Ders zili çaldığında sınıf bir anda sessizleşti.
"Çocuklar, yerlerinize geçin." dedi edebiyat öğretmeni.
Duru her zamanki yerine oturdu. Yanında Melis vardı. Ege ise arka sırada arkadaşlarıyla konuşuyordu.
Öğretmen yoklama alırken Duru bir anlığına başını çevirip Ege'ye baktı.
Ege de ona baktı.
Göz kırptı.
Duru gülümsememek için dudaklarını ısırdı.
Melis bunu fark edince dirseğiyle Duru'yu dürttü.
"Şuna bak... Daha ders başlamadan birbirinizi özlediniz."
"Kes."
"Vallahi bıktım sizden."
İkisi de gülmeye başladı.
---
Teneffüste okul bahçesine indiler.
Hava kapalıydı.
Rüzgâr, ağaçların yapraklarını savuruyordu.
Ege elinde üç bardak sıcak çikolatayla yanlarına geldi.
"Biri sevgilime..."
Duru bardağı aldı.
"Biri Melis'e..."
Melis şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.
"Bugün çok düşüncelisin."
"Canım istedi."
Üçü bankta otururken uzaktan birkaç öğrenci onlara bakıyordu.
"Onlar yine başladı." diye fısıldadı biri.
"Herkes bu ikisini konuşuyor."
Duru bunları duyunca utandı.
Ege ise umursamıyordu.
"Boş ver." dedi.
"Bırak konuşsunlar."
---
Dersler bittikten sonra Duru çantasını toplarken Ege yanına geldi.
"Bugün babamla işim var."
"Akşam konuşuruz."
"Tamam."
Ege saçını okşayıp sınıftan çıktı.
Arkasından Melis de çıktı.
Duru ise öğretmenin verdiği ödevi tamamlamak için birkaç dakika daha sınıfta kaldı.
Koridor tamamen sessizleşmişti.
Telefonunu çıkardı.
Ege'ye mesaj attı.
Duru: Eve gidince haber ver.
Mesaj iletildi.
Ama okunmadı.
Duru bunu önemsemedi.
Çünkü Ege bazen gerçekten yoğun olabiliyordu.
En azından öyle düşünüyordu.
---
O sırada okulun giriş kapısında siyah bir araba durdu.
Arabadan uzun boylu, siyah saçlı bir genç indi.
Omzunda sırt çantası vardı.
Okul binasına bakıp derin bir nefes aldı.
"Maceramız başlıyor..."
diye fısıldadı.
Müdür yardımcısı onu karşılayarak içeri aldı.
"Hoş geldin Aras."
Aras...
Bu okulda birçok kişinin hayatını değiştirecekti.
Ama en çok da...
Duru'nunkini.
