Öpücük sona erdiğinde Alisa başını yavaşça geri çekti, gözleri hâlâ Yiğit’in gözlerinde dinleniyordu. Bir anlık sessizlik oldu; yalnızca nefes sesleri ve dışarıdaki hafif rüzgar duyuluyordu. Sonra Alisa dudaklarını araladı ve beklenmedik bir şey söyledi: > “Eğer ben ölürsem... üstümde bordo bir elbise olsun.” Yiğit, önce ne duyduğuna emin olamayan bir ifadeyle baktı ona. Kaşlarını hafifçe çattı, gözlerinde şaşkınlık vardı. Sonra bir kaşını kaldırarak başını hafif yana eğdi, alayla değil ama gerçek bir şaşkınlıkla sordu: > “Ne alaka, güzelim? Şu an tam olarak neden böyle bir şey söyledin?” Alisa omzunu silkti, ama bakışları biraz uzaklara kaymıştı. Hafif bir gülümseme vardı dudaklarının kenarında ama içinde gizli bir hüzün de saklıydı. > “Bilmem... Bazı insanlar bir şarkı ister, bazıları dua... Benim isteğim bordo bir elbise. Hem sen bordo rengi seviyorsun ya... Son bir kez, gözünün önünde güzel olayım istedim.” Yiğit bir anlık ciddiyete büründü, sonra yanına daha da sokularak Alisa’nın alnına uzun bir öpücük kondurdu. > “Seninle ilgili böyle şeyleri konuşmak istemem... Ama madem konu açıldı—ben, seni sadece bordo elbiseyle değil, nefesinle, bakışınla, sesinle hatırlamak isterim. O yüzden... mümkünse, sen hep burada kal. Benimle.” Alisa gözlerini kapatıp başını Yiğit’in göğsüne yasladı. Bu sefer sadece sevgi değil, aitlik de vardı içinde. Güvendiği bir kucaktaydı. Korkularını bile paylaşabildiği bir yürekte. Alisa, başını Yiğit’in göğsünden kaldırdı. Gözleri hafif nemliydi ama gülümsüyordu. Yavaşça yüzüne baktı, parmak uçlarıyla onun yanağına dokundu. Sonra fısıltı gibi bir sesle söyledi: > “Öp beni.” Yiğit, o an sadece gözleriyle değil, kalbiyle de cevap verdi. Hafifçe eğildi, gözlerini onun dudaklarına odakladı ama hemen öpmedi—önce alnına, sonra burnunun ucuna birer öpücük kondurdu. Ardından yavaşça, içten gelen bir gülümsemeyle mırıldandı: > “Seve seve…” Ve ardından Alisa’yı dudaklarından öptü. Bu öpücük diğerlerinden farklıydı—aceleci değildi, yüzeysel hiç değildi. Derindi, bağlılıkla ve sevgiyle doluydu. Alisa da gözlerini kapattı ve bu öpücüğe tam anlamıyla karşılık verdi. Elleri Yiğit’in ensesine uzandı, onu kendine daha da yaklaştırdı. Yatakta, sessizliğin içinde sadece kalplerinin atışı yankılanıyordu. Zaman durmuş gibiydi. Onlar sadece birbirlerine aittiler; başka kimse yoktu, başka bir şeyin önemi yoktu. ---
Bölüm 38
38. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.