Aradan 14 yıl geçmişti.. Koskaca, hiçliklerle dolmuş bir 14 yıl. Gözyaşları hâla 14 yıl önceki gibiydi, bir yandan korkar ellerle uzanırken mektuba, bir yandan da bu karşı konulamaz ateşin acısıyla titriyordu bedeni. Cesaretini topladı her ne kadar zor olsa da, ve aldı o titrek ellerine mektubu...
..
Kimsesiz Bir Mektup
Nasılsın, baba? Bu soruyu bana hiç sormazsın, biliyorum ama ben yine de söyleyeyim. Ben hiç iyi değilim, ben hiç iyi olmadım ki.
Baba ben mutlu değilim, ama bunu göremeyecek kadar buğulu bir camdan baktın her zaman bana.
Ben sevincimi de, tutkumu da, hevesimi de, heyecanımı da kaybettim. Ama biliyor musun? bir nefret var içimde hâlâ.
Babacığım, ben küçük bedenime çok fazla sevgi sığdırabilirdim. Ama siz sevgiyi değil sevgisizliği tercih ettirdiniz. Oyunlar oynamak isterdim seninle, annemle. Oynarken yenmek ve yenilmek ister, hatalar yapmak isterdim. Öğrenmek isterdim babacığım deneyerek. Kızma isterdim. "böyle böyle öğreneceksin" demeni umardım. Ama sadece umardım, bu hiçbir zaman gerçek olmadı.
Baba, Siz benim ailem değil misiniz? Neden annem seni, sen annemi kötüleyip duruyorsun? Sizi sevmemi istemiyor musunuz yoksa? Ama bir çocuk neden anne ve babasından korkarak büyüsün, anlamıyorum. Ya da annem ve sen birbirinizi sevmiyor musunuz? Sevmiyorsanız neden evlisiniz, seviyormuş gibi mi yapıyorsunuz yoksa? Anlamıyorum.
Baba, biliyor musun ben annemi de kıskanıyorum. Neyden kıskandığımı biliyor musun peki?
Baba, ben annemi evdeki bütün gereksiz, cansız eşyalardan kıskanıyorum. Onları benden daha çok sevdiğine eminim. Öyle kıskanıyorum ki, yok etmek, parçalamak istiyorum hepsini. Böylece onları kırma korkum da olmaz. Annem onlara neden o kadar ilgili davranıyor baba? Alt tarafı bir eşya değil mi? Kırılsınlar! Ne olacak, yenilerini alabilir. Peki ben kırılsam babacığım, hiç düşündün mü? Ne yapabilir?
Baba, neden beni anlamaya çalışmıyorsunuz? Benim kaybolan oyuncağım, benim hayalim, kitabım neden sizi ilgilendirmiyor? Beni düşünmediğinizi düşünmeye başladım.
Güzel şeyler düşünmek bana yasaklandı mı? Ben de kahkaha atamaz mıyım? Ama yine de mutluyum. Neden bana sürekli insanları da kötülüyorsunuz? "İnsanlar kötü, insanlar nankör, insanlar güvenilmez,, insanlar......"
Neden hayat ile arama kocaman bir duvar ördünüz?
Kötü insanlar var, biliyorum. Nankörü de, çirkini de, güvenilmezi de... Ama iyi insanlar hiç mi yok?
Babacığım ben bir insanın ne tamamıyla iyi olduğunu, ne de tamamıyla kötü olduğunu düşünürdüm. Baba, bir insan ne siyahtır ne de beyaz; insanlar gri değil midir? Bakış açını değiştirdiğinde, haklı da, haksız da değişir.
Ama önemi yok artık insanların ne olduğu, artık düşünmüyorum. Baba, ben de artık sen ve annem gibi insanları sevmiyorum. Ailem, ben mutlu olmak istiyorum. Nefes alıyorum belki ama, biliyor musunuz? Ben yaşamıyorum. Yaşamak istiyorum. Yeni doğmuş gibi, her şeyi yeniden bambaşka bir şekilde öğrenmek istiyorum. Öğrenirken hatalar yapmak, dağıtmak istiyorum... Ben gerçekten yaşamak istiyorum, yalandan değil. Nerede bulurum bu yaşamı bilmiyorum. Ama burada bulamayacağımı biliyorum. Belki bir bulutun üstünde, ya da bir ağacın yeşilinde. Ama şimdilik, ben uzaklara gidiyorum.
