İçeriğe geç

KIRILGAN DENGE

Bölüm 8 · 2 dk okuma

KIRILGAN DENGE

Bölüm 8

Bölüm 8: Buzun Üstündeki Gerçek

Gece yarısına yaklaşıyordu. Işıklar neredeyse tamamen sönmüştü. Pist sessizdi, sanki gün boyu yankılanan alkışlar, bağırışlar hiç olmamıştı. Sadece hafif bir soğuk ve zeminden gelen hafif bir buhar vardı.Alya, üzerindeki ödül töreni elbisesinin ince kumaşına aldırış etmeden, patenlerini tekrar giymişti. Işıkların altında, yalnız başına buzun ortasında süzülüyordu. Dönüyor, dönüyor… Ama zihni sabit bir noktadaydı.“Bugün… her şey değişmiş gibi hissediyorum.”Kapının gıcırtısı buzun üstünde yankılandı. Alya durdu, başını çevirmedi. Ayak seslerinden tanıdı onu.“Geleceğini biliyordum,” dedi, gülümsedi ama sesi kırılgandı.Uraz yavaş adımlarla yaklaştı. Ellerini cebine sokmuştu, sessizdi. Üzerindeki siyah sweatshirtün kapüşonu yarıya kadar başındaydı ama beyaz saçları yine de fark ediliyordu. Yüzündeki ciddiyet, her zamanki gibi belirgindi. Ama gözleri… bu gece başkaydı. Yumuşaktı. Karışıktı.“Senin için önemliydi bu gece. Kutlaman gerekirdi,” dedi Uraz.Alya döndü, göz göze geldiler.“Kalabalıkta durmak istemedim. Sessizlik daha gerçek geliyor.”Uraz başını hafifçe salladı.“Ben de senin gibi düşünüyorum.”Sessizlik bir süre devam etti. Alya ileri kaydı, sonra birden döndü ve Uraz’a baktı.“Uraz… neden bana bu kadar iyi davranıyorsun? Bunca zamandır hep yanımdasın, hep destek oldun. Ama ben… seni bazen görmezden geldim. Bazen anlayamadım. Neden hala buradasın?”Uraz bir adım attı ileri.“Çünkü sen hayatıma girdiğinden beri… hiçbir şey aynı değil.”Alya’nın gözleri büyüdü.Uraz devam etti:“Sen geldiğinde, her şey çok karmaşıktı. Kimseyle yakın olmak istemiyordum. Ama sen… sen beni hep zorladın. Her gün… beni buzda yenmeye çalıştın. Düşsen bile gülümsedin. Bir gün bile pes etmedin.”Alya nefesini tuttu. Sesi fısıltı gibiydi.“Sen… beni izliyor muydun?”“Her zaman.”Bir adım daha attı. Artık aralarındaki mesafe çok azdı.“Ama sana söyleyemedim. Çünkü… sana olan duygularımı söylersem, kaybedeceğimden korktum. Arkadaşlığını bile…”Alya’nın gözleri buğulandı.“Uraz…”“Evet?”“Ben… seni hep yanımda sandım. Ama belki de hiç gerçekten bakmamışım.”Uraz gözlerini kaçırdı bir an. Sonra yavaşça Alya’nın eline uzandı. Parmakları Alya’nın parmaklarına hafifçe dokundu. Soğuktu. Ama o dokunuş, kalbinin derinliklerine kadar ulaştı.“Senden hiçbir zaman bir karşılık beklemedim. Sadece… seni korumak, yanında olmak istedim. Bunu bilmeni istedim.”Alya’nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı ama gülümsüyordu.“O kadar sessizdin ki… beni sevdiğini hiç düşünmemiştim.”Uraz gözlerine baktı.“Ben de… senin beni sadece bir arkadaş olarak gördüğünü düşündüm. O yüzden sustum.”Bir anda, pistin kenarından bir ses geldi. Kapı açıldı. İkisi birden irkildi. Efe içeri uzandı:“Alya? Hoca seni arıyor, otobüs kalkacakmış birazdan.”Alya başını çevirdi, sonra tekrar Uraz’a baktı.“Gidiyorum. Ama… bu konuşma burada bitmedi. Olmaz, tamam mı?”Uraz sadece başını salladı.“Tamam.”Alya yavaşça döndü, patenleriyle pistten çıkarken son bir kez daha dönüp baktı Uraz’a.“Beni hep izliyorsan, bu geceyi de unutma Uraz Alp.”Kapı kapanırken Uraz tek başına buzun ortasında kaldı. Elleri cebinde, başı hafif öne eğik… ama kalbi, ilk defa bu kadar açıkta.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.