Hayatımın büyük çoğunluğunu çokça düşünerek geçirmiştim , fakat şüphesiz bu eylemin en yoğun olduğu dönem komada kaldığım süreçti . İnsanlar komadaki kişilerin bilincinin kapalı olmasına rağmen algılarının açık olduğunu , etrafta olup biteni anlayıp hissettiğini ve tüm bunları zihinlerinde anlamlandırebildiğini söylediğinde büyük ihtimalle gülüp dalga geçerdim . Ama şimdi söylenenlerin bir şehir efsanesinden ibaret olmadığını biliyorum .
Gözlerimi o derin uykudan açtığım anda etrafımdaki yüzlerin şaşkın ifadelerini seçmek zor olmamıştı . İçinde bulunduğum anın gerçekliği beni bile şaşırtmıştı . O an bunu düşünemesemde uyandıktan birkaç saat sonra gördüklerime dair o tüm karmaşık kareler gözlerimin önünde bir bir belirmeye başladı . Doktorların anlattığına göre tam üç dakika yirmi sekiz saniye boyunca kalbim durmuştu . Bana verilen üç şok ardından dahi kalbım ritim kazanmayınca ölüm saatimin söylendiği o cümle odada yankılanmıştı . Herkes öldüğüme eminken Ecrin buna inanmamış beni son kez görmek istemişti . O ağlayarak yanıma ulaştığı anda ise önce parmağımı kıpırdatmış sonrada hala aralarında olduğumu belirten kalp ritmimin sesiyle tüm odayı doldurmuş ve gözlerimi aralamıştım .
Kolay olmadı yalan yok . Böyle uzun süren bir karanlıktan bir anda sıyrılıp bakışlarını ışığa yönelttiğinizde etrafınızdaki onlarca şey tek seferde netlik kazanmıyor . Önce irislerinin büyüyüp unuttuğu aydınlığa tekrar kavuşmaya çabalıyor ve sonra ne zaman ki istediğini alıyor işte o zaman sizede dünyayı bir kez daha seyretme şansı tanıyor .
Evrenden büyük beklentileri olan insanların sayısı belkide milyarlarken çoğu insanın amacı da ruhuna bu dünyada bir gün batımı daha gösterebilmekti . Bu hastanedeki insanların derdi de buydu işte . Yorucu ve sıkıcı hayatlarına bir gün daha devam edebilmek . Uyanmamın üstünden henüz iki saat geçmiş olacaktı ki üstümdeki ilgi beni bunaltmıştı bile . Hemşireler ve doktorlar gelip bana bu süreçte atlattığım ona şeyi anlatıyor , hayatımın bir mucizeler silsilesinden oluştuğunu tekrarlayıp duruyordu . Biricik arkadaşım , öğretmenim ve babam bana onlarca soru soruyor iyi olup olmadığımı dakika başı sorguluyorlardı . Polisler gelip ifademi almayı denemişti . Fakat tüm bu çabaların arkasında tüm çehrelerde bir burukluk vardı . Konuşmamam . Başta herkes bir problem olduğunu ve konuşamadığımı düşündü . Doktorlar gelip kontroller yaptı ve herkese herhangi bir sağlık problemim olmadığını konuşmama sebebimin psikolojik olabileceğini söyleyip durdu . Ve yine buradaki herkes bana onlarca şey yaşatan o pislikten bir haber şekilde bekledi . Hastanedeki komadan uyanmamın üstünden geçen sekizinci gündü sanırsam beni artık normal odaya aldıklarında ziyaretime gelen birçok kişi olmuştu bunlardan birkaçı da Eskişehir Emniyet Müdürlüğünün polisleriydi . onlar için her genç nemliydi ve dinlemeye değer di fakat duru hakkındaki düşünceleri bir tık daha farklıydı . Onun hikayesinin çok daha çarpıcı ve derin olduğuna inanıyorlardı . Öyleydi de sonuçta kimsenin başına bu kadarı gelmemişti değilmi ?
Meraklarıyla orantılı olarak bilgi edinme istekleri de oldukça ortadaydı . Tüm bu olanların kanıtlarla resmiyete dökülmesi gerektiği içinde sürekli hastaneye geliyor ifade için duruyu konuşturmaya çalışıyorlardı . Tek bir problem vardı ki genç kız ağzını açmıyordu . Bazı Şeylere başı ile onay yada tepki vermesi dışında da doktorlar ve ailesi hariç kimseyle iletişime geçmiyor du . En sonunda memurların bulduğu çare ona evet hayır soruları sormak olmuştu .
“ Duru merhaba . Eskişehir il Emniyet Müdürlüğünden geliyoruz . İsmim Sadık polis memuruyum . İznin olursa sana bu son olaylar hakkında birkaç soru sorucaz . Merak etme çok yorulmayacaksın . “ Odada Ecrin , Ahmet öğretmen ve Sinan da vardı . İfadeyi alacak olan polis gençti . Büyük ihtimalle mesleğe yeni başlamıştı , fakat yüzünde acemilik belirtisi hiçbir ifadeye yer yok gibiydi . Onay beklemeden işe koyulan polisin soruları önündeki kağıtta ve zaten hazırdı . “ Evet yada hayır cevabını kafanı sallayarak vereceksin . İlk sorumu soruyorum o zaman . Duru seni kaçıran kişiyi tanıyor musun ? “ Bir süre bekledi , karşısındaki hasta yatağında uzanan genç kızdan ufak bir işaret geleceğini düşündü fakat en ufak bir kıpırtı dahi yoktu .
“ Duru bak , ben yada biz senin ne hissettiğini ne düşündüğünü , aklından geçen binlerce düşünceyi göremeyiz , bilemeyiz . Sen bize ne olduğunu anlatmadığın zihninin kapılarını açmadığın sürece biz herşeyden bi haber kalıcaz . Ve bugün sana bunları yapan bu büyük acıları yaşatan o kişi yarın belkide aynısını bir başkasınada yapacak o yüzden konuş , konuşamıyorsan da başka bir yol dene . Sana bunu yapanı cezasız bırakma , Ve unutma ki artık korkman gereken birşey yok , güvendesin . “
Duru için bugün bunları yapmak fazla zordu . Bir şeyleri anlatmak , başkaları ile paylaşmak ve en imkansızı da konuşmak . Korkuyordu işte . Hakkı değilmiydi . Onca şey yaşadıktan sonra sesini bir kişi daha duyarsa aynı şeylerin tekrar başına gelebilecek olmasından korkuyordu . Bundan haftalar önce hayatının anlamı olan şarkıları bugün kabuslarında ona haykırışlarla ulaşmayı deniyordu . Hastanede geçen sıkıcı günlerinde o eşsiz ezgileri öyle özlüyor du ki , bazen elleri yanı başındaki kulaklığına gidiyor sonra o adamın arkasından yaklaştığı anlar gözünün önüne geliyordu . Ama kararını vermişti , Konuşmasada sessizliği ile de anlatabileceği çok şey atabileceği sayısız çığlık vardı .
“ Duru anlaştık mı ? ” Bu sefer kayıtsız değildi genç kız . Kafasını hafifçe aşağı yukarı salladı .
“ O zaman ilk sorumu tekrarlıyorum . Seni kaçıran adamı tanıyor musun ? “ Duru kararsızdı . Yüzünü bir belirsizlik ifadesi yerleştirip kafasını iki şekildede salladı .
“ Hem evet hem hayır ha ? “ bu sefer hızla Aşağı yukarı salladı kafasını . “ Daha önce bir yerde gördüğün ama yakından tanımadığın birisi mi ? “ Cevap evet di . “Eğer son iki ay içerisinde gördüğün birisi ise başını salla .“ Duru söyleneni yaptı .
“ O zaman Adamın yüzünü hatırlıyorsun ve yüzünü gördün , Robotik resmini çizebilir misin “ Duru başına bu safer iki yana salladı . O sırada Ecrin konuşmayı böldü .
“ Çizemez çünki resmi çok kötüdür ama belki bana tarif ederse ben çizebilirim . Hem eli kırık . “ Duru önündeki polise dönüp başını yine olumlu cevap için salladı . Adam bir süre bekledi Aklında bu iki kızım söylediklerini tartdı . En sonunda ise onay vermeye karar verdi .
“ Tamam izin veriyorum ama bende burada bekleyeceğim . “ Genç kızlar için bu bir problem değildi . Duru Ecrine de konuşmayacak dı zaten . Onların birbirlerine bakışları dahi onlarca kelimeden daha çok anlam ifade ediyordu . Birçok kişi aralarındaki bağın bu kadar güçlü olduğunu bildiği ona asla zarar vermayacağine emin olduğu birine dahi nede sesini bahş etmediğini merak edebilirdi . Cevap basitti aslında . Duru nun sesi biri için değil hepsi için hüzün getirmişti . Ayrıca korkusu o gün yaşadıklarını hatırladığı anda yerini geri alıyor , o gün hissettiği duygular yeniden damarlarında peydah oluyordu .
