ona yok artık der gibi baktım " abartma ipek stres te yapma hem abisi sevmezse nolcakmış, can sevmiş ya "

Dedim ve yürümeye devam ettim ve arabaya bindim.

Ve oda koşarak ardımdan yanıma oturdu.

Arabayı sürmeye başladım ve evin sürmeli kapısına gelince ismail abi bağırarak "nereye alisa" dedi.

Bende arabanın camını açtım ve "ipeği yemeğe çıkartıyorum ismail abi " dedim.

İsmail abi de sürgülü kapıyı yavaş yavaş açtı ve " he iyi çıkar bakalım çok geç kalmayın " dedi.

Ve ben ona tamam deyip direk arabayı sürmeye başladım o sıradada ipek restorantın konumunu bana gösteriyordu.

Yarım saat sonra restorantın önünde durdum ve arabanın anahtarını valeye verdikten sonra ipekle girişe doğru ilerledik , restorant gözlemlediği ne göre pahalı bir yerdi.

Ve restorantın içine girdikten sonra kapının yanındaki kadın "hoşgeldiniz " dedi. Ve tam konuşacakken ipek araya atladı "Atlas ve can yalın için ayrılan masayı söylermisiniz " dedi.

Kadın bize bakıp ardından elinde kağıttan bakarak " 23 nolu masa , kenarıdaki manzaralı yer " dedi eliyle göstererek.

İpek birşey demeden ilerlemeye başladığında ben kadına dönerek "teşekkürler" dedim ve arkasından ilerledim.

Masaya yakınlaşırken ipek bir anda durdu ve bana döndü. "Abla acaba geri mi dönsek çok heycanlandım " dedi.

Bugün iyice saçmalamıştı.

"Abarta hadi gel çok güzel olcak " dedim ve kolundan tutarak ilerledim.

Onların masasına yaklaşınca ipeğin elini bıraktım ve öyle yürümeye başkadık.

Ve masada oturan iki erkek girdi göz açıma ve ipek koluma vurdu , sanki azının içinde konuşarak " bunlar can ve abisi Atlas " dedi açıklayarak .

Masaya vardığımızda ben can'ın abisinin karşısına oturdum ve ipekte can'ın karşısına oturdu.

Can oturduktan sonra ipeğe hayran hayran baktı ve " hoşgeldiniz " dedi dalgın dalgın.

İpekte " hoş bulduk " dedi gülerek ben onlara bakarken abisi de beni dikkatle izliyordu.

İpek konuşmaya devam ederek "bu benim ablam alisa elvin " dedi.

Can ' da ardından "memnun oldum bende can " dedi gülümseyerek.

"Bende memnun oldum" dedim.

Can ardından "bu da benim abim Atlas, aslında bir tane daha abim var ama o yurt dışında " dedi.

İpekte " memnun oldum " dedi gülümseyerek.

Atlasta gülerek "memnun oldum " dedi.

Ve garsonu çağırdı, garson elindeki menüleri hepimize dağıttı "başka bir isteğiniz olursa burdayım " dedi ve uzaklaştı.

Menü'yü aldıktan sonra menüde ki yemeklere göz ucuyla bakındım ne alacağım belliydi sadece tavuk salatası ben menüye bakarken atladın yine kaçamak gözlerle bana baktığını gördüm ne amaçlıyordu bu adam.

Elindeki menüyü masanın üzerine koydum ve diğerlerinin de seçmesini bekledim, benim ardında menüyü Atlas yerine koymuştu ve bu sefer kahverengi gözleriyle direk bana baktı.

"Mesleğiniz nedir ? ,elvin hanım " dedi.

"Bana alisa derseniz sevinirim, mesleğim ressamım " dedim.

"Pardon özür dilerim " dedi.

"Sorun değil, sizin mesleğiniz nedir? " dedim.

"Polis'im " dedi.

"Ne güzel " dedim.

Ve daha fazla konuşmamak adına kafamı cama doğru çevirdim.

Fazla konuşmayı sevmezdim , zaten kimsem olmadığı için konuşmaktan pek haz etmiyordum.

Ama can 'ı biraz tanımam gerekiyordu.

"ee can biraz kendini tanıtsana " dedim.

Can mavi gözlerini bana çevirdi o sıradada garson gelip ne istediğimizi sordu herkes istediğini söyleyince gitti.

Can konuşmaya başladı "20 yaşındayım, bilgiyasar mühendisliği okuyorum, yani böyleyim başka merak ettiklerin varsa sorabilirsin alisa abla " dedi.

"İpek'le ne zaman tanıştınız " dedim.

" 11 . Ayımız " dedi.

Ninem'lerin öldükten sonraydı .

"Peki.. " dedim.

İpek "üç gün sonra ablamın sergisi var biliyormusunuz sergi için çok çalıştı " dedi.

" heh evet isterseniz sizde sergime gelebilirsiniz " dedim.

"Olur çok güzel olur, geliriz dimi abi " can

"Olur gideriz " dedi Atlas bana bakarak

Tam konuşacakken hem karnıma hemde kalbime bir ağrı girdi ve konuşamadım sanki kalbime ve mideme ard arda bıçak saplıyorlardı.

Ve birden telefonum çaldı, çantamdan telefonumu çıkartıp arayan kişiye baktım kübra ablaydı, aramayı açtıktan sonra "efendim sultanım " dedim.

Oda endişeli bir sesle " kızım çabuk eve gel baban çok kızgın " dedi. Arkadan da sesler geliyordu tam seçemiyorum ama kübra abla telefonu kapatmadan önce nerde o kız, nerde o alisa bu sefer onu geberticem. Dedi bir ses ve telefon yüzüme kapandı.

1. Bölümün sonu...

****************

~ipek ve can çiftini sevdiniz mi?

2 . Bölümde görüşmek üzere.....

İnsta : @kirlimaskeleroffical

Tik Tok : kirlimaskeleroffical

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.