Hasan Amca yatağına yaslandı.
Bir süre pencerenin dışına baktı.
Yüzündeki gülümseme bu kez her zamankinden farklıydı.
Sanki yıllar öncesine gitmiş gibiydi.
Ben ve Kuzey sessizce sandalyelerimize oturduk.
"Ne oldu Hasan Amca?" diye sordum.
Derin bir nefes aldı.
"Size gençliğimden birini anlatacağım."
"Kimi?"
"Hayatımın en güzel tesadüfünü."
Kuzey merakla öne eğildi.
"Aşk mı?"
Hasan Amca kahkaha attı.
"Çok meraklısın doktor."
"Merak ettim."
"İyi, anlatıyorum."
Odadaki sessizlik iyice arttı.
Hasan Amca yavaşça konuşmaya başladı.
"Ben sizin yaşınızdayken çok yaramaz bir çocuktum."
İnanamayarak ona baktım.
"Siz mi?"
"Evet."
"Hiç benzemiyorsunuz."
"Çünkü yaşlandım."
Üçümüz de güldük.
"Okuldan kaçardım."
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"Ders çalışmazdım."
Kuzey şaşkınlıkla başını salladı.
"Hiç beklemiyordum."
"Öğretmenler beni görünce başını tutardı."
"Sonra?"
"Bir gün yeni bir kız geldi."
Ben istemsizce Kuzey'e baktım.
O da aynı anda bana bakıyordu.
Hemen gözlerimizi kaçırdık.
"Kızın adı Nevin'di."
Hasan Amca'nın gözleri hafifçe parladı.
"Çok konuşmazdı."
"Benim gibi mi?" dedim.
"Biraz."
"İnsanlara hemen güvenmezdi."
"Sonra?"
"Bir gün yağmur yağıyordu."
Ben gülümsedim.
"Klasik."
Hasan Amca da güldü.
"Evet, biraz klasik."
"Şemsiyesini unutmuştu."
Bu kez Kuzey bana baktı.
Ben de kahkahamı tutamadım.
"Hasan Amca, siz de mi şemsiyenizi unuttunuz?"
"Hayır."
"Ben ona şemsiyemi verdim."
Odadaki hava bir anda yumuşamıştı.
"Sonra birlikte yürümeye başladık."
Hasan Amca bir an sustu.
"Biliyor musunuz..."
"Neyi?"
"İnsan bazen bir yürüyüşün bütün hayatını değiştireceğini bilmiyor."
Kuzey sessizce dinliyordu.
Ben de tek kelime etmeden Hasan Amca'ya bakıyordum.
"O gün sadece arkadaş olduk."
"Sonra en yakın arkadaşım oldu."
"Aylar geçti."
"Yıllar geçti."
"Ve bir gün..."
Derin bir nefes aldı.
"...ona âşık olduğumu fark ettim."
Odanın içinde sessizlik oluştu.
Kuzey pencereye bakıyordu.
Ben ise kalbimin neden hızlandığını anlamaya çalışıyordum.
Hasan Amca bize tek tek baktı.
"İnsan bazen duygularını çok geç anlıyor."
"Geç mi kaldınız?" diye sordu Kuzey.
Hasan Amca hafifçe gülümsedi.
"Hayır."
"Cesaretimi toplayıp söyledim."
"Ne dedi?"
"Gülümsedi."
"Hepsi bu mu?"
"Hayır."
Bir an gözlerini kapattı.
"Sonra elimi tuttu."
Yüzündeki gülümseme yıllar öncesinden kalmış gibiydi.
"Ve bana 'Ben de seni bekliyordum.' dedi."
İçim sıcacık oldu.
"Ne güzel..." diye fısıldadım.
Hasan Amca başını salladı.
"Evet."
"Hayatımın en mutlu günüydü."
Tam o sırada hemşire kapıyı çaldı.
"Hasan Bey, ilaç saatiniz geldi."
"Tamam kızım."
Hemşire içeri girince ben ve Kuzey ayağa kalktık.
"Biz biraz bahçeye çıkalım."
Hasan Amca gülümsedi.
"Çok uzaklaşmayın."
"Tamam."
Koridora çıktığımızda ikimiz de sessizdik.
Asansörü beklerken Kuzey konuştu.
"Hasan Amca'nın hikâyesi güzeldi."
"Evet."
"Biraz düşündürdü."
"Beni de."
Tam o sırada asansör geldi.
İçeri girdik.
Kapılar kapanırken aynadan göz göze geldik.
İkimiz de hiçbir şey söylemedik.
Ama sanki...
Söylenmeyen cümleler, söylenenlerden çok daha fazlaydı.