İçeriğe geç

Kırık Suskunluk

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Kırık Suskunluk

Bölüm 8

Bölüm 8 (Gece Fısıltıları)

Ethan, kapı kapandıktan sonra uzun süre koridorda öylece kaldı.

Ne hareket etti ne de tek kelime konuştu. Sadece kapının ahşap yüzeyine baktı; yansıması, koridorun sonunda duran kristal vazonun cilalı yüzeyinde silik bir gölge gibi görünüyordu.

Odanın içindeki sessizlik artık farklıydı.

Boş değildi.

Az önce söylenen her cümle, ikisinin arasında görünmez bir yük gibi asılı kalmıştı.

İçeride ise Isabella tavana bakıyordu.

Bembeyaz tavan, kalbinin düzensiz atışlarına tamamen kayıtsızdı.

Saatler geçti.

Malikâne gecenin sessizliğine teslim olmuştu. Güvenlik sisteminin uzaktan gelen uğultusu, eski döşeme tahtalarının hafif gıcırtıları ve rüzgârın camlara dokunan sesi dışında hiçbir şey duyulmuyordu.

Saat gece üçe yaklaşırken kapı usulca aralandı.

Bu kez kapıyı çalan olmamıştı.

Kapı, neredeyse ses çıkarmayacak kadar dikkatli açılmıştı.

Koridordan sızan ince ışık halının üzerine uzun bir çizgi gibi düştü.

Ethan içeri girdi.

Lambayı yakmadı.

Adımlarını öylesine dikkatli atıyordu ki sanki her adımda sessizliği bozacağından korkuyordu. Yavaşça yatağın yanına kadar ilerledi.

Orada durdu.

Kapı aralığından süzülen loş ışık uzun siluetini odanın duvarına vuruyor, onu olduğundan daha heybetli gösteriyordu.

Konuşmadı.

Sadece Isabella’nın düzenli olmayan nefes alışını dinledi.

Varlığı, odanın içinde sessiz ama ağır bir his bırakıyordu.

Isabella’nın gözleri hâlâ açıktı.

Bakışları tavana sabitlenmişti.

Onun geldiğini görmeden de anlamıştı.

Odaya girer girmez havanın değiştiğini hissetmişti.

Sessizlik bile farklıydı.

“Uyuyamadım,” dedi Ethan sonunda.

Sesi, neredeyse bir fısıltıdan ibaretti.

Yatağın kenarına yavaşça oturdu.

Şilte, ağırlığıyla hafifçe çöktü.

Ona uzanmadı.

Hatta doğrudan yüzüne bile bakmadı.

Bakışları odanın karanlık köşelerinde dolaşıyordu.

“O geceyi düşünmeden edemiyorum,” dedi ağır ağır.

“Gittiğin geceyi…”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Ağlamadın.”

“Bağırmadın.”

“Sen… sadece gittin.”

Sessizce ona döndüm.

“Çünkü çoktan kabullenmiştim, Ethan.”

Sözlerim odanın sessizliğinde yankılanır gibi oldu.

Ethan’ın yatağın kenarında duran eli yavaşça yumruk hâline geldi.

Bana dönmedi.

Ama sesi, karanlığı yaran pürüzlü bir tını taşıyordu.

“Kabullenmiştin…”

Kelimeyi sanki kendine söylüyormuş gibi tekrarladı.

“Seni sevmediğimi kabullenmiştin.”

“Kendi evinde bir yabancı olduğunu kabullenmiştin.”

“Sana yaşattığım her şeyi…”

“Daha tek bir kez bile benimle kavga etmeden kabullenmiştin.”

Bu kez başını bana çevirdi.

Loş ışık yüzünün sert hatlarını daha belirgin hâle getiriyordu.

“İşte bunu unutamıyorum.”

Sesi daha da alçalmıştı.

“Kendin için hiç savaşmadın.”

Bir an sustu.

“Sen sadece… gitmeme izin verdin.”

Yatağın üzerinde bana biraz daha yaklaştı.

Şilte yeniden hafifçe çöktü.

Bakışları yüzümde gezindi.

Yanağımdaki morluğu fark etti.

Uzun süre gözlerini oradan ayırmadı.

“Sen onu istiyordun,” dedim sessizce.

“Kimseyle savaşamazdım.”

Ethan’ın çenesi yeniden gerildi.

Önce ellerine baktı.

Sonra tekrar bana döndü.

Yüzündeki ifade, yıllardır taşıdığı kusursuz CEO maskesinden çok uzaktı.

“İstediğimi sandığım şeyi istiyordum.”

Sesi ilk kez kırılıyordu.

“Aramızdaki fark buydu, Isabella.”

“Sen ne hissettiğini biliyordun.”

“Ben ise gerçek önümde dururken…”

“…var olmayan bir şeyin peşinden gittim.”

Yavaşça elini uzattı.

Parmakları, yatak örtüsünün üzerindeki elimin hemen yanında durdu.

Bana dokunmadı.

Aramızda yalnızca birkaç santimetrelik mesafe vardı.

“Senden benim için savaşmanı istemiyorum,” diye fısıldadı.

“Sana…”

“…senin için savaşması gereken kişinin ben olduğumu söylüyorum.”

Odanın içine yeniden sessizlik çöktü.

Uzaklardan eski duvar saatinin tik takları duyuluyordu.

Başımı hafifçe ona çevirdim.

“Ethan…”

“Uyumalısın.”

Ethan’ın parmakları hafifçe kıpırdadı.

Sonra elini yavaşça geri çekti.

Ağır bir nefes verdi.

“Haklısın,” dedi.

Sesi yorgundu.

“Uyumalıyım.”

Ayağa kalktı.

Şilte yeniden eski hâline döndü.

Kapıya yönelmeden önce bana son kez baktı.

Bu bakışta artık eski soğukluk yoktu.

Yerini, yıllarca içinde biriktirdiği pişmanlık almıştı.

“İyi geceler, Isabella.”

Kapıya yürüdü.

Sessizce dışarı çıktı.

Kapı yumuşak bir tıklamayla kapandı.

Ethan ana süite gitmedi.

Uzun ve karanlık koridorda ağır adımlarla ilerledi.

Doğrudan çalışma odasına yöneldi.

Malikânedeki tek gerçekten boş hissettiren yer orasıydı.

Deri koltuğa oturdu.

Tavandan tabana uzanan pencerelerin ardından yağmurun altında kalan bahçeyi uzun süre sessizce izledi.

Yan sehpanın üzerinde duran viski bardağına dokunmadı bile.

Bardak, gecenin geri kalanı boyunca olduğu gibi, hâlâ ilk konulduğu yerde duruyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.