İçeriğe geç

Kırık Adalet

Bölüm 29 · 2 dk okuma

Kırık Adalet

Bölüm 29

Bölüm 29: Güvenin Kırılgan Sırları

Nesrin'in dile getirdiği sözler, sustuğumuz sırların peşinden sürüklediğimiz yüklerin altında ezilerek bulmuştu bizi. Sessizce sindiğim odanın duvarlarını yarı karanlık bir ışık fısıldıyordu adeta. Nesrin gözlerimin derinliklerinde bir şeyler ararken, düşüncelerim karmaşık bir düğüm gibi içimde dolanıyordu. Geçmişin yükü, geleceğin belirsizliği... Baran ile yüzleşmek zorunda olduğum gerçeği artık kaçınılmazdı. Kalbim hızla atarken, ofisin sessizliğinde duyulan nefeslerimizin yankısı beni aniden gerçek dünyaya çekti. Şimdi, Nesrin'in ifadeleri havada asılı kalmıştı; Baran'a henüz anlatamadığım, içten içe kaynayan öfkemin nüvesi bir kez daha gün yüzüne çıkmıştı. O ki, ailemi yitirdiğim gecenin gölgesinde karşımda duruyordu; şimdi ise aynı acı denizinde yüzerken bir kurtuluş planı sunuyordu bana. Baran, odanın köşesinde durdu ve yüzünde yıllar boyu saklanan pişmanlıkların izini keşfetmem için bana bir anlık yüzleşme zamanı verdi. Onun yaklaşan adımları, boynumdaki ince tüyleri dikleştiren bir titreşim yarattı. Sessizliğin ortasında nefesimizin sesi yankılanıyor, derin kahverengi gözlerinde başlattığı kelimeleri duyuyordum – geçmişin boğucu kalıntılarına bir çare öneren cümleler. "Serra," dedi, sesindeki çatırdayan kararlılık beni derin bir girdaba çekti. "Geçmişi aydınlatmamızın vakti geldi. Gerçeği bulmak için birlikte çalışmamız lazım." Söylediklerine inanmak mı zor, yoksa kendi içimde yükselen şüpheyle yüzleşmek mi? Bilemezdim. Fakat şu an, ikimizin de bu kararla karşılaşması gerekiyordu. Her ikimiz için de kaçış yoktu. Baran’ın gözlerindeki ıstırap, yılların pişmanlığı ve içsel savaşından bir parça gibiydi. Ne zaman ona baksam, aynı zamanda kendimde sakladığım şiddetli nefretle savaşmak zorunda kalıyordum. Yine de, onun uzattığı el adaletin bulanık sularında bir umut ışığı gibiydi. "Tamam," diye cevapladım, içimdeki çatışmayı göğüslerken. "Ama bu, kolay bir yol değil." O an kelimelerimiz, kalın bir sis içinde yolunu arayan bilinçsiz bir arayış gibiydi. İlerlemek için başka seçeneğimiz yoktu. Bu işbirliği, baş edemediğimiz geçmişin gölgelerinden sıyrılmak adına atılmış bir adımdı. Kendimi Baran ile yan yana bulduğumdan beri içimde yankılanan karmaşık hisler, şu an bir kez daha gün yüzüne çıkıyordu. Onun yanında durmak, yakaladıklarımla yüzleşmekti aslında. Elini uzattığında, tereddütle havaya asılı kaldım. Bu dokunun getireceği güvenliğin gerçekliğine inanarak, ellerimiz yavaşça birleşti. Soğuk camdan dışarıya bakarken, camın ötesindeki şehir ışıklarının ufukta yarattığı dalgaları seyre daldık. İkimizin de kalbinin derinlerinde aynı soruyla yanıyorduk: Bu işbirliği, intikam ve adalet arasında doğru bir denge mi kuracaktı? Baran'ın bana uzattığı teklif, içimde yanan ve kendimi bulmak için yankılanan bir umut oldu. Nihayet, ailemin katilinin peşine düşmek için birlikte yola çıkmamız gerekiyordu. Acının bizi istediği yere götürmesine izin veremezdim. Gerçek düşmanımızı bulmayı vadeden bu yolculukta, geçmişe takılı kalmadan ilerleyebilmemin tek yolu Baran'ın geçmişin üzerine kurulmuş maskesini indirmesine izin vermekti. Ve şimdi, bu yolda birlikte beklenmeyen bir çatışmanın eşiğindeydik. Baran ve ben, geçmişin duvarında seyrek yağmurlar gibi bir kalemi delen mürekkep misali, dikkatli adımlarla odaya geri döndük. Nesrin, Ela ve Timur bizleri bekliyordu, yeni bir toplantı için. Toplantının kesin sonucunu bilmesem de; artık önemli olan, bu sürecin sonunda karşılaşacağımız gerçekti. Gelecek, geçmişin gölgeleriyle doluydu; ama ben o gölgeleri aydınlatmak için her geçen gün daha kararlı hissettim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.