Kısa süre sonra Ecrin heryere yanında götürdüğü o eskiz defteri ve karakalemi ile Durunun ayak ucuna oturmuştu . Defterin son bir boş sayfası kalmıştı . Şimdi resim yapacağı beyazlığın arkasındaki bölümde ise Durunun resmi vardı . Komada olduğu süreç boyunca onu izlediği her an boyunca kız kardeşi bildiği kişiden bir hatıra istemişti . En sonunda ise aklına isteyemediği hatırayı kendi elleriyle arkadaşından çekip almak gelmişti .
Elleri içindeki o kırgın sayfayı çevirip Duru ya döndü Ecrin . Ona her zamanki sıcacık gülümsemesini sunduğunda Durudan alabildiği buruk bir tebessüm vardı sadece . “ Hadi bakalım başlıyorum . İlk önce yüz şeklini söylemelisin “ Duru zaten bununla başlamaları gerektiğini biliyordu . Aklına ilk gelen bu kemikli yüzlü adamın bir oyuncu ile anlatmaktı . Johnny depp'in seneler önce oynadığı bir rolünün geçtiği filmi beraber izlemişler di . Duru bir elini arka cebine götürüp sanki cebinden bir para çıkarıyormuş gibi gösterdiğinde Ecrin çoktan arkadaşının neyi kastettiğini anlamıştı .
Küçük odada kahkahalar yankılanıyordu . İki kız eski bir filmin dublajlı versiyonunu izliyordu . Filmde geçen bir sahnede başrol oyuncusunun yaptığı hareket o an onlara öyle garip gelmişti ki Duru oturduğu yerden kalkıp sahnenin canlandırmasını yapmaya başlamıştı . Kısa süre içerisinde bu aralarında bir anlaşmaya dönüşmüştü ne zaman bu adama benzediklerini düşündükleri bir adam görseler aynı hareketi tekrarlamaya başlamışlardı .
Ecrin yavaş ama yuvarlak hareketlerle resmin ilk kısmını bitirmişti . Bahsi geçen adamın yüzü ortaya çıkmıştı . Gözlerini çizmeye başlayacağını söyleyeceği sırada arkadaşı ona hiç beklemeden doğru cevabı vermişti bile . Ecrin arkadaşının yüzündeki o Ne yaptığını biliyorum bakışını nerde görse tanırdı . “ tamam o zaman madem biliyorsun söyle nasıl çizicem . Duru bu sefer ellerini bir kedinin başını svermış gibi hareket ettirdiğinde Ecrinin göz bebekleri büyümüştü . Duymuştu . Arkadaşı komadayken gelip ona anlattıklarını duymuştu . İçinde öyle büyük bir his kabarmıştı ki o an arkadaşının yaralarına rağmen ona sımsıkı sarılmış . Üstündeki hastane kıyafetine bir parça gözyaşı bıraktıktan sonra geri çekilmeyi başarabilmiş di. O bu kazayı yaşamadan birkaç gün önce sevdikleri mavi çekik gözlü kediyi anlatmaya çalışıyordu .
Okul çıkışında evlerine yürüyorlardı . Havada hafif bir yağmur vardı ama Ecrin Kasvetli havalari seven bunun ona ilham verdiğini söyleyen biri olduğundan halinden memnun gibiydi . Öte yandan Duru için bu hava tam bir kabustu . O sıcağı severdi , güneç içini ısıtsın sıcağı yüze vursun istiyordu . Tek bir şemsiye altında yürüyüp sohbet ediyorlardı ki her zaman daha dikkatli olan Durunun gözünden kenardaki arabanın altında duran ıslak yavru kedi kaçmamış dı . Hayvanlara küçüklüğünden beri zaafı olduğunu onu tanıyan herkes bilirdi . Ani bir hareketle şemsiyenin altından çıkan Duruya yetişmeye çalışan ise yine Ecrin di . Duru ellerini uzatmış yavru kediye doğru ilerlerken Ecrin arkasından sesleniyordu . “ Duru ! dokunma ona . Yağmur yağıyor bak kokuyordur o şimdi eve gidince annen kızar . “ Arkadaşının umrunda değildi annesi istediği kadar kızabilir di . Bu kadar tatlı bir canlıyı yağmurun altında bırakıp nasıl eve gidebilirdi ki . Yanına ulaştığı hayvanın önce kendisini koklamasına izin verdi Duru . Sonra yavaşça elini kaldırıp başını okşadı . Bu küçük yaratığın çük güzel mavi gözleri vardı . Duru hep maviye hayranlık duymuş du . Bu rengin hayatı en güzel şekilde temsil ettiğine inanıyordu . Umutta oradaydı , hüzünde . Bir süre sonra sevdiği kediyi tam kucaklayıp eve götüreceği sırada hayva korkuyla kaçmış Duru her ne kadar çabalasada onu bir daha görememişti ta ki arkadaşının ona komadayken gelip bu hayvanı anlattığı vakte kadar .
Bu iki dost yaklaşık bir saat boyunca aralarındaki o eşsiz bağ ile anlaşmayı başarmıştı . Ecrin her Duruya baktığına onun bir hareketi yada bakışı dostunun herşeyi anlamasına yetiyordu . Adamın Saç rengini yanlarındaki polisi göstererek yüzündeki sakalların yapısını ise parmaklarını garip bir şekilde birbirine sürterek anlatmayı başarmıştı . Yanlarında Duran polis memuru ise bir süre sonra bu muhteşem iletişimi sorgulamayı bırakmış ve önüne dönüp susmayı tercih etmişti . Resim bittiğinde ise Ecrin onu son bir kez Duruya gösterip onay aldığında herşey tamamlanmıştı . Ecrin yerinden kalkıp elindeki defterden resmin çizili olduğu sayfayı kopardı ve Sadık a verdi . Üstündeki resme bakmadan onu katlayıp cebine koyan polis tam yarım bıraktığı ifadeye devam edecekti ki , odaya giren hemşireler Durunun artık dinlenmesi gerektiğini söylediğinde odadan çıkmak zorunda kaldı .
Sadık mesleğinin getirdiği bir seri kanlılıkla hızlı adımlarla hastanenin çıkışına yaklaşmıştı . Emniyet aracını bıraktığı otaparka ilerlerlen aklına kızların çizdiği reme bakmadığı gelsede işinin gereğini biliyordu . Belkide gizli kalması istenicek olan o bilgiyi bu kadar insanın içersinde açarsa bir gören olabilirdi . Eskişehir her ne kadar büyük şehir olsada aslında oldukça küöük bir yerdi kaynakları sınırlıydı ve herkes birbirni tanırdı . Olaylar genelde aynı kişiler üzerinden dmnerdi ve teşkilatın hangi işn altında kimin olduğunu anlamaı uzun sürmezdi fakat bu sefr işler hiç ama hiç eskisi gibi ilerlememişti . Teşkilat bir adam kaçırma olayının dahi arkasındaki kişiyi bulamaıştı . Bunları düşünürken emniyet arabasının yanına çoktan ulaşmıştı . Sürücü koltuğuna yerleştiği anda camları filmli bu arabanın avantajını kullanıp cebindeki dörde katlı kağıdı çıkardı . Seri hareketlerle açtığı kağıdın üzerindeki yüz ise hiç yabancı değildi . Ve hayır , bu ne Eskişehirde bilinen bir suç şebekesi ile bağlantili bir kişi ne de herhangi bir suç kaydına sahip biriydi . Bu Sadığın yıllardır görüşmediği öz babasından başkası değildi …
Hayatımın büyük çoğunluğunu çokça düşünerek geçirmiştim , fakat şüphesiz bu eylemin en yoğun olduğu dönem komada kaldığım süreçti . İnsanlar komadaki kişilerin bilincinin kapalı olmasına rağmen algılarının açık olduğunu , etrafta olup biteni anlayıp hissettiğini ve tüm bunları zihinlerinde anlamlandırebildiğini söylediğinde büyük ihtimalle gülüp dalga geçerdim . Ama şimdi söylenenlerin bir şehir efsanesinden ibaret olmadığını biliyorum .
Gözlerimi o derin uykudan açtığım anda etrafımdaki yüzlerin şaşkın ifadelerini seçmek zor olmamıştı . İçinde bulunduğum anın gerçekliği beni bile şaşırtmıştı . O an bunu düşünemesemde uyandıktan birkaç saat sonra gördüklerime dair o tüm karmaşık kareler gözlerimin önünde bir bir belirmeye başladı . Doktorların anlattığına göre tam üç dakika yirmi sekiz saniye boyunca kalbim durmuştu . Bana verilen üç şok ardından dahi kalbım ritim kazanmayınca ölüm saatimin söylendiği o cümle odada yankılanmıştı . Herkes öldüğüme eminken Ecrin buna inanmamış beni son kez görmek istemişti . O ağlayarak yanıma ulaştığı anda ise önce parmağımı kıpırdatmış sonrada hala aralarında olduğumu belirten kalp ritmimin sesiyle tüm odayı doldurmuş ve gözlerimi aralamıştım .
