İçeriğe geç

Kırık Ruhlar Mahzeni

Bölüm 2 · 9 dk okuma

Kırık Ruhlar Mahzeni

Bölüm 2

1.Bölüm: Acıyı Mesken Tutmuş Hayaller

Katran karası gözlerinde,

Bir umut ararım sözlerinde,

Yıktığın hayaller enkazında,

Nefesim ol geri gel bana.

Üzerini çizdim.

Kağıdı buruşturup yeniden çöpe attım ve gözlüklerimi çıkarıp sinirle yatağa fırlattım.

Konser yarındı ve hala karalayabildiğim tek bir şarkı kırıntısı bile yoktu. Bitmiştim buraya kadardı. Tüm emeklerimin çöp olmasına ramak kalmıştı.

Bir albüm çıkartacaktık. Ve bunun 13 şarkıdan oluşacağını önceden duyurmuştuk. Fakat son bir şarkıdan hala eser bile yoktu.

Yıllardır tutunduğum tek dalım şarkılarımdı. Birkaç sene öncesinde ilk defa insanlar içimdeki çığlıklara şahit olmuş ve ilk defa beni duymuşlardı.

Bu grubu kurmaya iki yıl önce karar vermiştik. Zaten okulda küçük bir müzik grubumuz vardı fakat youtube'a attığımız tek bir video öyle bir ses getirmişti ki daha sonrasında kendimizi konserlere gider, posterleri etrafa asılır bir halde bulmuştuk.

Kısa ama zorlu bir süreçti. Hepimizin yaraları vardı ama yaralarımızı sarma yöntemimiz aynıydı.

Şarkı söylemek.

Şimdi ise bu zamana kadar ki en büyük konserimizi düzenliyorduk. Ayrıca yüklü olan videomuz haricinde kendimize ait bir şarkımız bile yoktu. Ve bu konserde söyleyeceğimiz şarkılarla bir albüm çıkartma hazırlığındaydık.

Tabi son bir şarkıda böylesine bir çıkmaza girene kadar.

Tüm umudumu halının altına süpürüp yatağın üzerindeki telefonuma uzanıp bildirimlere baktım.

AMOR grubundan 5 yeni mesaj...

Mal-odi: yemin ederim sabahtan beri boş tavanla bakışıyorum. İlham perileri Allah belanızı verir inş.

Reha ama Deha: Ben bir tane buldum ama sadece dörtlük gerisi yok.

Mal-odi: At bakalım belki biz devamını getiririz.

Reha ama Deha:

Gecenin ayazı çökmüş üstüme,

Üstümü örter misin ey sevgili,

Geceyle kuşanmış parkın bankları,

Soğuktur kimsesizlerin matemi.

Mal-odi: En iyi ihtimalle şarkıyı yazsak bile bestelemesi haftaları alacak. Yapacak bir şey yok. Konserde diğer şarkılardan çalar, albümünde çıkış tarihini erteleriz.

Dinleyiciler hayal kırıklığına uğrayacak, belki de dinlenme oranımız düşecek.

Mal-odi: Öyle bebeğim ama yapacak bir şey yok. İmkansız.

Azan Ozan: Vallahi aklıma belki bir şey gelir diye iki saat tuvalette klozetin üstünde oturdum yok abi. Ben ilhamımı oradan alıyordum ondan da hayır yok ksdjsk. Bir kelime diyorum bak bir kelime bile yazamadım.

Azan Ozan: Ayrıca bizim aşk acısı çeken depresif üzümlü kekimiz Aksel ablamız değil miydi? Heyy ses ver bebek sende havalar nasıl?

Bende de durum öyle yazdığım hiçbirini beğenmiyorum. Melodi Haklı ben pes esiyorum.

Telefonu elimden bırakıp yatağa doğru uzandım. Melodi haklıydı boşa çabaladığımı biliyordum ama bir umut kırıntısıydı bizimkisi.

Bu kadar üzülmemin sebebi albüm tarihini geciktirmek veya konserde çıkacak şarkıları seslendirememek değildi. İnsanların bizden beklentileri vardı ve bu beklentileri karşılayamamak beni üzüyordu.

Telefonu yeniden elime alma kararı alıp korkarak o şeyi yaptım.

Twitter'a girdim.

Arama kısmından AMOR yazdığımda okuduğum tweetler moralimi daha da yerle bir edecek türdendi.

