"Bazı anılar silinmez. Sadece doğru zamanı bekler."
Gözlerimi açtığımda odadaydım.
Ama nerede olduğumu anlamam birkaç saniye sürdü.
Kalbim hızlı atıyordu.
Nefesim kesik kesikti.
Az önce gördüğüm görüntü hâlâ gözlerimin önündeydi.
Tren rayları...
Karanlık...
Ve bir çocuk.
"Aleyna, sakın arkana bakma!"
Elimi alnıma götürdüm.
"Enes..."
İsmi ağzımdan istemsizce çıktı.
---
Kapım açıldı.
Annem içeri girdi.
Beni görünce hemen yanıma koştu.
"İyi misin?"
"Ben oradaydım."
Annem durdu.
"Ne?"
"Tren garında."
Yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu.
"Hatırladım."
Annem yatağın kenarına oturdu.
"Ne hatırladın?"
"Enes."
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Ve babam."
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra annem fısıldadı:
"Her şeyi hatırlamak zorunda değilsin."
"Ben hatırlamak istiyorum."
---
O gece ilk kez annem bana çocukluğumdan bahsetti.
"Enes seni çok korurdu."
"Ben onu seviyor muydum?"
Annem gülümsedi.
"Çok."
"Nasıl?"
"Sen onun peşinden ayrılmazdın."
İçim acıdı.
"Öyleyse neden hiçbir şey hatırlamıyorum?"
Annem cevap vermedi.
---
Ertesi gün Selin ve Uzay geldi.
Masaya oturduk.
Önümüzde eski fotoğraflar, gazete kupürleri ve notlar vardı.
Selin bir fotoğrafı eline aldı.
"Şuna bak."
Fotoğraf eski tren garının önünde çekilmişti.
Babam vardı.
Enes vardı.
Ve...
Ben.
Üçümüz birlikte duruyorduk.
Fotoğrafın arkasında tarih yazıyordu:
17 Temmuz.
Ama fotoğrafın sağ tarafı yırtılmıştı.
Sanki biri özellikle birini kadrajdan çıkarmıştı.
"Kim eksik?" diye sordum.
Uzay fotoğrafı inceledi.
"Burada dört kişi varmış."
"Nasıl anladın?"
"Yerde dört kişinin gölgesi görünüyor."
Bir anda sessiz kaldık.
Dört kişi.
Babam.
Enes.
Ben.
Ve...
Kim?
---
Selin bilgisayarını açtı.
"Gazete arşivini tekrar buldum."
Ekrana eski bir haber yansıdı.
"17 Temmuz gecesi meydana gelen olayla ilgili soruşturma sürüyor."
Haberin altındaki paragrafın bir kısmı okunmuyordu.
Ama bir cümle seçilebiliyordu:
«"Olay yerinde bulunan üçüncü kişinin ifadesi..."»
Selin durdu.
"Üçüncü kişi."
Uzay bana baktı.
"Demek baban ve Enes dışında biri daha vardı."
"Ben de vardım."
"Hayır."
Uzay başını iki yana salladı.
"Haberdeki üçüncü kişi senden bahsetmiyor."
İçimdeki huzur tamamen kayboldu.
O zaman...
Dördüncü kişi kimdi?
---
Akşam eve dönerken telefonuma mesaj geldi.
**0507 *** ** :
«Dört kişi vardı.»
Parmaklarım dondu.
Siz:
«Dördüncüyü biliyor musun?»
Cevap geldi.
**0507 *** ** :
«Evet.»
Siz:
«Kim?»
Uzun bir sessizlik.
Sonra:
**0507 *** ** :
«Sana söylemeyeceğim.»
Siz:
«Neden?!»
Cevap:
**0507 *** ** :
«Çünkü onu bulursan, amcanı da bulursun.»
Kalbim hızlandı.
Amcam...
Yıllardır ailemizin konuşmadığı adam.
Babamın kardeşi.
Ve belki de...
Bütün bu hikâyenin merkezindeki kişi.
---
Tam telefonu kapatırken başka bir mesaj geldi.
Bu kez aynı numaradan değildi.
Bilinmeyen Numara:
«Enes'i aramayı bırak.»
Ardından ikinci mesaj:
"Çünkü onu bulursan, anneni de kaybedersin."
Telefonu elimden bırakamadım.
İki farklı numara...
İki farklı kişi...
Ve artık ikisi de bana aynı şeyi söylüyordu:
Enes'i bulmamam gerektiğini.
Ama ben artık kararımı vermiştim.
Onu bulacaktım.
Ne olursa olsun.