Kolay olmadı yalan yok . Böyle uzun süren bir karanlıktan bir anda sıyrılıp bakışlarını ışığa yönelttiğinizde etrafınızdaki onlarca şey tek seferde netlik kazanmıyor . Önce irislerinin büyüyüp unuttuğu aydınlığa tekrar kavuşmaya çabalıyor ve sonra ne zaman ki istediğini alıyor işte o zaman sizede dünyayı bir kez daha seyretme şansı tanıyor .
Evrenden büyük beklentileri olan insanların sayısı belkide milyarlarken çoğu insanın amacı da ruhuna bu dünyada bir gün batımı daha gösterebilmekti . Bu hastanedeki insanların derdi de buydu işte . Yorucu ve sıkıcı hayatlarına bir gün daha devam edebilmek . Uyanmamın üstünden henüz iki saat geçmiş olacaktı ki üstümdeki ilgi beni bunaltmıştı bile . Hemşireler ve doktorlar gelip bana bu süreçte atlattığım ona şeyi anlatıyor , hayatımın bir mucizeler silsilesinden oluştuğunu tekrarlayıp duruyordu . Biricik arkadaşım , öğretmenim ve babam bana onlarca soru soruyor iyi olup olmadığımı dakika başı sorguluyorlardı . Polisler gelip ifademi almayı denemişti . Fakat tüm bu çabaların arkasında tüm çehrelerde bir burukluk vardı . Konuşmamam . Başta herkes bir problem olduğunu ve konuşamadığımı düşündü . Doktorlar gelip kontroller yaptı ve herkese herhangi bir sağlık problemim olmadığını konuşmama sebebimin psikolojik olabileceğini söyleyip durdu . Ve yine buradaki herkes bana onlarca şey yaşatan o pislikten bir haber şekilde bekledi . Hastanedeki komadan uyanmamın üstünden geçen sekizinci gündü sanırsam beni artık normal odaya aldıklarında ziyaretime gelen birçok kişi olmuştu bunlardan birkaçı da Eskişehir Emniyet Müdürlüğünün polisleriydi . onlar için her genç nemliydi ve dinlemeye değer di fakat duru hakkındaki düşünceleri bir tık daha farklıydı . Onun hikayesinin çok daha çarpıcı ve derin olduğuna inanıyorlardı . Öyleydi de sonuçta kimsenin başına bu kadarı gelmemişti değilmi ?
Meraklarıyla orantılı olarak bilgi edinme istekleri de oldukça ortadaydı . Tüm bu olanların kanıtlarla resmiyete dökülmesi gerektiği içinde sürekli hastaneye geliyor ifade için duruyu konuşturmaya çalışıyorlardı . Tek bir problem vardı ki genç kız ağzını açmıyordu . Bazı Şeylere başı ile onay yada tepki vermesi dışında da doktorlar ve ailesi hariç kimseyle iletişime geçmiyor du . En sonunda memurların bulduğu çare ona evet hayır soruları sormak olmuştu .
“ Duru merhaba . Eskişehir il Emniyet Müdürlüğünden geliyoruz . İsmim Sadık polis memuruyum . İznin olursa sana bu son olaylar hakkında birkaç soru sorucaz . Merak etme çok yorulmayacaksın . “ Odada Ecrin , Ahmet öğretmen ve Sinan da vardı . İfadeyi alacak olan polis gençti . Büyük ihtimalle mesleğe yeni başlamıştı , fakat yüzünde acemilik belirtisi hiçbir ifadeye yer yok gibiydi . Onay beklemeden işe koyulan polisin soruları önündeki kağıtta ve zaten hazırdı . “ Evet yada hayır cevabını kafanı sallayarak vereceksin . İlk sorumu soruyorum o zaman . Duru seni kaçıran kişiyi tanıyor musun ? “ Bir süre bekledi , karşısındaki hasta yatağında uzanan genç kızdan ufak bir işaret geleceğini düşündü fakat en ufak bir kıpırtı dahi yoktu .
“ Duru bak , ben yada biz senin ne hissettiğini ne düşündüğünü , aklından geçen binlerce düşünceyi göremeyiz , bilemeyiz . Sen bize ne olduğunu anlatmadığın zihninin kapılarını açmadığın sürece biz herşeyden bi haber kalıcaz . Ve bugün sana bunları yapan bu büyük acıları yaşatan o kişi yarın belkide aynısını bir başkasınada yapacak o yüzden konuş , konuşamıyorsan da başka bir yol dene . Sana bunu yapanı cezasız bırakma , Ve unutma ki artık korkman gereken birşey yok , güvendesin . “
Duru için bugün bunları yapmak fazla zordu . Bir şeyleri anlatmak , başkaları ile paylaşmak ve en imkansızı da konuşmak . Korkuyordu işte . Hakkı değilmiydi . Onca şey yaşadıktan sonra sesini bir kişi daha duyarsa aynı şeylerin tekrar başına gelebilecek olmasından korkuyordu . Bundan haftalar önce hayatının anlamı olan şarkıları bugün kabuslarında ona haykırışlarla ulaşmayı deniyordu . Hastanede geçen sıkıcı günlerinde o eşsiz ezgileri öyle özlüyor du ki , bazen elleri yanı başındaki kulaklığına gidiyor sonra o adamın arkasından yaklaştığı anlar gözünün önüne geliyordu . Ama kararını vermişti , Konuşmasada sessizliği ile de anlatabileceği çok şey atabileceği sayısız çığlık vardı .
“ Duru anlaştık mı ? ” Bu sefer kayıtsız değildi genç kız . Kafasını hafifçe aşağı yukarı salladı .
“ O zaman ilk sorumu tekrarlıyorum . Seni kaçıran adamı tanıyor musun ? “ Duru kararsızdı . Yüzünü bir belirsizlik ifadesi yerleştirip kafasını iki şekildede salladı .
“ Hem evet hem hayır ha ? “ bu sefer hızla Aşağı yukarı salladı kafasını . “ Daha önce bir yerde gördüğün ama yakından tanımadığın birisi mi ? “ Cevap evet di . “Eğer son iki ay içerisinde gördüğün birisi ise başını salla .“ Duru söyleneni yaptı .
“ O zaman Adamın yüzünü hatırlıyorsun ve yüzünü gördün , Robotik resmini çizebilir misin “ Duru başına bu safer iki yana salladı . O sırada Ecrin konuşmayı böldü .
“ Çizemez çünki resmi çok kötüdür ama belki bana tarif ederse ben çizebilirim . Hem eli kırık . “ Duru önündeki polise dönüp başını yine olumlu cevap için salladı . Adam bir süre bekledi Aklında bu iki kızım söylediklerini tartdı . En sonunda ise onay vermeye karar verdi .
“ Tamam izin veriyorum ama bende burada bekleyeceğim . “ Genç kızlar için bu bir problem değildi . Duru Ecrine de konuşmayacak dı zaten . Onların birbirlerine bakışları dahi onlarca kelimeden daha çok anlam ifade ediyordu . Birçok kişi aralarındaki bağın bu kadar güçlü olduğunu bildiği ona asla zarar vermayacağine emin olduğu birine dahi nede sesini bahş etmediğini merak edebilirdi . Cevap basitti aslında . Duru nun sesi biri için değil hepsi için hüzün getirmişti . Ayrıca korkusu o gün yaşadıklarını hatırladığı anda yerini geri alıyor , o gün hissettiği duygular yeniden damarlarında peydah oluyordu .
Kısa süre sonra Ecrin heryere yanında götürdüğü o eskiz defteri ve karakalemi ile Durunun ayak ucuna oturmuştu . Defterin son bir boş sayfası kalmıştı . Şimdi resim yapacağı beyazlığın arkasındaki bölümde ise Durunun resmi vardı . Komada olduğu süreç boyunca onu izlediği her an boyunca kız kardeşi bildiği kişiden bir hatıra istemişti . En sonunda ise aklına isteyemediği hatırayı kendi elleriyle arkadaşından çekip almak gelmişti .
Elleri içindeki o kırgın sayfayı çevirip Duru ya döndü Ecrin . Ona her zamanki sıcacık gülümsemesini sunduğunda Durudan alabildiği buruk bir tebessüm vardı sadece . “ Hadi bakalım başlıyorum . İlk önce yüz şeklini söylemelisin “ Duru zaten bununla başlamaları gerektiğini biliyordu . Aklına ilk gelen bu kemikli yüzlü adamın bir oyuncu ile anlatmaktı . Johnny depp'in seneler önce oynadığı bir rolünün geçtiği filmi beraber izlemişler di . Duru bir elini arka cebine götürüp sanki cebinden bir para çıkarıyormuş gibi gösterdiğinde Ecrin çoktan arkadaşının neyi kastettiğini anlamıştı .
Küçük odada kahkahalar yankılanıyordu . İki kız eski bir filmin dublajlı versiyonunu izliyordu . Filmde geçen bir sahnede başrol oyuncusunun yaptığı hareket o an onlara öyle garip gelmişti ki Duru oturduğu yerden kalkıp sahnenin canlandırmasını yapmaya başlamıştı . Kısa süre içerisinde bu aralarında bir anlaşmaya dönüşmüştü ne zaman bu adama benzediklerini düşündükleri bir adam görseler aynı hareketi tekrarlamaya başlamışlardı .
