Aradan 8 yıl geçmişti.
O yağmurlu cenaze gününden sonra hayat, Duru ve Ata için hiç eskisi gibi olmamıştı.
Aras, Melis ve Ege'nin yokluğu kalplerinde hep bir yara olarak kalmıştı.
Ama zaman durmuş değildi.
Duru ve Ata, birbirlerine destek olarak ayakta kalmayı başarmışlardı.
Yıllar içinde sevgileri daha da güçlenmiş ve sonunda evlenmişlerdi.
---
Bugün onların evliliklerinin üzerinden 5 yıl geçmişti.
Sabah güneşi evlerinin penceresinden içeri giriyordu.
Duru mutfakta kahvaltı hazırlarken salondan çocuk sesleri geliyordu.
"Babaaa!"
Ata gülerek çocuklarının yanına koştu.
"Ne oldu?"
Küçük kızları ve oğulları aynı anda konuşmaya başladı.
Duru kapının kenarında onları izlerken gülümsedi.
Yıllar önce hayal bile edemediği bir hayatın içindeydi.
Bir ailesi vardı.
Bir evi vardı.
Ve yanında hâlâ onu anlayan biri vardı.
Ata, Duru'nun yanına geldi.
"Ne düşünüyorsun?"
Duru hafifçe gülümsedi.
"Eskiden böyle bir gün yaşayacağımıza inanmazdım."
Ata onun elini tuttu.
"Ben de."
---
Akşam olduğunda ailece eski fotoğraflara baktılar.
Duru, Aras, Melis ve Ege'nin fotoğraflarının olduğu albümü açtı.
Çocukları merakla sordu.
"Anne, bunlar kim?"
Duru fotoğraflara baktı.
"Onlar bizim hayatımızın önemli parçalarıydı."
Ata sessizce başını salladı.
Onları unutmadılar.
Sadece acıyla değil, güzel anılarla hatırlamayı öğrendiler.
---
Gece herkes uyuduktan sonra Duru ve Ata balkonda oturdu.
Ata gökyüzüne baktı.
"Bunca şeyden sonra hâlâ birlikteyiz."
Duru gülümsedi.
"Çünkü bazı insanlar hayatımızdan gitse bile, sevgileri bizimle kalır."
İkisi de biliyordu...
Geçmiş değişmeyecekti.
Ama gelecek hâlâ yazılmaya devam ediyordu.
Ve bu kez hikâyelerinde acıdan çok umut vardı.