İçeriğe geç

Kırık Maskeler

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Kırık Maskeler

Bölüm 2

İlk kurban Aria Bennet

İşte dostlar, ben de herkese yaşattığını yaşamaya geldim, anlayacağınız.

Arîa’ya ilk mesajı gönderdiğimde ellerim titremedi.

"Beni koruduğunu sanıyordum."

Bu, uzun uzun düşünüp kurduğum bir cümle değildi. Zaten yıllardır içimde taşıdığım bir cümleydi. Sadece artık söylemenin zamanı gelmişti.

Cevap vermedi.

Ama okuldaki bakışları değişti.

Beni gördüğünde gözlerini kaçırmaya başladı.

Hatırlıyordu.

Günler geçtikçe onu izliyordum. Bazen eski bir fotoğrafımızı gönderiyordum. Bazen birlikte yaşadığımız eski bir anımızı hatırlatan kısa bir ses kaydı bırakıyordum.

Gerçekler kaybolmazdı.

Ben ona aslında hiçbir şey yapmadım.

Sadece unutmasına izin vermedim.

İnsanlar birini kırmak için bağırmak gerektiğini sanıyor. Oysa hayır.

En çok sessizlik parçalar insanı.

Onu izledim.

Yatakhanede, yemekhanede, derslerde… Gece odasının ışığı hâlâ açıkken bile.

Her geçen gün biraz daha içine kapandı.

Bir keresinde Raven, ona mutlu olması için kırmızı bir ruj hediye etmişti. Arîa’yı o ruju sürerken gördüğümde fotoğrafını çekmedim, bir şey söylemedim. Sadece ona mesaj attım.

“Kırmızı sana çok yakışmış. Bir zamanlar bunu beraber yapardık.”

Ekranda mesajın gönderildiğini gördüğümde içimde garip bir sakinlik oluştu.

Bir gün onu aynaya bakarken gördüm.

Aynadaki kişi kendisiydi.

Ama yüzünde kendisi yoktu.

Geçmişi vardı.

Bazı insanlar kendi yaptıklarıyla yüzleştiğinde zaten yeterince yanar.

Ben sadece o ateşin sönmesine izin vermiyordum.

O gece Blackridge yine sessizdi.

Ama bu sessizlik öncekilere benzemiyordu.

Sabah olduğunda birçok şey değişmişti.

Uyandığımda Maya yanaklarımdan öperek beni kaldırıyordu.

“Hadi kızım, televizyon saati.”

Bu saatte televizyon izlendiğini biliyordum.

“Tamam, sen çık. Formamı giyip geliyorum.”

Maya odadan çıktıktan sonra ben de üzerimi değiştirip hemen peşinden aşağı indim.

Herkes minderlere kurulmuştu.

Maya benim için de yanına yer ayırmıştı.

Bu bana garip geldi.

Çünkü ben hep hepsinin arkasında, en uzakta, tek başıma oturup izlerdim.

Bu kez Maya’nın yanına oturdum.

Sonunda televizyonu açtılar.

İlk kanal haber kanalıydı.

“Daha sabah sabah haber mi izleyeceğiz?”

Chloe bunu söylerken televizyondan gelen tanıdık bir ses hepimizi susturdu.

“Blackridge Koleji’nde okuyan üçüncü sınıf öğrencisi Arîa Bennet, dün gece saat 21.30’dan beri kayıp. Öğrenciden haber alan veya yerini bilen kişilerin en yakın karakola başvurması rica olunur.”

Ekranda onun fotoğrafı vardı.

Gülüyordu.

Her zamanki gibi.

Uzun uzun baktım.

İçimde bir şey hissetmem gerektiğini biliyordum.

Ama hiçbir şey yoktu.

Sadece tek bir düşünce vardı.

Geçmiş.

Geçmiş hep geri gelir.

Başımı kaldırıp sınıfa baktım.

Hepsi oradaydı.

Hepsi.

Ve bu sefer hiçbiri kaçamayacaktı.

Blackridge o sabah normal davranmaya çalışıyordu.

Ama kimse normal değildi.

Sınıfta sürekli bir uğultu vardı.

“Gerçekten ne oldu?”

“Ailesi bir şey demiş mi?”

“Bu kayıp normal değil.”

Chloe masasına tırnaklarıyla ritmik bir şekilde vuruyordu. Sinirli olduğu her hâlinden belliydi.

“Kesin biri bir şey biliyor,” dedi.

Sonra gözlerini kaldırdı.

Doğrudan bana baktı.

Ben ise sadece kenarda oturmuş, dışarıyı izliyordum.

Çünkü konuşulan hiçbir şey beni ilgilendirmiyordu.

Maya yanıma gelip hafifçe yaslandı.

“İnsanlar konuşuyor,” dedi sakin bir sesle.

Gözümü bile kırpmadan cevap verdim.

“Konuşsunlar.”

Maya hafifçe gülümsedi.

“Kontrolden çıkarsa—”

Başımı çevirip ona baktığımda göz göze geldik.

“Zaten çıktı.”

Maya’ya soğuk davrandığım falan yoktu.

Onu seviyordum.

Ama onu da Arîa gibi kaybetmek istemiyordum.

Arka sıradan gelen fısıldaşmaları fark ettim.

Jaden, gözlerini Noah’a dikmişti.

“Sen bir şey biliyorsun,” dedi doğrudan.

Noah gözünü bile kırpmadı.

“Yanlış kişiye bakıyorsun.”

Jaden sırıttı.

“Hayır. Doğru kişiye bakıyorum.”

Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı.

Bay Carter içeri girdi.

Sınıf anında sustu.

“Bugün ders işlemeyeceğiz,” dedi.

Yavaşça sınıfın ortasında yürümeye başladı. Raven’ın yanına geldiğinde elini onun saçlarında gezdirerek konuşmaya devam etti.

“Bazen olaylar, derslerden daha öğreticidir.”

Bu adamın neden ya da kimden bahsettiğini asla anlayamadım.

Ama bildiğim bir şey vardı.

Bu adamla Raven arasında kesinlikle bir şeyler vardı.

Ve ben bunu bulacaktım.

Carter hepimize tek tek göz gezdirdi.

“Biriniz bir şey saklıyor.”

Sessizlik oldu.

Chloe gözlerini devirdi.

“Bu okulda her şey bir şey. Herkes bir şey saklıyor.”

Bay Carter’ın dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi.

“Doğru.”

Gözleri bir benim, bir de Noah’ın üzerinde durdu.

Sanki ikimizin arasında görünmeyen bir bağ arıyordu.

Sonunda suçlamaları bittiğinde Maya’yla birlikte sınıftan çıktık.

Koridora adımımızı atar atmaz Sophie koşarak yanımıza geldi.

“Elimde yeni bir şey var.”

Telefonunu havaya kaldırdı.

Herkes ona döndü.

“Dün gece birisi Arîa’nın odasına girmiş.”

Koridordaki bakışlar bir anda birbirine çevrildi.

“Ne?” dedi Jaden.

Sophie heyecanla devam etti.

“Kapı kaydında var. Saat 02.13.”

Bir anda sessizlik çöktü.

Chloe kaşlarını çattı.

“Kim?”

Sophie dudaklarını ısırdı.

“Görüntü net değil ama…”

Cümlesini yarıda bıraktı.

Yavaşça telefonunun ekranına baktı.

Ben ise hiçbir şey söylemeden onu izliyordum.

Maya bana baktı.

Yüzünde anlam veremediğim bir gülümseme vardı.

Benim hikâyemde herkes suçlu.

Ama bazıları diğerlerinden daha fazla.

Bölüm sonu

5 yorum