Yemin ederim sevgilim çıkma teklifi ettiğinde bile bu kadar heyecanlanmadım. İnanamıyorum AMOR İzmir'de ve albümün şarkıları ilk bu konserde çalacak. #AMOR

Eğer ölürsem mezar taşıma AMOR konserinin gününü beklerken heyecandan öldü yazın #AMORİZMİRDE

Grubun ilk çıkış tarihini bile hatırlıyorum. Zaman nasıl bu kadar hızlı geçti ve siz bu kadar güzelleştiniz. Bir anne gibi gururluyum, ağlıyorum şu an #AMOR

Albümün isminden bile belli değil mi ne kadar ruhumuza dokunacağı #Yakamoz #AMOR

Hep inandık ve hep başardık. Çıkacak albüm bu grubun ilerleyeceği yolda bir çakıl taşı sadece. Atacakları daha nice büyük projelerinse başlangıcı #AMOR #Yakamoz

Hemen yarının gelmesi için bildiğiniz ritüel varsa dm please instam: AMOR_fnclup35 #AMOR #İZMİRKONSERİ

Lütfen birazda konserden elde edilen parayla köy okullarına yardım yapılacağını abartabilir miyiz? O zaman yeniden ve tekrar İYİ Kİ #AMOR

Tweetler böyle uzayıp giderken gözyaşlarım bir bir yanağıma düşmeye başlamıştı. Kendi tırnaklarımla kazıyarak elde ettiğim bu başarıyı mahvetmek istemiyordum.

Tabi ki fanlar tek bir hata veya talihsizlik yüzünden bizleri kara listeye alacak değildi. Fakat konsere gelecek binlerce kişinin yüzünde hayal kırıklığını görmek en son isteyeceğim şey bile değildi.

Yatağımdan sıyırılıp kendimi toparlamak adına elimi yüzümü yıkadım ve aynada son kez kendime bakıp yeniden odama dönüp eşyalarımı hazırlamaya koyuldum.

İzmir'e olan uçağımız üç saat sonraydı ve ben daha bunun için hazırlanmayı yeni idrak edebiliyordum. Çok fazla uzun sürmeyen hazırlığı bir iki parça günlük kıyafet ve konserde giyeceğim önceden hevesle belirlediğim sahne kostümü ile tamamlayıp bavula tıkıştırdım ve ayna karşısına geçtim.

Magazincilerle karşılaşma ihtimaline karşı insanlar üzerinde bıraktığım imajımı etkilememesi adına gözlerime yeşil lenslerimi geçirdim ardından günlük makyajımı yaptım. Koyu kestane saçlarımı su dalgası yapıp at kuyruğu şeklinde topladıktan sonra üzerime siyah crop ve siyah yüksek bel pantolonum üzerine siyah kapüşonlu ince ceketimi geçirdim.

Nisan aylarında olduğumuz için hava tam ısınamamıştı. Ama İzmir'in sıcak olduğunu düşündüğüm için ona göre giyiniyordum.

Tahmini bir saat sonra evi de kilitleyip dışarıya doğru adımladım. Yola çıktığımda hızlıca bir taksi çağırıp yolda da Melodi'yi aramayı ihmal etmedim.

Onlar son hazırlıkları yapmak için Ozi'nin evinde toplanmışlardı fakat keyfim olmadığı için davetlerini geri çevirmiştim. Taksiciye Ozan'ın evinin adresini verdikten sonra biraz kafa dinlemek için gözlerimi kapattım fakat o sırada taksicinin açtığı şarkıyla sinirlerim yeniden tepeme çıktı.

Gözlerim kapalı ellerim ceplerimde yürüyorum bilinmezliğe doğru,

Sokağı dolduruyor ıstıraplı kaldırımların soluğu,

İçimde pusu kurmuş hatalarımın suçluluğu,

Göğe bakıyorum, yalnızlığım yüzüme vuruyor, gözlerim buğulu

Hava bile parçalı bulutlu...

Kendi sesimden şarkıyı duymak tüm cinlerimi tepeme çıkardığında artık son raddedeydim.

"Abi şu radyoyu kapatabilir misin?" Biraz fazla sert çıkışarak sarf ettiğim sözler üzerine taksici bana hafifçe baş sallayıp radyoyu kapattı. Sinirimden şu ponçik dayıya bile bağırmıştım ya yazıklar olsundu.

Araba Ozan'ın evinin önüne gelince taksici abiye fazlasıyla parasını verip aşağıya indim. Adama bağırmamın vicdan hesaplaşmasını böyle rahatlatırken apartmana girmeden önce görevliye başımla selam verip apartmandan içeriye girdim.

