İçeriğe geç

Kırık Parçalar

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Kırık Parçalar

Bölüm 5

Final

"Çektiğin acıları ardında bırakma, gelir en yakın zamanda"

Mert'i gördüğümde şoka uğramıştım. Biricik sevgilim benden önceki numaraydı ve ekranda o adamın bana yaptıklarını izliyordu. Hemen yanına koşup "SEVGİLİM" diye bağırdım. Yanına gittiğimde hiç bir şeyi anlamadığımı fark ettim. O lanet adam benim tatlı sevgilimin bileğini kesmişti. Ve muhtemelen ölene kadar gördüğü son şeyler o adamın benle yaptığı kısa ilişkiydi. Sevgilimin soğuk teninde ağlamaya başlamıştım. Yüzü bir kardan bile beyazdı. O adamı öldürmek istiyordum fakat bunu yapabilecek gücüm yoktu. Ekranın üstünde 'Mert Taşın' yazıyordu. Bu sevgilim adı ve soyadıydı. Benim bulunduğum odada böyle bir şey yoktu fakat umursamadan gittim. Sevgilimin bedenine en hızlı şekilde huzur buldurmak istiyordum. Çıkış kapısına geldiğimde kapının kilitli olduğunu gördüm. Daha berbat bir gün olamazdı. Bir kapı daha vardı ve direk içeri atladım. Bir ofisdi burası. Girdikten sonra odadaki tüm çekmeceleri kontrol ettim. Masada bir kutu kartlık vardı, alıp baksam mı diye düşündüm fakat o kadar zamanımın olmadığını düşündüğüm için vaz geçtim. Hiç bir anahtar yoktu, hiç bir işaret yoktu. Bilgisayarın yanında bir çerçeve vardı fakat yatırılmıştı. Belki bilgisayarın şifresiyle alakalı ipucu vardır deyip çerçeveyi kaldırdım. "Bir dakika" diye fısıldadım çünkü çerçevede Mert ve anne babası vardı. Yani öyle düşünmüştüm başka kim olabilirlerdi ki. Asıl sorun neden burada Mert'in fotoğrafı vardı? Anlam verememiştim. Masadaki kartlıklardan birini aldım çünkü kartlıklar sivri gözüküyordu ve benim o adama karşı kullanabileceğim hiç bir silah yoktu burada. Kartlığı elime alıp okuduğumda en üstte iş yeri altında konumu ve en altında isim yazıyordu. İsmi okuduğumda resmen bedenim patlayacak gibi oldu. İsim olarak 'Levent Taşkın' yazıyordu. Asıl sorun ise Mert bana babasının isminin Levent olduğunu söylemişti. Neden buradaki adamla her şeyleri uyuyordu. Hiç beklemediğim bir anda adam odaya girdi. Bense gördüklerimi düşüneceğim diye onu unutmuştum. Karşımda pantolonunun alt kısmı kan olan bir adam vardı. Bana bakıp "Oğlumun cesediyle karşılaştıktan sonra nasıl hissettin pislik sürtük" dedi. Duyduklarıma inanmak bile istemiyordum. Bu adam gerçekten Mert'in babasıydı...

Oğlunun ölümünü ise bu şekilde gerçekleştirmişti. "Sen onun babasısın..." deyip geri yürümüştüm. "Evet ben onun sana asla bahsetmediği, şehirde gelen geçeni öldüren seri katilim" dedi. Mert bana bu konu hakkında ne düşündüğümü sorduğunda ne dememi beklemişti. Ayrıca beni merdivenden itme sebebi gerçekten Sarp mıydı? "Mert beni merdivenden sen istedin diye mi attı, siz iki pislik neler karıştırdınız?" diye sordum. Başlamıştı "Oğlum ne istersem yapar, ne derem itaat ederdi. Fakat bir gün hayatına bir kız girdi, o sensin... Öğrendikten sona her hal e hareketinizi takip ettim. Bir gün Mert'in sana bağlandığını düşündüm ve emir verdim. Oğlum ilk defa biri için bana Hayır demişti. Ona çok daha sert bir dille konuştum ve ikna oldu. O gün merdivenden düştün bende izimi bıraktım. Fakat sonra yan evin kamera kayıtlarında sizi gördüm ve izledim. Mert büyümüş gibi seninle seks yapıyordu. Sense izin veriyordun. O günde sonra oğlum bana karşı gelmeye başladı ve eğer bana faydası olmayacaksa hiç olmamalı dedim. Ve şimdi buradayız ve ölüm sırası senin sürtük" dedi. Tek istediğim ölmekti, izin mi versem diye düşündüm. Ama bu pisliklerin yaptıkları yanlarına kar kalamazdı. Masadaki çerçeveyi kafasına fırlattım. Yüzünü korumak için eliyle kapattı ve hızlı yanına yaklaştım. Elimdeki kartın işe yaramayacağını bildiğim için kart kutusunu alıp kafasına geçirdim. Her şey bitti derken ayağımdan tutup çekti ve ellerini boğazımda birleştirerek sıkmaya başladı. Sanki amacı boğmak değil de boğazımı sökmek ister gibiydi. Ne yapacağımı bilmeden ayağımı kasıklarına vurdum. O acıyla çırpınırken ayağımla yüzüne vurup vücudunu aradım. Ne bir anahtar vardı ne de bir kaçış yolu. Ağlamaktan harap olmuştum ama pes etmek için doğru zaman değildi. Biraz daha bakarken arka cebinde bir bıçak olduğunu fark ettim. Tam alacakken yüzüme yumruk geçirdi. Ne olduğunu anlayamamıştım bile. Yüzüme balyoz yemiş gibi hissediyordum. Kafamı toparlamaya çalışırken "Al bunu SÜRTÜK" diye bir bağırma duydum ve kafamı kaldırdığımda gördüğüm tek şey kafamdan içeri giren keskin bir bıçak...

SON

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.