İçeriğe geç

Kırık Parçalar

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Kırık Parçalar

Bölüm 1

1.Bölüm

''Her mumun dilek temsil ettiği yerde sen onları yakmayı tercih ettin''

Her zamanki gibi sabah rutinimi gerçekleştirip okuluma gidiyordum. Şehirde son zamanlarda kayıp vakaları arttığı için annem sanki günlük rutiniymiş gibi ''Yoldan geçerken etrafını izle, eğer bir araba yanında durursa biber gazını sık.'' diyor. Bundan mutsuz değilim çünkü annemin benle ilgilendiğini görmek sevinmeme sebep oluyor. Durağın başında otobüsümü beklerken bu güneşin altında kapüşonunu takmış her yeri kalın giyim olan bir adam gördüm. Bunu belirtiyorum çünkü bu havalarda görebileceğimiz son şeylerden biri olabilir. Her neyse deyip gelen otobüsüme bindim, buradan sonraysa sadece ineceğim durağı beklemek kalmıştı...

En sonunda gelmiştim ve saatime baktığımda geç kaldığımı fark etim. -şok- Her neyse deyip yoluma devam ettim ve okuluma girdim. Bizim okulumuz diğer okullar gibi dışarda bekleten türlerden değildi direkt sınıfımıza geçiyorduk. Bu bana göre en iyi ayrıcalıklarımızdan biriydi, hem de canım sevgilimle en hızlı şekilde konuşabiliyorduk. Evet benim bir sevgilim var ve bence çok normal sonuçta biz lise öğrencileriyiz ve aramızda tatlı ilişkiler olması zararlı değil. Sınıfa ilk geçtiğimde Mert'in -sevgilimin adı- sırada kulaklıklarını takıp oyuna daldığını gördüm. Hemen yanına oturdum ve 'Günaydın canım.' dedim. Mert oyun bağımlısı bir çocuk değildi ama ona her günaydın dediğimde beni duymaması her gün daha da sinir ediyordu. Omzuna tıklattım ve beni görmesini sağladım. Mert beni gördüğü gibi burnumdan öptü ve sanki ben önceden dememişim gibi 'Günaydın Aslişkom ' dedi. Bir dakika ben size kendimden bahsetmedim. Ben Aslı ve 17 yaşındayım, bu kadar(öhöm). Burnumdan öpmesiyle gafil avlandığımı söyleyebilirim ve aynı şekilde tekrar günaydın dedim. Beni görünce telefonunu hemen kapattı, sanırım sevgilimin en sevdiğim yanlarından biri bu. Diğerleri ise dürüst olması ,sevecen olması, bana aşık olması, bana bayılması, kibar olması... Sonsuza kadar yazabilirim ama kafanız bulanmasın. Ben diğer arkadaşlarıma bakarken Mert ondan hiç beklemeyeceğim bir soru sordu. 'Sence bu kayıp vakaları neden bu kadar fazla?' dedi. Eğer sonda kaşlarını çatmasaydı bunu cidden sorduğunu düşünmezdim ama sormuştu... Tabi ki de 'Bilmiyorum.' dedim. Ben ne bilebilirdim ki, sonuçta koca insanlar... Hayır bunu kaçırmıştım işte. Neden bu kadar umursamazım, kaçırılanların hepsi çocuktu.

Annemin her sabah başımın etini yemesinin sebebini daha yeni anlıyordum. Tüm bu düşüncelere dalmışken Mert 'Aslı orda mısın?' dedi. Buradayım bile diyemedim. Olayları büyüttüğümü düşünüyor olabilirsiniz ama burası küçük bir şehir ve burada suç işlenirse 5 dakika sonra bulunurdu. Annemin bana neredeyse 1 aydır yaptığı bu konuşmalar hala son bulmamıştı, gerçekten de şuan berbat saniyeler içerisindeydim. Mert anlamış olacak ki yüzüme su fırlattı... Ona bu yaptığının ne kadar yanlış olduğunu diyemedim. Onu sevdiğimden sanıyorsanız hayır, çünkü fırlattığı su gözlerimi yakmaya başlamıştı ve kafamın çok fazla karışmasına sebep olmuştu. Ben daha çığlık atamadan Mert yüksek bir sesle 'ASLI İYİ MİSİN' deyip ortalığı ayağa kaldırdı. Ben olanlara anlam veremezken mert kolumdan tutup beni tuvalete götürmeye başladı, yani ben öyle sanmıştım. Belki üniversite de hatta belki iş hayatımda bile sevgilim olabileceğini düşündüğüm nazik adam şuan beni tuvalet bahanesiyle merdivenden aşağı atıyordu... O an gördüğüm tek şey Mert'in yüzündeki cezalandırma bakışlarıydı.

