İçeriğe geç

Kırık Duvarlar

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kırık Duvarlar

Bölüm 1

Kapanan Kapılar

Lina, gözlerini araladığında yine o tanıdık sessizlikle karşılaştı. Sessizlik, huzurdan çok hapsolmuşluğun yankısıydı. Dört bir yanı yumuşacık yastıklarla kaplanmıştı; sanki dışarıdan bakan biri burayı bir çocuğun oyun odası sanabilirdi. Ama Lina için bu odanın yumuşak duvarları, yalnızca özgürlükle arasındaki bariyerlerdi.

Bu odada ilk uyandığında beş yaşındaydı. Babası onu kollarından tutarak sürüklerken, Lina'nın aklında yalnızca annesinin sessiz gözyaşları vardı. Annesinin bir şey yapmasını beklemişti ama yapmamıştı. O gün babası, Lina’yı odanın ortasına bırakıp, "Artık burada kalacaksın," demişti. Kapıyı kapatıp ardında bıraktığında Lina, buranın yalnızca bir oyun odası olduğunu sanmıştı. Ama oyun odaları kilitlenmezdi.

Başlangıçta babası arada bir gelirdi. Bir tabak yemek ya da bir bardak su bırakır, ardından sessizce çıkardı. Lina için bu ziyaretler, odanın tek bağlantısıydı. Ama zamanla babasının gelişleri daha az olmaya başladı ve her gelişinde yüzündeki soğukluk daha da artıyordu.

Yedi yaşındayken Lina’nın odasına ilk yabancı geldi. Babası, sanki sıradan bir misafir tanıtıyormuş gibi, "Bu amcanla vakit geçireceksin," dedi. Adam çömelip Lina’ya baktığında, Lina içgüdüsel olarak bir şeylerin yanlış olduğunu hissetmişti. Adamın bakışlarında tanımlayamadığı bir karanlık vardı. Lina ilk başta korkmuş ama bunu bir hata sanmıştı. O gece annesi gelir, babası gelir ve onu kurtarır diye düşünmüştü. Ama kimse gelmedi.

Adam, Lina’nın çığlıklarına aldırmamıştı. O an, Lina’nın çocuk dünyası yıkılmış, yalnızca hayatta kalma içgüdüsü kalmıştı geriye. Her yeni yabancı, Lina’nın ruhunda yeni yaralar açıyor, çocukluğunu bir parça daha alıp götürüyordu.

Yıllar geçtikçe Lina’nın bedeni, maruz kaldığı şiddetle baş etmenin yollarını öğrenmişti. Çığlık atmanın, direnişin ya da yalvarmanın bir anlamı yoktu; bunlar sadece şiddetin süresini uzatıyordu. Lina, hayatta kalmanın en etkili yolunun sessizlik olduğunu fark etmişti. Bu sessizlik bir teslimiyet değil, bir stratejiydi. Ama her sessiz gece, Lina’nın içinde büyüyen bir yara bırakıyordu.

Lina, konuşmayı tamamen unutmuştu. İlk zamanlar çıkaramadığı sözcükler, yıllar geçtikçe zihninden de silinmişti. Dış dünyadan bihaberdi; ne bir ağaç görmüş, ne bir kuş sesi duymuştu. Hayal gücü, zamanla yalnızca odadaki yastıklara ve onların ardında olduğunu düşündüğü bilinmeyen dünyaya odaklanmıştı.

Odadaki bir duvarda, Lina’nın parmaklarıyla kazıdığı bir çizik vardı. Bu çizik, onun için bir umut sembolüydü. Her sabah uyandığında bu çiziğe dokunur, "Bir gün buradan kurtulacağım," diye düşünürdü. Bu düşünce, bir inanç mıydı yoksa kendini avuttuğu bir yalan mıydı, bilmiyordu. Ama bu küçük umut, Lina’nın hayatta kalmasını sağlayan tek şeydi.

Her yeni gün, Lina için aynı karanlık döngüyü getiriyordu. Kapı açılıyor, odasına yeni biri giriyor ve ardından o ölüm sessizliği yeniden başlıyordu. Lina'nın bu döngüyü kırma planı, yalnızca aklının bir köşesinde büyüyordu. O küçük çiziğe dokunarak hayal kurmaya devam etti: "Bir gün, buradan kaçacağım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.