
Ve işte Yıldız'la karşınızdayım! Nasıl? Beğendiniz mi? (Kullandığım uygulama Gacha Life, bu uygulamayı sadece bunun için kullanıyorum. Aklınızda bulunsun diye söylüyorum.) Yorumlarda beğendiyseniz belirtin (LÜTFEN). Eleştirilere açığım, istediğiniz kadar eleştirin ama lütfen saçma bir şey olmasın. İyi okumalar, okuyarak sağlıcakla kalın!
Sirius "Artık evine gidelim mi? Belki bizi burada bulamayınca oraya gitmişlerdir?" diye tahmin yürüttü.
Fikrini duyduğum an ayağa kalktım ve koşmaya başladım.
Ta ki Sirius "Bekle" diyene kadar.
Durdum, arkamı döndüm.
Sirius onun olduğunu tahmin ettiğim bir Rolls Royels'ın yanında bekliyordu ve konuşmaya başladı "Koşarak mı gideceksin? Arabayla daha hızlı olur."
Ben koşarak yanına gittim, sürücü koltuğuna oturdum.
Sirius affalamış görünüyordu, konuşmaya başladım "Hadisene , üzgünüm ama arkadaşlarım söz konusuyken kaç saat senin binmeni bekleyemeyeceğim."
Rüzgâr bindi ve "Bu arabayı sürebilecek misin? Diğer arabalara benzemez, daha ağırdır." dedi.
Ben "Benden daha iyi mi bileceksin? Bende bu markanın tüm modelleri var."
Sirius'un ağızı açık kaldı, ben sürmeye başladım.
"Nasıl ya senin Maybach'ın yok muydu?" dedi.
"Bir, sen nereden biliyorsun bir Maybach'ım olduğunu, iki benim bir araba koleksiyonum var, her model araba var. Sadece biri hariç." Onun ağızı yine açık kaldı.
En sonunda "Plakasından kime ait olduğunu bulabiliyoruz, Küçük Hanım. Bu arada az öncede ağzım açık kalmadı, ağzımdan nefes alıp veriyordum." dedi ama benim inandığım söylenemezdi.
Hatta o içler acısı anda kırkırdatmaya bile yetti.
Burnumu çektim ve "Hıhı, kesin öyledir." dedim.
"O olmayan araba hangi marka, hangi model?"
"Togg."
"Hmmm anladım."
Bir süre sessiz kaldık, konuşmaya başladım "Ya birşey olmuşsa? Ya-" söylemeye dilim varmıyordu.
"Kötü düşünme, kötü olmasın. Tamam mı?"
Kafamı aşağı yukarı salladım.
En sonunda malikanenin yanındaki -arabalarımı tuttuğum- bahçeli evin önünde durduk.
Sirius "Burada mı yaşıyorsun, güzelmiş."
Ben "Orada arabalarımı tutuyorum, biz Miray ve Yağmur'la şurada yaşıyoruz."
Malikaneyi işaret ettim. Gene gözlerim doldu.
O ise bana inanmak yerine "Hıhı, kesin öyledir." dedi, çabuk öğreniyordu.
Kaşlarımı yukarı kaldırarak "Kanıtlayayım mı?"
O "Sıkıysa kanıtla." dedi. Bunu dikkatimi dağıtmak için yaptığını fark etmiştim ama belli etmedim.
Güvenliklerin yanına gittim ve güvenliklere "İyi akşamlar!" dedim, güvenlikte "İyi akşamlar Yıldız Hanım, iyi misiniz? Anladığım kadarıyla başınıza bir kaza gelmiş." dedi ve kısa sohbet ettik.
"Tamam o zaman, başka zaman daha uzun sohbet ederiz." diyip içeri girdim ama Sirius giremedi, güvenlikler önünü kesti.
"Yıldız Hanım, bu Bey Efendiyi içeri alalım mı?"
"Hmmmm, bir düşüneyim. Bu Bey Efendi bu malikanenin benim olduğuna inandı mı?"
Sirius kocaman açtığı gözleriyle başını onaylarcasına salladı.
Ben "Hmm, tamam içeri alabilirsiniz."
Daha sonra hızlıca eve girip "Miray, Yağmur!" diye bağırmaya başladım.
Ama nafile, yine gözyaşlarına boğuldum. Biri beni öldürmeye çalışıyor, ama benim yerime tanıdıklarımı öldürüyordu.
Açık seçik hedeftim, ama kim, neden beni öldürmeye çalışıyordu?
Sirius yanıma geldi ve beni kollarının arasına aldı.
"Korkma, ne düşündüğünü biliyorum. Geçecek, herşey geçecek."
O anda telefonu titremeye başladı. Arayanı göz ucuyla gördüm, Ateş diye biriydi.
"Bunu açmam gerekiyor."
Sirius konuşurken biraz kulak misafiri olmuş olabilirim, Miray Özdimer ve Yağmur Yağan diye ölü var mı diye yokluyordu.
Soyadlarını nereden biliyordu, araştırmış mıydı?
Neyse, sanırım daha yokmuş, yani bilmiyorlarmış. Sirius patlayan ve yanmaya başlayan hastanenin konumunu verdi ve teşekkür edip, telefonu kapattı. Tekrar yanıma geldi.
"Yemek yiyelim mi? Acıkmışsındır sen, ne var?" dedi.
O söyleyene kadar ne kadar acıktığımı fark etmemiştim.
"Beni takip et. Yapar mıyız yoksa söyler miyiz? Sanki yapacak halimiz yok?"
Başını salladı. Telefonumu alıp KFC'den bir kemiksiz çıtır kova, bir but kova sipariş ettim. Biz sofrayı kurarken kapı çaldı. Ben kapıyı açmaya giderken bir ses duydum.
Korkudan ciyaklayıp, kontrol edemediğim yüksek bir sesle "Kim var orada?!" diye bağırdım.
Sirius bunu duyup, koşup yanıma geldi ve silahını sesin geldiği yere doğrulttu.
Ses gelmeyince ben bir kez daha bağırdım "Kimsin sen? Kim var orada?".
"Yıldız?"