Ecrin yavaş ama yuvarlak hareketlerle resmin ilk kısmını bitirmişti . Bahsi geçen adamın yüzü ortaya çıkmıştı . Gözlerini çizmeye başlayacağını söyleyeceği sırada arkadaşı ona hiç beklemeden doğru cevabı vermişti bile . Ecrin arkadaşının yüzündeki o Ne yaptığını biliyorum bakışını nerde görse tanırdı . “ tamam o zaman madem biliyorsun söyle nasıl çizicem . Duru bu sefer ellerini bir kedinin başını svermış gibi hareket ettirdiğinde Ecrinin göz bebekleri büyümüştü . Duymuştu . Arkadaşı komadayken gelip ona anlattıklarını duymuştu . İçinde öyle büyük bir his kabarmıştı ki o an arkadaşının yaralarına rağmen ona sımsıkı sarılmış . Üstündeki hastane kıyafetine bir parça gözyaşı bıraktıktan sonra geri çekilmeyi başarabilmiş di. O bu kazayı yaşamadan birkaç gün önce sevdikleri mavi çekik gözlü kediyi anlatmaya çalışıyordu .
Okul çıkışında evlerine yürüyorlardı . Havada hafif bir yağmur vardı ama Ecrin Kasvetli havalari seven bunun ona ilham verdiğini söyleyen biri olduğundan halinden memnun gibiydi . Öte yandan Duru için bu hava tam bir kabustu . O sıcağı severdi , güneç içini ısıtsın sıcağı yüze vursun istiyordu . Tek bir şemsiye altında yürüyüp sohbet ediyorlardı ki her zaman daha dikkatli olan Durunun gözünden kenardaki arabanın altında duran ıslak yavru kedi kaçmamış dı . Hayvanlara küçüklüğünden beri zaafı olduğunu onu tanıyan herkes bilirdi . Ani bir hareketle şemsiyenin altından çıkan Duruya yetişmeye çalışan ise yine Ecrin di . Duru ellerini uzatmış yavru kediye doğru ilerlerken Ecrin arkasından sesleniyordu . “ Duru ! dokunma ona . Yağmur yağıyor bak kokuyordur o şimdi eve gidince annen kızar . “ Arkadaşının umrunda değildi annesi istediği kadar kızabilir di . Bu kadar tatlı bir canlıyı yağmurun altında bırakıp nasıl eve gidebilirdi ki . Yanına ulaştığı hayvanın önce kendisini koklamasına izin verdi Duru . Sonra yavaşça elini kaldırıp başını okşadı . Bu küçük yaratığın çük güzel mavi gözleri vardı . Duru hep maviye hayranlık duymuş du . Bu rengin hayatı en güzel şekilde temsil ettiğine inanıyordu . Umutta oradaydı , hüzünde . Bir süre sonra sevdiği kediyi tam kucaklayıp eve götüreceği sırada hayva korkuyla kaçmış Duru her ne kadar çabalasada onu bir daha görememişti ta ki arkadaşının ona komadayken gelip bu hayvanı anlattığı vakte kadar .
Bu iki dost yaklaşık bir saat boyunca aralarındaki o eşsiz bağ ile anlaşmayı başarmıştı . Ecrin her Duruya baktığına onun bir hareketi yada bakışı dostunun herşeyi anlamasına yetiyordu . Adamın Saç rengini yanlarındaki polisi göstererek yüzündeki sakalların yapısını ise parmaklarını garip bir şekilde birbirine sürterek anlatmayı başarmıştı . Yanlarında Duran polis memuru ise bir süre sonra bu muhteşem iletişimi sorgulamayı bırakmış ve önüne dönüp susmayı tercih etmişti . Resim bittiğinde ise Ecrin onu son bir kez Duruya gösterip onay aldığında herşey tamamlanmıştı . Ecrin yerinden kalkıp elindeki defterden resmin çizili olduğu sayfayı kopardı ve Sadık a verdi . Üstündeki resme bakmadan onu katlayıp cebine koyan polis tam yarım bıraktığı ifadeye devam edecekti ki , odaya giren hemşireler Durunun artık dinlenmesi gerektiğini söylediğinde odadan çıkmak zorunda kaldı .
Sadık mesleğinin getirdiği bir seri kanlılıkla hızlı adımlarla hastanenin çıkışına yaklaşmıştı . Emniyet aracını bıraktığı otaparka ilerlerlen aklına kızların çizdiği reme bakmadığı gelsede işinin gereğini biliyordu . Belkide gizli kalması istenicek olan o bilgiyi bu kadar insanın içersinde açarsa bir gören olabilirdi . Eskişehir her ne kadar büyük şehir olsada aslında oldukça küöük bir yerdi kaynakları sınırlıydı ve herkes birbirni tanırdı . Olaylar genelde aynı kişiler üzerinden dmnerdi ve teşkilatın hangi işn altında kimin olduğunu anlamaı uzun sürmezdi fakat bu sefr işler hiç ama hiç eskisi gibi ilerlememişti . Teşkilat bir adam kaçırma olayının dahi arkasındaki kişiyi bulamaıştı . Bunları düşünürken emniyet arabasının yanına çoktan ulaşmıştı . Sürücü koltuğuna yerleştiği anda camları filmli bu arabanın avantajını kullanıp cebindeki dörde katlı kağıdı çıkardı . Seri hareketlerle açtığı kağıdın üzerindeki yüz ise hiç yabancı değildi . Ve hayır , bu ne Eskişehirde bilinen bir suç şebekesi ile bağlantili bir kişi ne de herhangi bir suç kaydına sahip biriydi . Bu Sadığın yıllardır görüşmediği öz babasından başkası değildi …
Hayatımın büyük çoğunluğunu çokça düşünerek geçirmiştim , fakat şüphesiz bu eylemin en yoğun olduğu dönem komada kaldığım süreçti . İnsanlar komadaki kişilerin bilincinin kapalı olmasına rağmen algılarının açık olduğunu , etrafta olup biteni anlayıp hissettiğini ve tüm bunları zihinlerinde anlamlandırebildiğini söylediğinde büyük ihtimalle gülüp dalga geçerdim . Ama şimdi söylenenlerin bir şehir efsanesinden ibaret olmadığını biliyorum .
Gözlerimi o derin uykudan açtığım anda etrafımdaki yüzlerin şaşkın ifadelerini seçmek zor olmamıştı . İçinde bulunduğum anın gerçekliği beni bile şaşırtmıştı . O an bunu düşünemesemde uyandıktan birkaç saat sonra gördüklerime dair o tüm karmaşık kareler gözlerimin önünde bir bir belirmeye başladı . Doktorların anlattığına göre tam üç dakika yirmi sekiz saniye boyunca kalbim durmuştu . Bana verilen üç şok ardından dahi kalbım ritim kazanmayınca ölüm saatimin söylendiği o cümle odada yankılanmıştı . Herkes öldüğüme eminken Ecrin buna inanmamış beni son kez görmek istemişti . O ağlayarak yanıma ulaştığı anda ise önce parmağımı kıpırdatmış sonrada hala aralarında olduğumu belirten kalp ritmimin sesiyle tüm odayı doldurmuş ve gözlerimi aralamıştım .
Kolay olmadı yalan yok . Böyle uzun süren bir karanlıktan bir anda sıyrılıp bakışlarını ışığa yönelttiğinizde etrafınızdaki onlarca şey tek seferde netlik kazanmıyor . Önce irislerinin büyüyüp unuttuğu aydınlığa tekrar kavuşmaya çabalıyor ve sonra ne zaman ki istediğini alıyor işte o zaman sizede dünyayı bir kez daha seyretme şansı tanıyor .
Evrenden büyük beklentileri olan insanların sayısı belkide milyarlarken çoğu insanın amacı da ruhuna bu dünyada bir gün batımı daha gösterebilmekti . Bu hastanedeki insanların derdi de buydu işte . Yorucu ve sıkıcı hayatlarına bir gün daha devam edebilmek . Uyanmamın üstünden henüz iki saat geçmiş olacaktı ki üstümdeki ilgi beni bunaltmıştı bile . Hemşireler ve doktorlar gelip bana bu süreçte atlattığım ona şeyi anlatıyor , hayatımın bir mucizeler silsilesinden oluştuğunu tekrarlayıp duruyordu . Biricik arkadaşım , öğretmenim ve babam bana onlarca soru soruyor iyi olup olmadığımı dakika başı sorguluyorlardı . Polisler gelip ifademi almayı denemişti . Fakat tüm bu çabaların arkasında tüm çehrelerde bir burukluk vardı . Konuşmamam . Başta herkes bir problem olduğunu ve konuşamadığımı düşündü . Doktorlar gelip kontroller yaptı ve herkese herhangi bir sağlık problemim olmadığını konuşmama sebebimin psikolojik olabileceğini söyleyip durdu . Ve yine buradaki herkes bana onlarca şey yaşatan o pislikten bir haber şekilde bekledi . Hastanedeki komadan uyanmamın üstünden geçen sekizinci gündü sanırsam beni artık normal odaya aldıklarında ziyaretime gelen birçok kişi olmuştu bunlardan birkaçı da Eskişehir Emniyet Müdürlüğünün polisleriydi . onlar için her genç nemliydi ve dinlemeye değer di fakat duru hakkındaki düşünceleri bir tık daha farklıydı . Onun hikayesinin çok daha çarpıcı ve derin olduğuna inanıyorlardı . Öyleydi de sonuçta kimsenin başına bu kadarı gelmemişti değilmi ?
