Yiğit, Alisa’nın saçlarını yavaşça okşarken, yüzüne biraz daha yaklaştı. Gözleri merakla doluydu. > “Alisa... Gece rüyanda ne gördün? Sürekli mırıldandın. ‘Özür dilerim’ deyip duruyordun,” dedi, sesi yumuşak ama dikkatliydi. Alisa bir an gözlerini kaçırdı, dudaklarını hafifçe ısırdı. Gözlerinde belli belirsiz bir gölge geçti, ama hemen ardından o tanıdık inatçılığı takınıp başını iki yana salladı. > “Hiçbir şey... Saçma bir rüyaydı, geçti gitti,” dedi geçiştiren bir ses tonuyla. Sonra bir anda yerinden kalktı, havlusunu biraz daha sıkı sardı üzerine. > “Ayrıca... farkında mısın bilmiyorum ama hâlâ havluyla duruyoruz. Ben giyineceğim artık,” dedi ve tatlı bir gülümsemeyle arkasını dönüp dolaba yöneldi. Alisa, dolabın kapağını açıp birkaç parça kıyafeti karıştırdıktan sonra duraksadı. Sonra, dikkatlice eflatun rengi kısa bir elbiseyi çıkardı. Kumaşı hafif parlak, vücudunu saran ve omuzlarını açıkta bırakan elbise, hem zarif hem de oldukça cesurdu. Elbiseyi hızlıca üzerine geçirdi, saçlarını geriye attı ve aynanın karşısına geçti. Elbisenin beli tam oturmuş, kısa eteği dizinin oldukça yukarısında kalmıştı. Aynadaki yansısına bir süre baktı; güçlü, güzel ve biraz da baştan çıkarıcıydı. O sırada Yiğit kapıya yaslanmış, sessizce onu izliyordu. Gözleri Alisa'nın üstünde gezindi, sonra hafifçe başını yana eğdi. > “Eflatun... Sana inanılmaz yakışmış. Bu kadar güzel olman biraz adaletsiz, biliyor musun?” dedi, sesi hafif alaycı ama gözleri tamamen ciddi. Alisa, gülümseyip elbisesini düzeltirken sanki farkında değilmiş gibi konuştu: > “Kahvaltıya inecektik, değil mi? Yoksa fikrini mi değiştirdin?” Yiğit yavaşça yaklaştı, parmaklarıyla Alisa’nın saçlarını düzeltti. Gözleri bir an onun gözlerinde takılı kaldı, sonra başını hafif eğdi. > “Benim fikrim her saniye senin etrafında değişiyor,” dedi alçak bir sesle.
Bölüm 40
40. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.