İçeriğe geç

KİMSEYE GÜVENME

Bölüm 2 · 2 dk okuma

KİMSEYE GÜVENME

Bölüm 2

Alya...

Evin kapısını arkamdan öyle bir hızla çarptım ki, tüm apartman yankılandı. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken sadece ihanetin acısını değil, içimde tarif edemediğim uğursuz bir hissin ağırlığını da taşıyordum. Alya... Hayatımda en güvendiğim tek insan, beni bir yabancının, o lanet olası Amber'ın ellerine teslim etmişti. Sırrım artık bir silah gibi Amber'ın elindeydi.

​Yorgunluktan ve sinirden sızan vücudumu yatağa attım. Bilincim yavaş yavaş karanlığa gömülürken, kulağımda Alya'nın titreyen sesi çınlıyordu: "...yemin ederim."

​Sabah telefonumun ısrarlı bildirim sesleriyle uyandım. Gözlerimi zorlukla açıp ekrana baktım; Alya’dan yirmi cevapsız arama ve onlarca mesaj vardı. Hepsini görmezden gelmek istiyordum ama içimdeki o huzursuzluk, bir şeylerin ters gittiğini fısıldıyordu. Tam telefonu kapatacakken, rehberdeki ortak arkadaşımızdan gelen mesajı gördüm.

​"Emily, neredesin? Alya... Alya’ya ulaşamıyoruz. Polisler partinin olduğu binanın arka tarafında bir şey bulmuşlar, herkes oraya gidiyor."

​Kalbim göğüs kafesimi dövmeye başladı. Üzerimi bile değiştirmeden evden fırladım. Parti evine vardığımda gördüğüm manzara, tüm hayatımı bir daha asla eskisi gibi olmayacak şekilde değiştirecekti. Binanın arka sokağında sarı şeritler çekilmişti, ambulans sirenleri ve polis araçlarının ışıkları sabahın sessizliğini yırtıyordu. Kalabalığın arasından sıyrılıp öne geçtiğimde, beyaz bir çarşafla kapatılmış cansız bedeni gördüm.

​Alya oradaydı. Ama o tanıdığım, cıvıl cıvıl arkadaşım gitmişti. Yanında duran bir polis memuru telsizle konuşuyordu: "Mağdurun üzerinde herhangi bir kesici alet izi yok, ancak boyun kısmında seri katilin imzası olan o garip, yanık izli sembol var."

​Dünyam başıma yıkıldı. Amber ile olan o gergin konuşma, Alya'nın korkusu, "sırların açığa çıksın mı?" tehdidi... Hepsi birleştiğinde zihnimde korkunç bir tablo oluşuyordu. Alya, o sırrı korumaya çalışırken hayatını kaybetmişti.

​Polisler olay yerinden uzaklaşırken, kalabalığın arasında birinin bana baktığını hissettim. Başımı çevirdiğimde Amber’ı gördüm. Yüzünde en ufak bir üzüntü emaresi yoktu. Hatta, sanki bu trajedinin tek izleyicisi oymuş gibi, soğuk bir ifadeyle bana bakıyor ve usulca gülümsüyordu. O an anladım; Alya sadece bir sırrı değil, bir katilin karanlık oyununun kapısını da aralamıştı.

​Ve ben, o kapıdan içeri girmeye zorlanıyordum. Artık sadece kendi sırrımı değil, Alya'nın intikamını da taşımak zorundaydım.

​Şehir efsanesi dedikleri şey, aslında kapımın eşiğindeydi ve artık hiçbir şeye güvenemezdim. Kimseye güvenmemeliydim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.