Meraklarıyla orantılı olarak bilgi edinme istekleri de oldukça ortadaydı . Tüm bu olanların kanıtlarla resmiyete dökülmesi gerektiği içinde sürekli hastaneye geliyor ifade için duruyu konuşturmaya çalışıyorlardı . Tek bir problem vardı ki genç kız ağzını açmıyordu . Bazı Şeylere başı ile onay yada tepki vermesi dışında da doktorlar ve ailesi hariç kimseyle iletişime geçmiyor du . En sonunda memurların bulduğu çare ona evet hayır soruları sormak olmuştu .
“ Duru merhaba . Eskişehir il Emniyet Müdürlüğünden geliyoruz . İsmim Sadık polis memuruyum . İznin olursa sana bu son olaylar hakkında birkaç soru sorucaz . Merak etme çok yorulmayacaksın . “ Odada Ecrin , Ahmet öğretmen ve Sinan da vardı . İfadeyi alacak olan polis gençti . Büyük ihtimalle mesleğe yeni başlamıştı , fakat yüzünde acemilik belirtisi hiçbir ifadeye yer yok gibiydi . Onay beklemeden işe koyulan polisin soruları önündeki kağıtta ve zaten hazırdı . “ Evet yada hayır cevabını kafanı sallayarak vereceksin . İlk sorumu soruyorum o zaman . Duru seni kaçıran kişiyi tanıyor musun ? “ Bir süre bekledi , karşısındaki hasta yatağında uzanan genç kızdan ufak bir işaret geleceğini düşündü fakat en ufak bir kıpırtı dahi yoktu .
“ Duru bak , ben yada biz senin ne hissettiğini ne düşündüğünü , aklından geçen binlerce düşünceyi göremeyiz , bilemeyiz . Sen bize ne olduğunu anlatmadığın zihninin kapılarını açmadığın sürece biz herşeyden bi haber kalıcaz . Ve bugün sana bunları yapan bu büyük acıları yaşatan o kişi yarın belkide aynısını bir başkasınada yapacak o yüzden konuş , konuşamıyorsan da başka bir yol dene . Sana bunu yapanı cezasız bırakma , Ve unutma ki artık korkman gereken birşey yok , güvendesin . “
Duru için bugün bunları yapmak fazla zordu . Bir şeyleri anlatmak , başkaları ile paylaşmak ve en imkansızı da konuşmak . Korkuyordu işte . Hakkı değilmiydi . Onca şey yaşadıktan sonra sesini bir kişi daha duyarsa aynı şeylerin tekrar başına gelebilecek olmasından korkuyordu . Bundan haftalar önce hayatının anlamı olan şarkıları bugün kabuslarında ona haykırışlarla ulaşmayı deniyordu . Hastanede geçen sıkıcı günlerinde o eşsiz ezgileri öyle özlüyor du ki , bazen elleri yanı başındaki kulaklığına gidiyor sonra o adamın arkasından yaklaştığı anlar gözünün önüne geliyordu . Ama kararını vermişti , Konuşmasada sessizliği ile de anlatabileceği çok şey atabileceği sayısız çığlık vardı .
“ Duru anlaştık mı ? ” Bu sefer kayıtsız değildi genç kız . Kafasını hafifçe aşağı yukarı salladı .
“ O zaman ilk sorumu tekrarlıyorum . Seni kaçıran adamı tanıyor musun ? “ Duru kararsızdı . Yüzünü bir belirsizlik ifadesi yerleştirip kafasını iki şekildede salladı .
“ Hem evet hem hayır ha ? “ bu sefer hızla Aşağı yukarı salladı kafasını . “ Daha önce bir yerde gördüğün ama yakından tanımadığın birisi mi ? “ Cevap evet di . “Eğer son iki ay içerisinde gördüğün birisi ise başını salla .“ Duru söyleneni yaptı .
“ O zaman Adamın yüzünü hatırlıyorsun ve yüzünü gördün , Robotik resmini çizebilir misin “ Duru başına bu safer iki yana salladı . O sırada Ecrin konuşmayı böldü .
“ Çizemez çünki resmi çok kötüdür ama belki bana tarif ederse ben çizebilirim . Hem eli kırık . “ Duru önündeki polise dönüp başını yine olumlu cevap için salladı . Adam bir süre bekledi Aklında bu iki kızım söylediklerini tartdı . En sonunda ise onay vermeye karar verdi .
“ Tamam izin veriyorum ama bende burada bekleyeceğim . “ Genç kızlar için bu bir problem değildi . Duru Ecrine de konuşmayacak dı zaten . Onların birbirlerine bakışları dahi onlarca kelimeden daha çok anlam ifade ediyordu . Birçok kişi aralarındaki bağın bu kadar güçlü olduğunu bildiği ona asla zarar vermayacağine emin olduğu birine dahi nede sesini bahş etmediğini merak edebilirdi . Cevap basitti aslında . Duru nun sesi biri için değil hepsi için hüzün getirmişti . Ayrıca korkusu o gün yaşadıklarını hatırladığı anda yerini geri alıyor , o gün hissettiği duygular yeniden damarlarında peydah oluyordu .
Kısa süre sonra Ecrin heryere yanında götürdüğü o eskiz defteri ve karakalemi ile Durunun ayak ucuna oturmuştu . Defterin son bir boş sayfası kalmıştı . Şimdi resim yapacağı beyazlığın arkasındaki bölümde ise Durunun resmi vardı . Komada olduğu süreç boyunca onu izlediği her an boyunca kız kardeşi bildiği kişiden bir hatıra istemişti . En sonunda ise aklına isteyemediği hatırayı kendi elleriyle arkadaşından çekip almak gelmişti .
Elleri içindeki o kırgın sayfayı çevirip Duru ya döndü Ecrin . Ona her zamanki sıcacık gülümsemesini sunduğunda Durudan alabildiği buruk bir tebessüm vardı sadece . “ Hadi bakalım başlıyorum . İlk önce yüz şeklini söylemelisin “ Duru zaten bununla başlamaları gerektiğini biliyordu . Aklına ilk gelen bu kemikli yüzlü adamın bir oyuncu ile anlatmaktı . Johnny depp'in seneler önce oynadığı bir rolünün geçtiği filmi beraber izlemişler di . Duru bir elini arka cebine götürüp sanki cebinden bir para çıkarıyormuş gibi gösterdiğinde Ecrin çoktan arkadaşının neyi kastettiğini anlamıştı .
Küçük odada kahkahalar yankılanıyordu . İki kız eski bir filmin dublajlı versiyonunu izliyordu . Filmde geçen bir sahnede başrol oyuncusunun yaptığı hareket o an onlara öyle garip gelmişti ki Duru oturduğu yerden kalkıp sahnenin canlandırmasını yapmaya başlamıştı . Kısa süre içerisinde bu aralarında bir anlaşmaya dönüşmüştü ne zaman bu adama benzediklerini düşündükleri bir adam görseler aynı hareketi tekrarlamaya başlamışlardı .
Ecrin yavaş ama yuvarlak hareketlerle resmin ilk kısmını bitirmişti . Bahsi geçen adamın yüzü ortaya çıkmıştı . Gözlerini çizmeye başlayacağını söyleyeceği sırada arkadaşı ona hiç beklemeden doğru cevabı vermişti bile . Ecrin arkadaşının yüzündeki o Ne yaptığını biliyorum bakışını nerde görse tanırdı . “ tamam o zaman madem biliyorsun söyle nasıl çizicem . Duru bu sefer ellerini bir kedinin başını svermış gibi hareket ettirdiğinde Ecrinin göz bebekleri büyümüştü . Duymuştu . Arkadaşı komadayken gelip ona anlattıklarını duymuştu . İçinde öyle büyük bir his kabarmıştı ki o an arkadaşının yaralarına rağmen ona sımsıkı sarılmış . Üstündeki hastane kıyafetine bir parça gözyaşı bıraktıktan sonra geri çekilmeyi başarabilmiş di. O bu kazayı yaşamadan birkaç gün önce sevdikleri mavi çekik gözlü kediyi anlatmaya çalışıyordu .