Merdivenlerden çıkarken işitmeye başladığım gürültüden anladığım kadarıyla bizimkiler çoktan toplanmışlardı. Hızlı adımlarla ikinci kattaki daireye vardığımda kapı daha ben çalmadan açıldı ve Ozan çıplak ayakla merdivenlere doğru koşmaya başladı.

Kapıya doğru döndüğümde kafamın yanından teğet geçen terlikle ise şoka uğradım.

Reha fırlattığı terlikle hırsını alamamış olacak ki o da ayaklarına ayakkabı dahi geçirmeden Ozan'ın arkasından koşturmaya başladı. Ben korku dolu gözlerle Melodi'ye döndüğümde o gülümseyerek bu anları kayda alıyordu.

Güzel tehdit stiliydi.

Ne olduğunu anlamak için daha şokumu üzerimden atamadan ayakkabılarımı çıkartıp eve girdim. Eve girdiğimde gördüğüm manzara ise şok ediciydi. Her yer her yerde, kırlentler bir tarafa atılmış, duvarda asılı tablo yeri boylamıştı.

Ben yokken evde 3.Dünya savaşı çıkmıştı.

"Seni de anlamıyorum Aksel. Her seferinde bu ikilinin birbirine girmesini ağzın açık izliyorsun. Şimdiye kadar bağışıklık kazanman gerekirdi."

Zorlukla dağılan odada oturacak bir yer bulup Melodiye döndüm. "Tam bağışıklık kazanıyorum diyorum, öyle bir şey yapıyorlar ki devamlı level atlıyorlar." Söylediğime gülümsediği sırada elindeki videonun kaydını durdurup yerdeki krem rengi kırlentin birini eline alıp koltuğa oturdu benim gibi. Yüzündeki gülümseme anında sönerken aklına gelen şey benim de yeniden zihnime düşüp beni tutsak etti.

"Karşımızda iki seçenek var. Ya albümü bir şarkı eksik çıkarmak ya da geç bir çıkış yapmak. Aslında baştan albümün içendeki şarkı sayısını belirtmeseydik başımıza bunlar gelmeyecekti."

Söylediğine hak verircesine başımı salladım. Normalde bir şarkının eksikliği büyük sorun yaratmazdı ama biz şarkı sayısını önceden duyurmuştuk. Halk da ona göre bir çıkış bekliyordu.

"Albümü eksik çıkarma taraftarıyım. İnsanları daha fazla bekletmek daha büyük bir hayal kırıklığı yaratır." dedim esefle. Bu defa söylediğimi o onayladı.

Birkaç dakika ikimizin de suskunluğuyla geçti fakat bu sessizliği bozan tabi ki Reha ve Ozan'ın bağırışları oldu. İkisi de odaya girdiğinde yeniden birbirlerine girmeye hazırlanırlarken benim sesimle dikkatleri bana döndü.

"Sizin derdiniz ne? Ne yaptın lan yine de kızdırdın şu uslu çocuğu?" Ozan'a dönen çatılı kaşlarım üzerine Reha sanki yıllardır beklediği şey bu anmış gibi sinirle öne atıldı.

"Benim hesaptaki sekiz bin lirayı çekmiş lan!" Melodi sanki bu anı bekliyormuş gibi öne atladı.

"Sen bu üçmilyaryediyüzellimilyon milyar sen para çekmişssin sen bu parayla ne yaptın?" dediğinde ben de gülmeye başladım fakat Reha'nın öldürücü akışları altında kalınca boğazımı temizleyip yerime sindim.

"Şu geçen giydiği tuhaf tuhaf tulumlar kıyafetler falan vardı ya. Onları hep benim karttan geçmiş! Ben de diyorum bu hıyar nasıl da paraya kıyıp aldı bunları. Anlamalıydım ya!" Reha sinirden yeniden Ozan'ın üzerine atlayacakken yine benim sesimle kendini durdurmak zorunda kaldı.

"Yalnız arkadaşlar uçağa bir buçuk saat kaldı ve siz hala hazır değilsiniz trafikte de oyalanacağımızı var sayarsak artık çıkmamız gerek."

Reha sinirle nefesini verdikten sonra Melodi'nin elindeki kırlenti alıp Ozan'ın kafasına fırlattı ve odadan çıkıp gitti. Ozan bana teşekkür dolu akışlarını yollayıp o da odasına gitti.