Gözlerim o an kapanmıştı, sonraki açışımda ise gördüğüm şeyler başımda bir doktor ve gözüme tuttuğu fenerdi. Neden yanımda doktor vardı, neden benim sevgilim merdivenden aşağı itti ve neden gözlerim yanmıştı. Ne olursa olsun şuanda iyi değildim ve dokto bana işaret parmağını takip etmemi söyledi, başardım. Fakat hala anlamlandıramamıştım neden böyle olduğunu, en iyisi olayın baş karakterine sormaktı.

Hastaneden 4 gün rapor almıştım ve haftanın son günü yani cuma okula gitmiştim, ne Mert'le konuşmuştum ne de buluşmuştum. Düzgün bir açıklama yapana kadar benim için katillerden biri olucaktı, sonuçta beni öldürmeye çalıştı değil mi? Hızlıca okula girip sınıfıma yürüdüm. Mert her zamanki gibiydi ama bir şeyler farklıydı. Ne gibi dediyseniz şöyle diyeyim, sınıfa girdiğim andan itibaren ela gözleri ruhumun derinliklerinden çıkmaya çalışan bir kuzgun gibi bakıyordu. Bana bakacağı zaman beni bu kadar ürkütüceğini hiç bilemezdim. Sıraya yürüdüm ve Mert'e tokat attım. 'SEN NE H-' lafımı bitiremeden Mert beni tuttu ve sürüklemeye başladı. Mantıksal olarak istemesemde kalbim hala ona attığı için izin verdim. Beni merdivenlerin başına getirdi ama bu sefer itmedi. Mert başlamıştı 'Yaşadığın şeyleri hatırlıyor musun Aslı, sana ne yaptığımı hatırlıyor musun' dedi. Bende karşılık olarak 'Ordan bakınca bunağamı benziyorum pislik herif. Beni öldürmek istedin, bunu anlamadımmı sanıyorsun. Ayrıca yüzüme ne attın sen o sıvıda neydi?' dedim. Mert ise sadece bana baktı ve tuvalete gitme teklifinde bulundu. Onu onayladım çünkü bir daha yapmicağını biliyordum.

Tuvalete girdiğimizde Mert etrafta kimsenin olup olmadığına baktı, ve kimse olmadığını anlayınca başladı. 'Aslı öncelikle ben bunları isteyerek yapmadım, sen yaptırdın. Eğer sen sınıfın dangalağıyla yemek yemeseydin bunlar olmicaktı.' dedi. Başta anlamlandıramadım fakat sonra sarhoş olduğum geceyi hatırladım. Hadi ama hepinizin illaki olmuştur tadını merak edip alkol içtiğinizin. Ben o gün ardayla -sınıfın dangalağı- yemek yemiştim ama asıl soru Mert'in nereden bildiğiydi. Geçiştirmek için 'Saçmalama sadece 15dakikada yiyip kalktık bu nasıl sorun olabilir. Hem bunun bedeli gözlerimi yakıp merdivenden atmak mı!' dedim. Mert ise 'Sence ben yemeğin bedelini mi çıkardım yoksa ardayla yaptığınız eğlenceli gecenin mi?' dedi ve açıkcası kaynar sular resmen tüm bedenimi sarmış gitmiyorlardı. Mert bunu nasıl öğrenmişti aklım alkıyordu. O gün sadece biraz... Sadece birazcık yetişkinler gibi eğlenmiştik ama yinede bedeli bu olmamalı. Yinede suçlu olduğumu bildiğim için 'Mert... özür dilerim, biz aslında sarhoştuk ve ne yapıyoruz bilmiyoduk. Lütfen affet sevgilim.' dedim. Mert 'Ne yaptıysan yaptın sonuç olarak bedelini ödedin, umarım bir dahakine yanlış kişilerle sarhoş olmazsı aslı' dedi. Ne demek istediğini anlamıştım fakat bilmediğim tek bir şey kalmıştı. 'Her şey tamam ama benim yüzüme attığın şey neydi?' dedim. Sınıftaki kızlar elma suyu demişlerdi ama hiç anlayamamıştım. Mertten aldığım cevap ise bemi hayrete düşürmüştü. 'idrar'dedi Mert. Şok olmuş suratımın karşısında 'Merak etme arındırılmış idrar' dedi ve o an hayatımdaki en öfkeli sesimle 'İdrarın arındırılmışı mı OLUR PEZEVENK' diye bağırdım. İnanılmazdı ama Mert'in yüz ifadesi çok tatlıydı. Sanki gerçekten oldu ve bitmişti sinirliydim ama sözde, bu çocuk gerçekten tehlikeliydi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.