İçeriğe geç

Kırık Adalet

Bölüm 23 · 2 dk okuma

Kırık Adalet

Bölüm 23

Bölüm 23: Gerçeğin Peşinde

Gün ışığı odanın sarı duvarlarında kırılırken, gözlerim Timur'un kararlı ifadeyle benimle masaya oturuşunu izliyor. Kalbimin derinlerinde bir yerde, kahve kokusu eşlik ediyor bu sessiz mücadelemize, gözlerimi gerçeklerden kaçırmama izin vermiyor. Baran'ın teklifi aklımda dönüp dururken, onun gerçek niyetinin peşinde bir dedektif olmaktan alıkoyamıyorum kendimi. "Baran'a güvenemezsin, Serra. Bunu sen de biliyorsun," diyor Timur, dudaklarından çıkan her kelime, kahvenin o acı tadı gibi yüreğime oturuyor. Sesindeki titreme, geçmişe olan kederini yansıtıyor ve aynı zamanda bana bir uyarı niteliği taşıyor. Oysa içimdeki öfke, gerçeği bulacaksa eğer, her bedeli ödemeye razı. "Belki de teklifini kabul ederek, gerçeğe daha yakın olabilirim," diye fısıldıyorum. Sesim bu küçük odanın duvarlarına çarparken, içimdeki tereddütle kendi cümlelerimi sorgular buluyorum kendimi. Baran, geçmişin gölgelerinde suçluluk hissiyle dolsa bile, bana ulaştırdığı bilgiler her şeyi değiştirebilir. Onunla yüzleşmenin başka bir yolu yok mu? Timur gözlerini kilitliyor benimkilere, çelik mavi bakışları bir fırtına gibi… "O adam senin aileni yok etti, Serra. Onunla işbirliği yapmayı nasıl düşünebilirsin?" Cevabım sessiz bir yankı gibi içimde çınlıyor, "Belki de bu, geçmişi geride bırakmanın tek yoludur." Hakikat savunmasız bir gerçekken, yüreğimde bastıramadığım bir acı tekrar tekrar kabarıyor. Öğleden sonra, Ela ile Baran'ın görüştüğü haberini aldığımda içime yeni bir tereddüt dalgası yayılıyor. Ela'nın zenginlerle yaşadığı geçmiş sorunlarını bilsem de, ona karşı barındırdığım güven, Serra'nın yolsuzluk mağdurları adına somut adımlar atmada ne denli kararlı olduğunu hatırlatıyor bana. Bu davada onun varlığı, benim için bambaşka kapılar açıyor. Günün ilerleyen saatlerinde, bir parça korku ve kuşkuyla Baran'la buluşmak üzere yola çıkıyorum. Her adımda, ayaklarımın altındaki kaldırım taşlarının pürüzsüz soğukluğunu hissediyorum. Küçük bir kafede buluşmayı kabul ettik, sakin ve izbe… duygusal çalkantılarım için mükemmel bir sahne. Baran'la yüz yüze geldiğimde, gözlerinde suçluluk ve pişmanlık karışımı bir gölge beliriyor. Derin kahverengi bakışları, yüzümde gezinirken hissettiğim karmaşa çığlığa dönüşüyor içimde. Sessizce bana uzattığı elindeki dosyayı alırken, onun içindeki bilgilerle geçmişin karanlığını yok edeceğime dair bir inanç beliriyor. "Bu, bilmen gereken her şey," diyor Baran, sesi derinden ve çatallı, ağzından dökülen kelimeler ise tedirgin. Çelişki dolu kalbimde bir yankı daha: Gerçek, gerçekten bu kadar acımasız mı? [Baran’a güvenmemek gerek], diye yineliyorum Timur’un sesini içimde, ama davanın gerçekleri nasıl ulaşılamaz olabilir ki? O an içgüdülerim bana acımasız bir gerçek daha söylüyor; belki de gün ışığının aydınlatamayacağı kadar karanlık noktalar var bu hikayede. Elimdeki dosya, geçmişle yüzleşmek, ama aynı zamanda bir sır kapısını aralayan anahtar gibi. Dışarıda başladı çiseleyen yağmur, içimdeki karmaşık duygulara adeta eşlik ediyor. Şimdi gerçeği bulmalıyım, çünkü bu benim hikayem… Benim eyaletim… Benim geçmişim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.