İçeriğe geç

Kimsin Sen?

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Kimsin Sen?

Bölüm 2

Malikane

Demir Nakış'ın malikanesine geldiğimde benimkinden çok daha büyük bir evi olduğunu gördüm -dudak uçuklatan türden-.

Güvenlikler, "İsminiz ve Soyisminiz?" dedi.

Ben cevap olarak "Yıldız Kalemci" dedim.

Güvenlikler önce bir tereddüt etti, sonra geçmeme izin verdi. Evin kapısına doğru yürürken tanıdık bir sima gördüm: baş düşmanım Sinem Karagöl.

Oda bana, benim ona baktığım gibi nefretle bakıyordu.

"İyi akşamlar" dedim.

"İyi akşamlar, o kendini beğenmiş arkadaşın yok mu?" diye karşılık vardi.

Bu karşılığı sinirlerimi hoplattı, o yüzden onu sinir edecek şekilde sakinliğimi bozmadan "Birincisi, o sıfatı arkadaşıma koymadan önce kendine bak, ikincisi, o gecenin ilerleyen saatlerinde gelecek, çok daha önemli işleri var." dedim ve vücudumu dik tutarak, omzumu onun omzuna sürterek yanından geçip gittim.

Öyle öste, biz sana zaman buluruz.” dedi.

İnci başıyla onaylayarak “Evet, yeter ki sen iste ama sen pek istekli görünmüyorsun.” dedi.

İşte bu sırada Sinem Karagöl masamıza yaklaşmaya başladı.

Sinem “Selam.” dedi ve bana sinir bozucu bir şekilde gülümsemeye başladı.

Diğerleri onu selamladı ve konuşmalarına devam ettiler, ta ki Sinem konuşmaya başlayana kadar.

Sinem “Ne oldu Yıldızcığım, bir sorun mu var?” diye sordu.

Ben de tabii durur muyum tabi ki cevabı yapıştırdım.

“Hayır yok Sinemciğim, sadece 8 sevgilinden sıkılıp benimle neden uğraşmaya başladın diye düşünüyordum.” dedim ve masum bir şekilde gözlerimi kırpıştırmakta başladım.

Sinemciğim diye özellikle vurgulamıştım. Sinem’in renkten renge girmesi çok hoşuma gitmişti.

Sinem sonunda cevap vermeyi akıl etmiş olmalı ki konuşmaya başladı.

“Aaaa, nedir seni böyle düşündüren?”

Bende sevimli ve sinsice sırıtıp cevap verdim:

“Hiiiiiiiiiiç.”

Özellikle kendimi masum göstermek için i’yi uzatmıştım.

Sinem sonunda ayrılmayı akıl etmiş ki dayanamayarak

“Peki tamam, benden bugünlük bu kadar arkadaşlar. Ben bir diğer tanıdıklarımın yanına uğrayacağım. Byeeeee!”

Onun gitmesini keyifle izlerken benim de tanıdıklarımın yanına uğramam gerektiğini hatırladım.

Arkadaşlarımdan izin isteyerek diğer tanıdığım ünlü mankenlerin, moda tasarımcılarını ve gazetecilerin yanına giderek selam verdim.

Bir sürü tanıdığım ünlü manken, ünlü moda tasarımcıları, ünlü gazete ve dergi yazarları vardı. Hepsi çok ünlü, hatta dünyaca tanınmışlar bile vardı! Acaba bende bir gün dünyada tanınır mıydım? En büyük hayalim buydu ve bunun için çok çalışıyordum.

Arkadaşlarımın yanına tam geri dönmüş ve etrafa göz gezdirmeye başlamışken ünlü moda tasarımcısı Demir Nakış konuşmaya başladı.

"Sevgili konuklar, hepiniz neden buraya, benim evime çağrıldığınızı merak ediyorsunuzdur. Ama merak etmeyin gecenin ilerleyen saatlerinde öğreneceksiniz."

Konuşmanın geri kalanını dinleyemedim çünkü, çok sıkıcıydı. Ünlü moda tasarımcısı Demir Nakış konuşmaya devam ederken, ben arkadaşlarımdan izin isteyerek pencerenin önendeki perdeye doğru yürüdüm. Pencereye ulaştığımda perdeyi açarak dışarı izledim. Ama kulağıma sessiz sessiz saatin tik taklaması gibi bir ses geldiği için rahatsız oldum ve evden dışarı çıktım, bahçede dolaşmaya başladım.

Daha sonra evin tüm güllerini koklamaya başladım. Tüm gülleri kokladığımı sanırken eve en uzak köşede bir tane daha gül olduğunu fark ettim.

Son olarak onu da kokladığım anda kulağı sağır edecek kadar yüksek sesli bir "BOOM!" sesi geldiği için panik oldum ve gülün dikeni elimi boydan boya kesti. Bende sesin ve bombanın yaydığı dalgaların etkisiyle yere düştüm.

Elimin kanları elbisemi boyarken, gözlerimi gökyüzüne diktim. Ne kadar gökyüzüne bakarak uyanık kaldım bilmiyorum ama uzun siyah saçlı, siyah denebilecek kadar koyu kahverengi gözlü, fazla yakışıklı bir adamın bana doğru koşarken bağırdığını görüp, duyduğumda gözlerimi kapadım ve bedenimi uykuya teslim ettim…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.