İçeriğe geç

Kimsin Sen?

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Kimsin Sen?

Bölüm 3

Hastane

Herkese Merhaba, geçen hafta bölüm yazamadım herkesten çok özür diliyorum. Normalde bu bölümün geçen hafta gelmesi gerekiyordu fakat bir kaç aksaklık oldu, o yüzden gelemedi. Sonraki haftalarda bunu telafi etmeye çalışacağım. İyi okumalar, okuyarak sağlıcakla kalın!

Koşan Yakışıklı Adam

Malikaneye girdiğim anda yerde yatan bir kız gördüğümde koşarak ve bağırarak yanına gittim. Onu kucaklayıp dedektif arkadaşlarımın yanına götürdüğümde, hepsi gözlerini kocaman açarak bana baktı.

Ben konuşmaya başladım “Ateş, bakma öyle kızı arabaya bindirmeye yardım et, hasteneye yetiştirmemiz gerekiyor!”

Ateş koştu ve o, kızı Rolls Royles’ıma bindirirken ben arabayı çalıştırdım. Hayatımda ilk defa bu kadar güzel bir kız görüyordum, hele o balo elbisesinin içinde.

Ama kanlar o balo elbisesini mahvediyordu. Acaba kanlar elinden mi geliyordu yoksa karnından mı? Kanı durdurmak için bir bez uzattım Ateş’e.

Rolls Royles’ımı hiç olmadığı kadar hızlı kullandım ve tam 6 dakika 46 saniye içinde hastanenin önündeydik.

Hemşirelerin bir kısmı sedye getirirken, bir kısmı kızı arabadan çıkarmaya yardım etti. Hızla sedyeye bindirildi ve yoğun bakıma alındı.

Kızı ilk defa gördüm, ama gene de endişelenmiştim.

Neden endişelenmiştim?

Her gün bir sürü insanın öldüğünü görüyordum ama sanki o kız ölürse benden bir parça kopacakmış gibi hissediyordum.

Peki o kız neden oradaydı?

Eğer ünlü bir mankense neden hala yaşıyordu?

Belkide yaşamıyordu.

Yoksa o mu koymuştu o bombayı?

“Siz Yıldız Kalemci’nin yakını mısınız?”

İlk başta anlayamadım, daha sonra hemşirenin ne sorduğunu anladım.

Hayır, anlamında başımı sağ, sola salladım. Biraz sonra 2 kız girdi içeri.

“Miray acele et! Yıldız’ın başına birşey gelmiş olabilir!”

Adının Miray olduğunu öğrendiğim kızın altın sarısı saçları, gri ile mavi arasında gözleri vardı. Normalde sarışın, mavi gözlü kızları severdim, hoşlanırdım ama şu anda hiçbir yakınlık, sevme-hoşlanma belirtisi hissetmemiştim.

Sadece adının Yıldız olduğunu örendiğim kızın kumral saçları, -bayılmadan önce gördüğüm- sarı gözleri, cart kırmızı sade balo elbisesi vardı aklımda.

Konuşmaya başladım

“Siz Yıldız Kalemci‘nin yakını mısınız?”

Başlarını oynaylar şekilde salladılar.

“Durumu ile ilgili birşey biliyorsanız lütfen söyleyin!?”

“Bomba patladığı sırada şanş eserimi bilmem ama bahçadeymiş. Bu onu şüpeli yapıyor. Nasıl tam bombanın patladığı an en uzak mesafede bulunuyordu? İşimiz gereği o uyanınca sorguya çekmek zorundayız.”

İkiside şokla bana bakıyordu.

Sonunda adının Miray olduğunu öğrendiğim kız önce arkadaşına baktı sonra bana tehtitkar bir şekilde bağırarak cevap verdi

“Siz salak mısın?! Gerizekalı mısınız?! Kızın hayatı söz konusu! Tek umrunuzda olan işiniz!”

Yakama yapıştı ve bağırmaya devam etti

“Kızın sadece 2 yakını var! Bir tek biz kaldık, biz onu korumak zorundayız! Ebeveynleri gelmedi, neden biliyor musunuz?! Çünkü birisi öldü, diğeri de terk etti onu! Kız tek başına hayata tutunmaya çalışıyor! Sizin hala derdiniz işiniz! Bu umursamamak değil küstahlıktır!”

Şok olmuştum, küçük dilimi yutmuştum.

Devam etti

“Kızın çok büyük bir şansı varmış ve hala şans mıdır bilmem, suçlu olabilir ve bu onu şüpheli yapar mı diyorsunuz? Pes size, PES!”

O sırada Ateş bizi fark etti ve koşarak yanımıza geldi.

Konuşmaya başladı

“Ne oluyor burada?”

Miray’ın yanındaki kız konuşmaya başladı

“Amına koyayım bu Bey Efendi -diyeceğim de onu da hak etmiyor-, kızın hayatı tehlikede olmasına rağmen hala işinden, gücünden bahsediyor. Uyanınca sorguya çekeceğiz falan diyor.”

Ateş soru sorarcasına bana döndü, onaylar ifadem onu çok kızdırdı. Adeta turuncuya çalan, derin sarı gözleri ateş saçıyordu.

Bana bakarak konuşmaya başladı

“Kızlar çok üzgünüz, o’da özür diliyor. Ben onunla onun anladığı dilden konuşacağım, içiniz rahat olsun. Tekrar özür diliyoruz. Gel, gel. Bir dışarı çıkalım, temiz hava alalım.”

Onunla onun anladığı dilden konuşacağım derken sözlerinin altında bir ima vardı.

Biz merdivenden inmeye başlamıştık bile…

Arkamızdan Miray bağırdı

“Çok teşekkürler Bey Efendi, bir daha size danışacağım böyle konularda, bu arada adınız neydi?”

“Ateş!”

Bölüm sonu

1 yorum