İçeriğe geç

Kırık Yemin

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kırık Yemin

Bölüm 1

Giriş

--- Giriş Toprak kokusu, uzak bir anı gibi sarıldı etrafına. Arabanın camını araladığında, içeri dolan sıcak hava bile yabancıydı artık. Neva, dört yıl sonra ilk kez bu topraklara dönüyordu çocukluğunu, annesinin gözyaşlarını, bir bakışta buz gibi donmuş bir genci ve hiç sorulmamış soruların ağırlığını arkasında bırakmış, sonra yine o sırtına yükleyerek geri gelmişti. Valizini cipsiyah bir cipin bagajına koyarken bile babasıyla göz göze gelmemişti. Cemal Bey, her zamanki gibi suskun, yüzü taş gibi, bakışları derin ve karanlıktı. Neva, “Hoş buldum,” demedi. Zaten babası da “Hoş geldin,” dememişti. Arabanın içi sessizdi. Sadece motorun sesi ve Neva’nın yutkunmaları vardı. Pencereden dışarı baktı. O tanıdık taş yollar, sarıya çalan toprak evler, duvar diplerine sinmiş kadınların kısık sesle konuşmaları… Hepsi geçmişten çıkıp tekrar canlanmış gibiydi. Her şey aynıydı. Sanki zaman bu coğrafyaya hiç uğramamıştı. Ama Neva değişmişti. On dokuz yaşındaydı artık. Gözleri daha kararlı, bakışları daha uzak. Şehir, ona başka bir hayat göstermişti. Kaldırım taşlarıyla döşeli caddelerde yürürken, burada sessizlikle örtülmüş her duygunun orada kelimelerle konuşulabileceğini öğrenmişti. Ama şimdi, o kelimeler boğazında düğümlenmişti. Cip yavaşladı, bir dönemeçten geçerken gözleri o evi aradı. Eski taş konak… Çocukken korkarak baktığı, sonra bir gün bir bakışla içinde bir şeylerin çatladığı ev. Baran’ın evi. Baran. İsmini bile düşünmek istemiyordu. Sertti, sessizdi. İnsanların ona bakarken iki kere düşündüğü bir oğlandı. Neva on üç yaşındayken, onu ilk kez o konağın avlusunda durmuş, avlunun taşlarına sigara izmaritlerini ezerken görmüştü. Bir an göz göze gelmişlerdi. O anda bir şey olmuştu ama hiçbir zaman adını koyamamıştı. Sonra zaman geçmişti. Neva şehir dışına gitmişti. Baran ise, duyduğu kadarıyla ailesinin yükünü sırtlamış, Demir'le birlikte aşiretin sessiz ama gölgesi ağır lideri olmuştu. O çocuk, büyümüştü. Neva’nın zihninde hâlâ on altı yaşında, soğuk bakışlı ve suskun biri olarak kalmıştı. Cip konağın önünde durduğunda, Neva kapıyı açıp indi. Toz hemen ayakkabılarının üstüne sinmişti. Gözleri kısa bir an çevreyi taradı. Tüm çocukluğunu geçirdiği bu avlu, şimdi ona yabancıydı. Evin taş duvarları bile daha kasvetli görünüyordu. Kapıdan içeri girerken, bir gölgeyle karşılaştı. Gölge dönüp ona baktı. Neva, kısa bir an duraksadı. Zaman bir anlığına dondu. Baran. O idi. Yüzü daha sertleşmişti. Gözleri daha koyu. Ama hâlâ tanıyordu onu. Ve gözlerinin içinde, o eski bakışın kırıntıları hâlâ duruyordu. Fakat bir fark vardı. Bu defa o bakışın içinde, sadece merak değil, öfke de vardı. Neva başını çevirip yürüdü. O an içinden bir şey kırıldı mı, yoksa hâlâ sağlam mıydı, bilmiyordu. Ama bildiği bir şey vardı: Bu evde artık hiçbir şey çocukluktaki gibi olmayacaktı. ---

Umarım beğenirsiniz

Bölüm sonu

1 yorum