Okul çıkışında evlerine yürüyorlardı . Havada hafif bir yağmur vardı ama Ecrin Kasvetli havalari seven bunun ona ilham verdiğini söyleyen biri olduğundan halinden memnun gibiydi . Öte yandan Duru için bu hava tam bir kabustu . O sıcağı severdi , güneç içini ısıtsın sıcağı yüze vursun istiyordu . Tek bir şemsiye altında yürüyüp sohbet ediyorlardı ki her zaman daha dikkatli olan Durunun gözünden kenardaki arabanın altında duran ıslak yavru kedi kaçmamış dı . Hayvanlara küçüklüğünden beri zaafı olduğunu onu tanıyan herkes bilirdi . Ani bir hareketle şemsiyenin altından çıkan Duruya yetişmeye çalışan ise yine Ecrin di . Duru ellerini uzatmış yavru kediye doğru ilerlerken Ecrin arkasından sesleniyordu . “ Duru ! dokunma ona . Yağmur yağıyor bak kokuyordur o şimdi eve gidince annen kızar . “ Arkadaşının umrunda değildi annesi istediği kadar kızabilir di . Bu kadar tatlı bir canlıyı yağmurun altında bırakıp nasıl eve gidebilirdi ki . Yanına ulaştığı hayvanın önce kendisini koklamasına izin verdi Duru . Sonra yavaşça elini kaldırıp başını okşadı . Bu küçük yaratığın çük güzel mavi gözleri vardı . Duru hep maviye hayranlık duymuş du . Bu rengin hayatı en güzel şekilde temsil ettiğine inanıyordu . Umutta oradaydı , hüzünde . Bir süre sonra sevdiği kediyi tam kucaklayıp eve götüreceği sırada hayva korkuyla kaçmış Duru her ne kadar çabalasada onu bir daha görememişti ta ki arkadaşının ona komadayken gelip bu hayvanı anlattığı vakte kadar .
Bu iki dost yaklaşık bir saat boyunca aralarındaki o eşsiz bağ ile anlaşmayı başarmıştı . Ecrin her Duruya baktığına onun bir hareketi yada bakışı dostunun herşeyi anlamasına yetiyordu . Adamın Saç rengini yanlarındaki polisi göstererek yüzündeki sakalların yapısını ise parmaklarını garip bir şekilde birbirine sürterek anlatmayı başarmıştı . Yanlarında Duran polis memuru ise bir süre sonra bu muhteşem iletişimi sorgulamayı bırakmış ve önüne dönüp susmayı tercih etmişti . Resim bittiğinde ise Ecrin onu son bir kez Duruya gösterip onay aldığında herşey tamamlanmıştı . Ecrin yerinden kalkıp elindeki defterden resmin çizili olduğu sayfayı kopardı ve Sadık a verdi . Üstündeki resme bakmadan onu katlayıp cebine koyan polis tam yarım bıraktığı ifadeye devam edecekti ki , odaya giren hemşireler Durunun artık dinlenmesi gerektiğini söylediğinde odadan çıkmak zorunda kaldı .
Sadık mesleğinin getirdiği bir seri kanlılıkla hızlı adımlarla hastanenin çıkışına yaklaşmıştı . Emniyet aracını bıraktığı otaparka ilerlerlen aklına kızların çizdiği reme bakmadığı gelsede işinin gereğini biliyordu . Belkide gizli kalması istenicek olan o bilgiyi bu kadar insanın içersinde açarsa bir gören olabilirdi . Eskişehir her ne kadar büyük şehir olsada aslında oldukça küöük bir yerdi kaynakları sınırlıydı ve herkes birbirni tanırdı . Olaylar genelde aynı kişiler üzerinden dmnerdi ve teşkilatın hangi işn altında kimin olduğunu anlamaı uzun sürmezdi fakat bu sefr işler hiç ama hiç eskisi gibi ilerlememişti . Teşkilat bir adam kaçırma olayının dahi arkasındaki kişiyi bulamaıştı . Bunları düşünürken emniyet arabasının yanına çoktan ulaşmıştı . Sürücü koltuğuna yerleştiği anda camları filmli bu arabanın avantajını kullanıp cebindeki dörde katlı kağıdı çıkardı . Seri hareketlerle açtığı kağıdın üzerindeki yüz ise hiç yabancı değildi . Ve hayır , bu ne Eskişehirde bilinen bir suç şebekesi ile bağlantili bir kişi ne de herhangi bir suç kaydına sahip biriydi . Bu Sadığın yıllardır görüşmediği öz babasından başkası değildi …
vvv Hayatımın büyük çoğunluğunu çokça düşünerek geçirmiştim , fakat şüphesiz bu eylemin en yoğun olduğu dönem komada kaldığım süreçti . İnsanlar komadaki kişilerin bilincinin kapalı olmasına rağmen algılarının açık olduğunu , etrafta olup biteni anlayıp hissettiğini ve tüm bunları zihinlerinde anlamlandırebildiğini söylediğinde büyük ihtimalle gülüp dalga geçerdim . Ama şimdi söylenenlerin bir şehir efsanesinden ibaret olmadığını biliyorum .
Gözlerimi o derin uykudan açtığım anda etrafımdaki yüzlerin şaşkın ifadelerini seçmek zor olmamıştı . İçinde bulunduğum anın gerçekliği beni bile şaşırtmıştı . O an bunu düşünemesemde uyandıktan birkaç saat sonra gördüklerime dair o tüm karmaşık kareler gözlerimin önünde bir bir belirmeye başladı . Doktorların anlattığına göre tam üç dakika yirmi sekiz saniye boyunca kalbim durmuştu . Bana verilen üç şok ardından dahi kalbım ritim kazanmayınca ölüm saatimin söylendiği o cümle odada yankılanmıştı . Herkes öldüğüme eminken Ecrin buna inanmamış beni son kez görmek istemişti . O ağlayarak yanıma ulaştığı anda ise önce parmağımı kıpırdatmış sonrada hala aralarında olduğumu belirten kalp ritmimin sesiyle tüm odayı doldurmuş ve gözlerimi aralamıştım .
Kolay olmadı yalan yok . Böyle uzun süren bir karanlıktan bir anda sıyrılıp bakışlarını ışığa yönelttiğinizde etrafınızdaki onlarca şey tek seferde netlik kazanmıyor . Önce irislerinin büyüyüp unuttuğu aydınlığa tekrar kavuşmaya çabalıyor ve sonra ne zaman ki istediğini alıyor işte o zaman sizede dünyayı bir kez daha seyretme şansı tanıyor .
Evrenden büyük beklentileri olan insanların sayısı belkide milyarlarken çoğu insanın amacı da ruhuna bu dünyada bir gün batımı daha gösterebilmekti . Bu hastanedeki insanların derdi de buydu işte . Yorucu ve sıkıcı hayatlarına bir gün daha devam edebilmek . Uyanmamın üstünden henüz iki saat geçmiş olacaktı ki üstümdeki ilgi beni bunaltmıştı bile . Hemşireler ve doktorlar gelip bana bu süreçte atlattığım ona şeyi anlatıyor , hayatımın bir mucizeler silsilesinden oluştuğunu tekrarlayıp duruyordu . Biricik arkadaşım , öğretmenim ve babam bana onlarca soru soruyor iyi olup olmadığımı dakika başı sorguluyorlardı . Polisler gelip ifademi almayı denemişti . Fakat tüm bu çabaların arkasında tüm çehrelerde bir burukluk vardı . Konuşmamam . Başta herkes bir problem olduğunu ve konuşamadığımı düşündü . Doktorlar gelip kontroller yaptı ve herkese herhangi bir sağlık problemim olmadığını konuşmama sebebimin psikolojik olabileceğini söyleyip durdu . Ve yine buradaki herkes bana onlarca şey yaşatan o pislikten bir haber şekilde bekledi . Hastanedeki komadan uyanmamın üstünden geçen sekizinci gündü sanırsam beni artık normal odaya aldıklarında ziyaretime gelen birçok kişi olmuştu bunlardan birkaçı da Eskişehir Emniyet Müdürlüğünün polisleriydi . onlar için her genç nemliydi ve dinlemeye değer di fakat duru hakkındaki düşünceleri bir tık daha farklıydı . Onun hikayesinin çok daha çarpıcı ve derin olduğuna inanıyorlardı . Öyleydi de sonuçta kimsenin başına bu kadarı gelmemişti değilmi ?
Meraklarıyla orantılı olarak bilgi edinme istekleri de oldukça ortadaydı . Tüm bu olanların kanıtlarla resmiyete dökülmesi gerektiği içinde sürekli hastaneye geliyor ifade için duruyu konuşturmaya çalışıyorlardı . Tek bir problem vardı ki genç kız ağzını açmıyordu . Bazı Şeylere başı ile onay yada tepki vermesi dışında da doktorlar ve ailesi hariç kimseyle iletişime geçmiyor du . En sonunda memurların bulduğu çare ona evet hayır soruları sormak olmuştu .
