İçeriğe geç

Kırık Ayna

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Kırık Ayna

Bölüm 5

5. Bölüm: Dudaktaki Zehir

Talim alanındaki o boğucu yakınlaşmanın üzerinden saatler geçmiş olmasına rağmen Genç Prensin tenindeki yangın sönmemişti. Odasındaki büyük boy aynasının karşısında durmuş, parmaklarını yavaşça kendi çenesinde ve Alistair’in sert ellerinin kapandığı el bileklerinde gezdiriyordu. Aynadaki yansıması ona ihanet ediyordu; yanaklarındaki o hafif kızarıklık, nefret ettiği o adamın kollarındayken duyduğu utancın ve itiraf edemediği o tuhaf yabancı hazzın kanıtıydı.

aynaya doğru fısıldadı

"Ondan nefret ediyorum O sadece tahtımı çalmaya çalışan bir gaspçı ve ben ona yenilmeyeceğim kendini topla arian."

Giysisinin altındaki gümüş işlemeli hançeri çıkarıp masanın üzerine sertçe bıraktı. Tam o esnada saray koridorlarında akşam fısıltıları yükselirken odasının kapısı bir kez daha o tanıdık ve pervasız cüretle açıldı.

Gelen Alistair’di.

Ancak bu kez üzerinde o kaba askeri zırhlar yoktu saray banyolarından yeni çıktığı her halinden belli olan ıslak kuzguni saçları alnına dökülmüş üzerine sadece gevşekçe bağlanmış ipek bir gece bornozu almıştı Göğsünün üst kısmı tamamen açıktı ve teninden yayılan o sıcak erkeksi sabun kokusu anında odanın tüm havasını istila etti Alistair kapıyı arkasından yavaşça kapatıp sürgüyü çekti O sürgünün çıkardığı tık sesi genç prensin kalbinin teklemesine neden oldu.

"Yine odama izinsiz giriyorsun"

aynanın önünden çekilip masanın üzerindeki hançere doğru bir adım attı ama Alistair onun ne yapacağını çoktan öngörmüştü.

Alistair bir yırtıcı kadar sessiz ve hızlı adımlarla aralarındaki mesafeyi kapattı Prens daha hançere uzanamadan Alistair onun narin bileğini havada yakaladı ve tek bir hamlede arkasındaki duvara doğru savurdu. Prens’in sırtı sert ahşap duvarla buluştuğunda Alistair iki elini de prensin başının iki yanına dayayarak onu tamamen kendi bedeniyle duvar arasına hapsetti.

"Hala o küçük oyuncakla beni tehdit edebileceğini mi sanıyorsun bücür"

Sesi her zamankinden daha boğuk daha derin ve baştan çıkarıcıydı Alistair göğsünü, genç prensin narin göğsüne tamamen yasladı İpeğin altındaki o sıcak kaslı göğsün baskısı prensin nefesini tamamen kesti Alistair başını hafifçe eğdi ıslak saçlarından dökülen bir damla su prensin köprücük kemiğine düşüp aşağı doğru süzüldü Arian utançtan ve altındaki bu yoğun tensel baskıdan dolayı gözlerini kaçırmaya çalıştı ama Alistair’in nefesi tam dudaklarının üzerindeydi.

Alistair emretti

"Yüzüme bak bücür"

Tonu bir kralın emrinden çok daha baskındı.

Çelimsiz Prens gözlerini Alistairin o buz mavisi yukardan bakan gözlerine diktiğinde içindeki utanç dalgası tüm vücudunu kavurdu Alistair Arianın utançtan kızaran yanaklarını hızla inip kalkan göğsünü izlerken gözlerindeki o karanlık haz daha da büyüdü Alistair yavaşça aletini Arianın bacaklarının arasına doğru itti Bu cüretkar ve sınırları zorlayan temas prensin dudaklarından hafif bir iniltinin kaçmasına sebep oldu Prens duyduğu bu haz karşısında kendinden tiksinerek alt dudağını ısırdı.

Çelimsiz Prens

"Yalvarırım bırak beni"

Sesi bir yalvarıştan ziyade teslimiyetin eşiğindeki bir çığlık gibiydi.

"Yalvarıyor musun?"

Alistair’in dudakları prensin kulağına doğru kaydı dudakları prensin kulak memesine hafifçe sürünürken fısıldadı.

"Bana nefretle bakan o gözlerin, kollarımın arasında nasıl da zevkle buğulanıyor görüyor musun Sen benden nefret etmiyorsun prenscik Sen sana hükmetmeme bayılıyorsun."

Alistair başını geri çekti ve gözlerini doğrudan prensin titreyen dudaklarına dikti. Aralarındaki o yakıcı utanç ve arzu dalgası odayı tamamen yutmuştu Alistair parmaklarının ucuyla prensin ıslak alt dudağına dokundu başparmağıyla o narin dokuyu sertçe ezerek prensi tamamen kendi utancıyla baş başa bıraktı Arian gözlerini kapattı bu yasak arzunun ve üvey abisinin teninin kokusunda kaybolmamak için tüm gücüyle direniyordu Ama Alistairin yüzü ona o kadar yakındı ki her bir nefes alışlarında dudakları birbirine değiyordu.

Alistair onu tam orada sert ve tutkulu nefessiz bırakana kadar öpebilirdi onu tamamen yıkıp geçebilirdi ama yapmadı O yavaşça geri çekilirken prensin dudaklarında sadece onun parmaklarının bıraktığı o yakıcı sızı kaldı Alistair kapıya doğru yürürken arkasına bakarak fısıldadı

"Bu gecelik bu kadarı sana yeter. Ama unutmaki tenin bile bana ait olacağı günü sabırsızlıkla bekliyor."

Alistair odadan çıkıp kapıyı kapattığında Genç Prens duvardan yavaşça yere doğru kaydı Elleriyle yüzünü kapattı kalbi delicesine çarpıyordu İçindeki o yoğun haz ve kendinden tiksinmesine sebep olan o tatlı utanç onu bir sonraki karşılaşma için şimdiden köle etmeye başlamıştı.

Devam edecek..

Bölüm sonu

2 yorum