İçeriğe geç

kimsesiz

Bölüm 6 · 2 dk okuma

kimsesiz

Bölüm 6

6. Bölüm

6 bölüm

Gözlerimi açtığımda bir süre boşluğa bakarak gördüğüm rüyayı sindirmeye çalıştım. Garip bir rüyaydı ve düşünmek rahatsız ediyordu. Rahatsızlığın sebebi garipliği değildi gerçekçiliğiydi.

Eski evin bir köşesinde, evimde gezen birinden saklanıyordum. Aslında gezmiyordu gidip geliyordu. Yanımda benimle beraber saklanan biri vardı. Tanıdığım ama kim olduğunu çıkaramadığım biriydi. Bana korkmamamı halledebileceğini söylüyordu. Bir süre saklandıktan sonra cebinden bir jilet çıkardı ve bileğini kesti. Ama kan onun değil benim bileğimden aktı. Yer kırmızıya boyanmıştı sonra birden kan durdu. Ve yanıma baktığımda, yanımdakinin saklandığımız kişi olduğunu gördüm. Korkuyla ayağa kalktım. Kapının önünde daha yeni bileğini kesen çocuk vardı. "Bak işte hallettim" dedi. Sonra daha önce başka bir rüyamda duyduğum korkunç bir ses ile uyandım.

Bileğimden akan kanı düşündükçe tüylerim ürperiyordu. O kadar gerçekçiydi ki damarlarımdan çıkan kanın tenimde bıraktığı sıcaklığı çok net hissetmiştim. Ve bir de bileğini kesen çocuk vardı. Yüzü hâlâ aklımdaydı. Çok tanıdıktı ama çıkaramıyordum. Bir de beni uyandıran ses vardı. Çok yüksek ve berbat bir sesdi. Kulaklarımı delerek beynime ulaştığını ve beynimi patlattığını hissettiğim bu sesle 2. kez uyanıyordum. Gerçekliğe dönüp kalkmam gerekti. Kısa sürede evden çıktım ve hastaneye geldim. Evin yakın olması harika bir şeydi. Temizlik yapmaya başladım ve akşama kadar beni kızı sanan yaşlı bir adamdan başka kimseyle konuşmadım. Eve gitmiş ve erkenden uyumuştum. Hayatım düşündüğümden daha kötüydü. Hayatım boyunca hep yalnız olmuştum Ama ilk defa Yalnızlıktan bu kadar nefret etmiştim. Yanımda biri olsaydı temizlikle geçirdiğim onca saat daha çekilebilir olurdu. Garip geliyordu daha birkaç ay önce kardeşimle yerleri silmemek için tartışan ben şimdi tüm gün yerleri siliyordum. Şimdi kardeşimin yanında olması için her şeyimi verirdim. Bu şekilde hiç konuşmadan devam edersem patlayacağımı hissediyordum. Çünkü buna ihtiyacım vardı. Biriyle konuşmak bir açıdan varlığını ispatlamaktı. Ben seninle konuşuyorum öyleyse varım. Hem birinin varlığından haberdar olmasını istiyordu insan. Birileri burada yitip giden kimsesiz bir ruh olduğunu bilsin istiyordum. Bir sabah aniden kaybolsam yokluğumun fark edilmeyecek olması kalbimin derilerinde bir şeyi acıtıyordu. İstediğim şeyi hatırlanmak değildi. Birçok insanın aksine öldükten sonra unutulmak beni korkutmuyordu, rahatlatıyordu. Bir gün kimsenin benim bir zamanlar var olduğumu bilmeyecek olması, Bana göre güzel bir şeydi. Şimdi ne hissedersem hissedeyim, ne yaşarsam yaşayayım bir gün bu yeryüzünde bana dair hiçbir şey kalmayacaktı. Benden önce milyonlarca insan yaşamıştı ve hepsinin birer hikayesi olmuştu. Kendi dünyalarında çok büyük olan dertleri vardı. Hepsinin mutlu olduğu üzüldüğü şeyler olmuştu. Kendilerince çok önemli olan şeyleri üzülmüşlerdi Peki şimdi, kaç tanesi önemli. Hepsi unutulup gitti. Ve artık yaşanmış olduklarına dair bile bir kanıt yok. Bence bu harika bir şey. Ne olursa olsun bir gün bunların hiçbir önemi kalmayacak. Bir de unutulamayanlar var. Binlerce yıl sonra bile adı anılanlar. Mesela Sokrates. Yaşamış ve ölmüş. Ama tanıdığı diğer insanlar gibi unutulup gitmemiş. Düşünceleri hâlâ hatırlanıyor. Ve Bence bu lanet gibi bir şey. Buna Sokrates laneti demek istiyorum. Unutulup gidememenin bu yeryüzünden silinmenin huzuruna kavuşamamanın laneti. Bence güzel isim.

Neyse işte ben de birileriyle konuşmaya karar verdim ki konuşma eğitimi kaybetmeyeyim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.