Yarım saat içinde herkes tamamen hazırlığını tamamlamış ve Ozi'nin arabasına binmiş konumdaydık. Yolda Ozan son ses müzik açıp modumuzu yerine getirmek için bağırarak şarkı söylemeye başlamıştı fakat atladığı şey onun baterist olması ve sesinin berbat olmasıydı. Bunun dışında her şey normaldi.

Aşkta dertler katmer katmer,

Dertlenirsem hak ver hak ver,

Şeytan diyor yol ver son ver,

Sevenine bari son kere şans ver...

"Allah'ın aşkına sus artık lan. Hayır ne yediriyorlar sana arpan mı fazla geliyor anlamıyorum ya!" Reha hala üzerinden sekiz bin liranın acısını atamamış olacak ki Ozan'ın sesi bile beynini tırmalarken ön koltukta yeniden üzerine atlamamak için kendini çok zor tutuyor gibiydi.

Neyse ki çok fazla trafiğe takılmadan sağ salim araba yolculuğumuzu tamamlayıp havaalanına varabilmiştik. Güvenlikten geçtikten sonra bekleme alanında sohbet ederek vakit geçirirken birkaç tane bizi tanıyan grupla fotoğraf çekinmiş ve uçağımızdaki yerimizi almıştık.

Herhangi bir kaos oluşumuna karşı ben Reha'yla oturmuş Ozan da Melodi'yle birlikte oturmuştu. Hostes herhangi bir isteğimiz olup olmadığını sorduğunda Reha'nın huzur demesi üzerine hepimizin yüzünde tatlı bir tebessüm yer etmişti.

Küçük camdan dışarıdaki bulutlara dalmışken Reha'nın beni dürtmesiyle kendime gelip ona doğru döndüm. Elindeki gazlı içeceği bana uzattığında gülümseyip teşekkür ettim ve elindeki içeceği alıp yudumlamaya başladım.

Yolculuğa başlamamızın üzerinden daha on beş dakika geçmesine rağmen Melodi ve Ozan çoktan bin beş yüzüncü rüyalarını görmeye başlamışlardı bile. Elimde yarıladığım gazozla Reha'ya döndüğümde o da ona baktığımı hissetmiş gibi bana döndü.

"Bugün fazla durgunsun." dediğinde başımla onaylayıp içecekten büyük bir yudum daha aldım. Genzimi yakan kola bile içimin yangınını söndürmeye yetemezken sessizliğimi sürdürdüm.

"Ve bunun bugünkü konsere şarkı yetiştirememekle bir alakasının olmadığını ikimiz de biliyoruz." Bu söylediği üzerine onaylamadım fakat sessizliğim sözsüz bir onay niteliğindeydi zaten.

"2 yıl oldu." dedim neredeyse mırıltıyla. "Bugün 2 yıl oldu."

Anlayışla başını salladığında yeniden konuşmaya ikimiz de yeltenmedik ve aramızdaki kısa konuşma nokta dahi konmadan sonsuza kadar virgülle yaşamaya mahkum oldu.

Uçuşumuzun kalanında Melodi ve Ozan uyanmış onların sohbetine tek tük katılmıştım ve tüm yolculuk böylece tamamlanmıştı.

Uçaktan indiğimizde yoğun bir kalabalık bizi selamlamıştı. Gazeteciler ve hayranlar arasından zorlukla sıyrılıp limuzinine bindik ve konser alanına doğru yola çıktık. Uçak yolculuğumuza göre daha sessiz ve sakin geçen bu yolculuğumuz beni kendi içsel meselelerimle boğuşmama sebebiyet vermiş ve daha da strese sokmuştu.

Sonunda konser alanına vardığımızda kuliste büyük bir karmaşa içinde son hazırlıklarımızı tamamlayıp sunucunun bizi çağırmasını beklemeye başlamıştım ki asistanımın ismimi zikretmesi üzerine başımı ona çevirip ayağa kalktım. Gülümseyerek elindeki siyah zarfı uzattı ve o zarfı sadece bir kuryenin teslim ettiğini gönderenininse kim olduğunu belirtmediğini söyledi.

Söyledikleri bende kaşlarımı çatma isteği yaratırken elindeki zarfı bir çırpıda açıp kenara fırlattım ve içindeki notu okumaya başladım.

Krallar, padişahlar, sultanlar...

Hepsi bir gün tahtlarından koparıldılar.

Başlarındaki taçları boyunlarındaki ilmekleri oldu.

Tüm planları, hesapları mertebeleriyle birlikte soldu.

Kral tacını düşürdü gecenin kızı senin de oyuna dahil olma vaktin gelmedi mi sence?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.