“ Duru merhaba . Eskişehir il Emniyet Müdürlüğünden geliyoruz . İsmim Sadık polis memuruyum . İznin olursa sana bu son olaylar hakkında birkaç soru sorucaz . Merak etme çok yorulmayacaksın . “ Odada Ecrin , Ahmet öğretmen ve Sinan da vardı . İfadeyi alacak olan polis gençti . Büyük ihtimalle mesleğe yeni başlamıştı , fakat yüzünde acemilik belirtisi hiçbir ifadeye yer yok gibiydi . Onay beklemeden işe koyulan polisin soruları önündeki kağıtta ve zaten hazırdı . “ Evet yada hayır cevabını kafanı sallayarak vereceksin . İlk sorumu soruyorum o zaman . Duru seni kaçıran kişiyi tanıyor musun ? “ Bir süre bekledi , karşısındaki hasta yatağında uzanan genç kızdan ufak bir işaret geleceğini düşündü fakat en ufak bir kıpırtı dahi yoktu .
“ Duru bak , ben yada biz senin ne hissettiğini ne düşündüğünü , aklından geçen binlerce düşünceyi göremeyiz , bilemeyiz . Sen bize ne olduğunu anlatmadığın zihninin kapılarını açmadığın sürece biz herşeyden bi haber kalıcaz . Ve bugün sana bunları yapan bu büyük acıları yaşatan o kişi yarın belkide aynısını bir başkasınada yapacak o yüzden konuş , konuşamıyorsan da başka bir yol dene . Sana bunu yapanı cezasız bırakma , Ve unutma ki artık korkman gereken birşey yok , güvendesin . “
Duru için bugün bunları yapmak fazla zordu . Bir şeyleri anlatmak , başkaları ile paylaşmak ve en imkansızı da konuşmak . Korkuyordu işte . Hakkı değilmiydi . Onca şey yaşadıktan sonra sesini bir kişi daha duyarsa aynı şeylerin tekrar başına gelebilecek olmasından korkuyordu . Bundan haftalar önce hayatının anlamı olan şarkıları bugün kabuslarında ona haykırışlarla ulaşmayı deniyordu . Hastanede geçen sıkıcı günlerinde o eşsiz ezgileri öyle özlüyor du ki , bazen elleri yanı başındaki kulaklığına gidiyor sonra o adamın arkasından yaklaştığı anlar gözünün önüne geliyordu . Ama kararını vermişti , Konuşmasada sessizliği ile de anlatabileceği çok şey atabileceği sayısız çığlık vardı .
“ Duru anlaştık mı ? ” Bu sefer kayıtsız değildi genç kız . Kafasını hafifçe aşağı yukarı salladı .
“ O zaman ilk sorumu tekrarlıyorum . Seni kaçıran adamı tanıyor musun ? “ Duru kararsızdı . Yüzünü bir belirsizlik ifadesi yerleştirip kafasını iki şekildede salladı .
“ Hem evet hem hayır ha ? “ bu sefer hızla Aşağı yukarı salladı kafasını . “ Daha önce bir yerde gördüğün ama yakından tanımadığın birisi mi ? “ Cevap evet di . “Eğer son iki ay içerisinde gördüğün birisi ise başını salla .“ Duru söyleneni yaptı .
“ O zaman Adamın yüzünü hatırlıyorsun ve yüzünü gördün , Robotik resmini çizebilir misin “ Duru başına bu safer iki yana salladı . O sırada Ecrin konuşmayı böldü .
“ Çizemez çünki resmi çok kötüdür ama belki bana tarif ederse ben çizebilirim . Hem eli kırık . “ Duru önündeki polise dönüp başını yine olumlu cevap için salladı . Adam bir süre bekledi Aklında bu iki kızım söylediklerini tartdı . En sonunda ise onay vermeye karar verdi .
“ Tamam izin veriyorum ama bende burada bekleyeceğim . “ Genç kızlar için bu bir problem değildi . Duru Ecrine de konuşmayacak dı zaten . Onların birbirlerine bakışları dahi onlarca kelimeden daha çok anlam ifade ediyordu . Birçok kişi aralarındaki bağın bu kadar güçlü olduğunu bildiği ona asla zarar vermayacağine emin olduğu birine dahi nede sesini bahş etmediğini merak edebilirdi . Cevap basitti aslında . Duru nun sesi biri için değil hepsi için hüzün getirmişti . Ayrıca korkusu o gün yaşadıklarını hatırladığı anda yerini geri alıyor , o gün hissettiği duygular yeniden damarlarında peydah oluyordu .
Kısa süre sonra Ecrin heryere yanında götürdüğü o eskiz defteri ve karakalemi ile Durunun ayak ucuna oturmuştu . Defterin son bir boş sayfası kalmıştı . Şimdi resim yapacağı beyazlığın arkasındaki bölümde ise Durunun resmi vardı . Komada olduğu süreç boyunca onu izlediği her an boyunca kız kardeşi bildiği kişiden bir hatıra istemişti . En sonunda ise aklına isteyemediği hatırayı kendi elleriyle arkadaşından çekip almak gelmişti .
Elleri içindeki o kırgın sayfayı çevirip Duru ya döndü Ecrin . Ona her zamanki sıcacık gülümsemesini sunduğunda Durudan alabildiği buruk bir tebessüm vardı sadece . “ Hadi bakalım başlıyorum . İlk önce yüz şeklini söylemelisin “ Duru zaten bununla başlamaları gerektiğini biliyordu . Aklına ilk gelen bu kemikli yüzlü adamın bir oyuncu ile anlatmaktı . Johnny depp'in seneler önce oynadığı bir rolünün geçtiği filmi beraber izlemişler di . Duru bir elini arka cebine götürüp sanki cebinden bir para çıkarıyormuş gibi gösterdiğinde Ecrin çoktan arkadaşının neyi kastettiğini anlamıştı .
Küçük odada kahkahalar yankılanıyordu . İki kız eski bir filmin dublajlı versiyonunu izliyordu . Filmde geçen bir sahnede başrol oyuncusunun yaptığı hareket o an onlara öyle garip gelmişti ki Duru oturduğu yerden kalkıp sahnenin canlandırmasını yapmaya başlamıştı . Kısa süre içerisinde bu aralarında bir anlaşmaya dönüşmüştü ne zaman bu adama benzediklerini düşündükleri bir adam görseler aynı hareketi tekrarlamaya başlamışlardı .
Ecrin yavaş ama yuvarlak hareketlerle resmin ilk kısmını bitirmişti . Bahsi geçen adamın yüzü ortaya çıkmıştı . Gözlerini çizmeye başlayacağını söyleyeceği sırada arkadaşı ona hiç beklemeden doğru cevabı vermişti bile . Ecrin arkadaşının yüzündeki o Ne yaptığını biliyorum bakışını nerde görse tanırdı . “ tamam o zaman madem biliyorsun söyle nasıl çizicem . Duru bu sefer ellerini bir kedinin başını svermış gibi hareket ettirdiğinde Ecrinin göz bebekleri büyümüştü . Duymuştu . Arkadaşı komadayken gelip ona anlattıklarını duymuştu . İçinde öyle büyük bir his kabarmıştı ki o an arkadaşının yaralarına rağmen ona sımsıkı sarılmış . Üstündeki hastane kıyafetine bir parça gözyaşı bıraktıktan sonra geri çekilmeyi başarabilmiş di. O bu kazayı yaşamadan birkaç gün önce sevdikleri mavi çekik gözlü kediyi anlatmaya çalışıyordu .
Okul çıkışında evlerine yürüyorlardı . Havada hafif bir yağmur vardı ama Ecrin Kasvetli havalari seven bunun ona ilham verdiğini söyleyen biri olduğundan halinden memnun gibiydi . Öte yandan Duru için bu hava tam bir kabustu . O sıcağı severdi , güneç içini ısıtsın sıcağı yüze vursun istiyordu . Tek bir şemsiye altında yürüyüp sohbet ediyorlardı ki her zaman daha dikkatli olan Durunun gözünden kenardaki arabanın altında duran ıslak yavru kedi kaçmamış dı . Hayvanlara küçüklüğünden beri zaafı olduğunu onu tanıyan herkes bilirdi . Ani bir hareketle şemsiyenin altından çıkan Duruya yetişmeye çalışan ise yine Ecrin di . Duru ellerini uzatmış yavru kediye doğru ilerlerken Ecrin arkasından sesleniyordu . “ Duru ! dokunma ona . Yağmur yağıyor bak kokuyordur o şimdi eve gidince annen kızar . “ Arkadaşının umrunda değildi annesi istediği kadar kızabilir di . Bu kadar tatlı bir canlıyı yağmurun altında bırakıp nasıl eve gidebilirdi ki . Yanına ulaştığı hayvanın önce kendisini koklamasına izin verdi Duru . Sonra yavaşça elini kaldırıp başını okşadı . Bu küçük yaratığın çük güzel mavi gözleri vardı . Duru hep maviye hayranlık duymuş du . Bu rengin hayatı en güzel şekilde temsil ettiğine inanıyordu . Umutta oradaydı , hüzünde . Bir süre sonra sevdiği kediyi tam kucaklayıp eve götüreceği sırada hayva korkuyla kaçmış Duru her ne kadar çabalasada onu bir daha görememişti ta ki arkadaşının ona komadayken gelip bu hayvanı anlattığı vakte kadar .
