İçeriğe geç

KIRIK HAFIZALAR

Bölüm 4 · 2 dk okuma

KIRIK HAFIZALAR

Bölüm 4

Eski Hayaletler

Uri ile kapının önünde durmuş bekliyorduk. Bu gizemli kişinin hala hayatta olan akrabalarından, Carmilla'nın kuzeninin evine gelmiştik. Dar ara sokaklardan birinde yaşıyodu. Evan Noctis... Uri'nin elleri silahının üzerindeydi. Ona baktım ve beni başıyla onaylayınca kapıyı tıklattım. İçeriden genç bir erkek sesi duyuldu.

"Kimsin ve ne istiyorsun... "

Elimi silahıma götürdüm ve temkinli bir şekilde konuştum

"Lethe İstihbarat Ajansı kapıyı aç"

Umarım kuzeni gibi bir zombi değildir yoksa kenara çöküp ağlarım.

Yavaşça açılan kilit sesinden sonra kapı açıldı ve karşımdaki sarışın adam yorgun bir gülümseme ile konuştu.

"Demek sonunda Carmilla için geldiniz"

~

Uri ile bir saniyeliğine dönüp kaldık ardından Uri ile bir an göz göze geldik. Başını hafifçe salladı. Belimdeki silahı tek hamlede çekip adamın şakağına dayadım.

"Sen Evan değilsin."

Fakat karşımdaki adam yüzündeki yorgun gülümsemeyi bozmadı. Arkamdan birinin adım seslerini duydum fakat Uri arkamda olduğu için arkama bakmadım. Silas Noctis... Daha önce hırsızlıktan ve eskiden bulunduğu aptal bir sokak çetesinden dolayı suç kaydı vardı. Böyle bir adamı hafife almak intihar demekti. Dişlerimin arasından resmen tısladım.

"Oblivio çetesinin kurucusu..."

"Ha Evan ha ben ne fark eder? Carmilla'nın kuzeniyle konuşmak istemiyor muydunuz?"

Ardından gözleri arkamda bir yere takılı.

"Bir taşla iki kuş vurdun ajan"

Arkamdaki Uri şükürler olsun ki en sonunda konuşmaya karar verdi.

"Sayın Evan Noctis,sizinle konuşmalıyız."

Bizim olduğumuz tarafa doğru atılan birkaç adım sesinden sonra Evan sesinden bile gülümsediğini anlayabileceğim bir tonda konuştu.

"Bay Blake Reed, lütfen silahınızı savunmasız kuzenimin şakağından çekin."

Evan sözünü bitirince Silas ellerini savunmasız olduğunu kanıtlamak istercesine havaya kaldırdı. Silahımı Silas'ın alnından çektim ve tedbirli bir şekilde sesin geldiği tarafa döndüm. Binanın merdivenlerinden bir kaç adım ötede yaklaşık benim yaşlarımda, siyah saçlı bir adam duruyordu. Omuzları dikti ve yüzünde Silas'ın gülümseyişinin aynısından vardı ancak o Silas'ın aksine bizi dikkatlice süzüyor, sanki konuşmadan önce hakkımızda karar vermeye çalışıyordu. Benim aklımsa başka bir yerde takılı kalmıştı.

"Adımı nerden biliyorsun? "

Parmaklarım hala silahımın üstünde hazır bir şekilde bekliyordu. Silas'ın soruma sinir bozucu şekilde güldüğünü duydum. Bu gülüş üzerine yanımdaki Uri'nin bile gerildiğini göz ucuyla gördüm. Evan ise gülümseyişini koruyarak cevap verdi.

"Carmilla'nın ölümü çok şüpheli gelmişti." Ellerini arkada birleştirdi ve merdivenin ilk basamağına gelecek kadar bize yaklaştı.

"Anlarsın ya... Bazen bazı şeyleri yetkililere bildirsen bile bir şey yapmazlar ve en sonunda ipleri eline alman gerekir. Ben de aynen öyle yaptım." Birkaç saniye bekledi ve en sonunda arkama bakıp gülümsedi.

"Değil mi Beria..? "

Bekle... Ne?

Adını duyunca inkar edercesine arkamı dönerek evin içine baktım.

"Blake... "

Karşımda Beria duruyordu. Yıllar sonra ilk defa. Açık kahve gözlerim onun kahverengi gözleriyle buluştu. Bir anlığına ne Evan vardı, ne Silas, ne de elimdeki silah.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.