İçeriğe geç

Kırık Pusula

Bölüm 39 · 2 dk okuma

Kırık Pusula

Bölüm 39

Bir Adım Daha

Bahar pikniğine üç gün kalmıştı.

Okulun havası tamamen değişmişti.

Kimse dersleri umursamıyor, herkes geziyi konuşuyordu.

Sınıfa girer girmez Mert ayağa kalktı.

"Duyuru!"

Elif derin bir nefes verdi.

"Yine ne var?"

"Piknikte voleybol turnuvası yapılacak."

"Bunu nereden öğrendin?"

"Öğretmenler odasının önünden geçerken."

"Hâlâ kulak misafiri oluyorsun yani."

"Gerektiği kadar."

Sınıf kahkahaya boğuldu.

Ben de istemeden güldüm.

---

İlk ders matematikti.

Öğretmen tahtaya sorular yazarken telefonuma küçük bir not düştü.

Kuzey, defterimin arasına kâğıt sıkıştırmıştı.

Merak edip açtım.

"Bugün çıkışta biraz yürüyelim mi?"

Kalemimi aldım.

"Olur."

Kâğıdı geri uzattım.

Birkaç saniye sonra tekrar bana geldi.

"Bu sefer bahane yok."

Başımı kaldırıp ona baktım.

Sırıtarak ders dinliyormuş gibi yapıyordu.

İçimden gülmek geldi.

---

Okul çıkışında bahçede buluştuk.

"Ee?"

"Nereye gidiyoruz?"

"Bilmem."

"Bilmeden mi çağırdın?"

"Evet."

"Harikasın."

Birlikte yürümeye başladık.

Bu kez hastaneye gitmedik.

Parkın içindeki yürüyüş yolunu seçtik.

Çocuklar salıncakta oynuyor, aileler banklarda oturuyordu.

Rüzgâr hafif hafif esiyordu.

Bir süre sessiz yürüdük.

Sonra Kuzey durdu.

"Şurada oturalım."

Boş banka geçtik.

"Güneş."

"Hı?"

"Bir şey fark ettim."

"Neyi?"

"Eskisi kadar çekingen değilsin."

Şaşırdım.

"O kadar belli oluyor mu?"

"Evet."

"Güzel mi kötü mü?"

"Bence çok güzel."

Gözlerimi yere indirdim.

"Sanırım..."

"...artık insanlardan eskisi kadar korkmuyorum."

"Neden?"

Bu kez cevabı düşünmeden verdim.

"Çünkü bana güven veren insanlar var."

Kuzey hiçbir şey söylemedi.

Sadece gülümsedi.

---

Tam o sırada telefonu çaldı.

Arayan annesiydi.

Biraz uzağa gidip konuştu.

Ben de bankta oturup etrafı izliyordum.

Az ileride küçük bir kız çocuğu bisiklet sürmeye çalışıyordu.

Bir anda dengesini kaybetti.

Bisiklet yana devrildi.

Hemen yanına koştum.

"İyi misin?"

Küçük kız gözlerini silip başını salladı.

"Düştüm."

"Evet ama cesurca kalktın."

Elini uzattım.

Ayağa kalktı.

"Bir daha dener misin?"

Küçük bir gülümsemeyle başını salladı.

"Deneyeceğim."

Tam o sırada annesi geldi.

"Çok teşekkür ederim."

"Rica ederim."

Kuzey de yanımıza geldi.

"Bana yine iş bırakmamışsın."

"Bu kez yetişemedin."

"Bir dahaki sefere."

"Yarış mı yapıyoruz?"

"Belki."

İkimiz de güldük.

---

Akşam hastaneye uğradığımızda Hasan Amca valizini topluyordu.

"Ne oluyor?"

"Yarın taburcu oluyorum."

Bir an sessiz kaldım.

"Gerçekten mi?"

"Evet."

İçimde hem mutluluk hem hüzün oluştu.

Bu oda...

Artık eskisi gibi olmayacaktı.

Hasan Amca bize baktı.

"Siz olmasaydınız bu hastane bana yıllar gibi gelirdi."

Kuzey başını eğdi.

"Biz de sizi özleyeceğiz."

Hasan Amca gülümsedi.

"Beni değil..."

"...birbirinizi bırakmayın."

O cümle odanın içinde yankılandı.

Kırık pusula komodinin üzerinde sessizce duruyordu.

İbresi yine aynı yönü gösteriyordu.

Kuzeyi...

Ve belki de...

Henüz bilmediğimiz bir geleceği.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.