Bu iki dost yaklaşık bir saat boyunca aralarındaki o eşsiz bağ ile anlaşmayı başarmıştı . Ecrin her Duruya baktığına onun bir hareketi yada bakışı dostunun herşeyi anlamasına yetiyordu . Adamın Saç rengini yanlarındaki polisi göstererek yüzündeki sakalların yapısını ise parmaklarını garip bir şekilde birbirine sürterek anlatmayı başarmıştı . Yanlarında Duran polis memuru ise bir süre sonra bu muhteşem iletişimi sorgulamayı bırakmış ve önüne dönüp susmayı tercih etmişti . Resim bittiğinde ise Ecrin onu son bir kez Duruya gösterip onay aldığında herşey tamamlanmıştı . Ecrin yerinden kalkıp elindeki defterden resmin çizili olduğu sayfayı kopardı ve Sadık a verdi . Üstündeki resme bakmadan onu katlayıp cebine koyan polis tam yarım bıraktığı ifadeye devam edecekti ki , odaya giren hemşireler Durunun artık dinlenmesi gerektiğini söylediğinde odadan çıkmak zorunda kaldı .
Sadık mesleğinin getirdiği bir seri kanlılıkla hızlı adımlarla hastanenin çıkışına yaklaşmıştı . Emniyet aracını bıraktığı otaparka ilerlerlen aklına kızların çizdiği reme bakmadığı gelsede işinin gereğini biliyordu . Belkide gizli kalması istenicek olan o bilgiyi bu kadar insanın içersinde açarsa bir gören olabilirdi . Eskişehir her ne kadar büyük şehir olsada aslında oldukça küöük bir yerdi kaynakları sınırlıydı ve herkes birbirni tanırdı . Olaylar genelde aynı kişiler üzerinden dmnerdi ve teşkilatın hangi işn altında kimin olduğunu anlamaı uzun sürmezdi fakat bu sefr işler hiç ama hiç eskisi gibi ilerlememişti . Teşkilat bir adam kaçırma olayının dahi arkasındaki kişiyi bulamaıştı . Bunları düşünürken emniyet arabasının yanına çoktan ulaşmıştı . Sürücü koltuğuna yerleştiği anda camları filmli bu arabanın avantajını kullanıp cebindeki dörde katlı kağıdı çıkardı . Seri hareketlerle açtığı kağıdın üzerindeki yüz ise hiç yabancı değildi . Ve hayır , bu ne Eskişehirde bilinen bir suç şebekesi ile bağlantili bir kişi ne de herhangi bir suç kaydına sahip biriydi . Bu Sadığın yıllardır görüşmediği öz babasından başkası değildi …
Hayatımın büyük çoğunluğunu çokça düşünerek geçirmiştim , fakat şüphesiz bu eylemin en yoğun olduğu dönem komada kaldığım süreçti . İnsanlar komadaki kişilerin bilincinin kapalı olmasına rağmen algılarının açık olduğunu , etrafta olup biteni anlayıp hissettiğini ve tüm bunları zihinlerinde anlamlandırebildiğini söylediğinde büyük ihtimalle gülüp dalga geçerdim . Ama şimdi söylenenlerin bir şehir efsanesinden ibaret olmadığını biliyorum .
Gözlerimi o derin uykudan açtığım anda etrafımdaki yüzlerin şaşkın ifadelerini seçmek zor olmamıştı . İçinde bulunduğum anın gerçekliği beni bile şaşırtmıştı . O an bunu düşünemesemde uyandıktan birkaç saat sonra gördüklerime dair o tüm karmaşık kareler gözlerimin önünde bir bir belirmeye başladı . Doktorların anlattığına göre tam üç dakika yirmi sekiz saniye boyunca kalbim durmuştu . Bana verilen üç şok ardından dahi kalbım ritim kazanmayınca ölüm saatimin söylendiği o cümle odada yankılanmıştı . Herkes öldüğüme eminken Ecrin buna inanmamış beni son kez görmek istemişti . O ağlayarak yanıma ulaştığı anda ise önce parmağımı kıpırdatmış sonrada hala aralarında olduğumu belirten kalp ritmimin sesiyle tüm odayı doldurmuş ve gözlerimi aralamıştım .
Kolay olmadı yalan yok . Böyle uzun süren bir karanlıktan bir anda sıyrılıp bakışlarını ışığa yönelttiğinizde etrafınızdaki onlarca şey tek seferde netlik kazanmıyor . Önce irislerinin büyüyüp unuttuğu aydınlığa tekrar kavuşmaya çabalıyor ve sonra ne zaman ki istediğini alıyor işte o zaman sizede dünyayı bir kez daha seyretme şansı tanıyor .
Evrenden büyük beklentileri olan insanların sayısı belkide milyarlarken çoğu insanın amacı da ruhuna bu dünyada bir gün batımı daha gösterebilmekti . Bu hastanedeki insanların derdi de buydu işte . Yorucu ve sıkıcı hayatlarına bir gün daha devam edebilmek . Uyanmamın üstünden henüz iki saat geçmiş olacaktı ki üstümdeki ilgi beni bunaltmıştı bile . Hemşireler ve doktorlar gelip bana bu süreçte atlattığım ona şeyi anlatıyor , hayatımın bir mucizeler silsilesinden oluştuğunu tekrarlayıp duruyordu . Biricik arkadaşım , öğretmenim ve babam bana onlarca soru soruyor iyi olup olmadığımı dakika başı sorguluyorlardı . Polisler gelip ifademi almayı denemişti . Fakat tüm bu çabaların arkasında tüm çehrelerde bir burukluk vardı . Konuşmamam . Başta herkes bir problem olduğunu ve konuşamadığımı düşündü . Doktorlar gelip kontroller yaptı ve herkese herhangi bir sağlık problemim olmadığını konuşmama sebebimin psikolojik olabileceğini söyleyip durdu . Ve yine buradaki herkes bana onlarca şey yaşatan o pislikten bir haber şekilde bekledi . Hastanedeki komadan uyanmamın üstünden geçen sekizinci gündü sanırsam beni artık normal odaya aldıklarında ziyaretime gelen birçok kişi olmuştu bunlardan birkaçı da Eskişehir Emniyet Müdürlüğünün polisleriydi . onlar için her genç nemliydi ve dinlemeye değer di fakat duru hakkındaki düşünceleri bir tık daha farklıydı . Onun hikayesinin çok daha çarpıcı ve derin olduğuna inanıyorlardı . Öyleydi de sonuçta kimsenin başına bu kadarı gelmemişti değilmi ?
Meraklarıyla orantılı olarak bilgi edinme istekleri de oldukça ortadaydı . Tüm bu olanların kanıtlarla resmiyete dökülmesi gerektiği içinde sürekli hastaneye geliyor ifade için duruyu konuşturmaya çalışıyorlardı . Tek bir problem vardı ki genç kız ağzını açmıyordu . Bazı Şeylere başı ile onay yada tepki vermesi dışında da doktorlar ve ailesi hariç kimseyle iletişime geçmiyor du . En sonunda memurların bulduğu çare ona evet hayır soruları sormak olmuştu .
“ Duru merhaba . Eskişehir il Emniyet Müdürlüğünden geliyoruz . İsmim Sadık polis memuruyum . İznin olursa sana bu son olaylar hakkında birkaç soru sorucaz . Merak etme çok yorulmayacaksın . “ Odada Ecrin , Ahmet öğretmen ve Sinan da vardı . İfadeyi alacak olan polis gençti . Büyük ihtimalle mesleğe yeni başlamıştı , fakat yüzünde acemilik belirtisi hiçbir ifadeye yer yok gibiydi . Onay beklemeden işe koyulan polisin soruları önündeki kağıtta ve zaten hazırdı . “ Evet yada hayır cevabını kafanı sallayarak vereceksin . İlk sorumu soruyorum o zaman . Duru seni kaçıran kişiyi tanıyor musun ? “ Bir süre bekledi , karşısındaki hasta yatağında uzanan genç kızdan ufak bir işaret geleceğini düşündü fakat en ufak bir kıpırtı dahi yoktu .
“ Duru bak , ben yada biz senin ne hissettiğini ne düşündüğünü , aklından geçen binlerce düşünceyi göremeyiz , bilemeyiz . Sen bize ne olduğunu anlatmadığın zihninin kapılarını açmadığın sürece biz herşeyden bi haber kalıcaz . Ve bugün sana bunları yapan bu büyük acıları yaşatan o kişi yarın belkide aynısını bir başkasınada yapacak o yüzden konuş , konuşamıyorsan da başka bir yol dene . Sana bunu yapanı cezasız bırakma , Ve unutma ki artık korkman gereken birşey yok , güvendesin . “
Duru için bugün bunları yapmak fazla zordu . Bir şeyleri anlatmak , başkaları ile paylaşmak ve en imkansızı da konuşmak . Korkuyordu işte . Hakkı değilmiydi . Onca şey yaşadıktan sonra sesini bir kişi daha duyarsa aynı şeylerin tekrar başına gelebilecek olmasından korkuyordu . Bundan haftalar önce hayatının anlamı olan şarkıları bugün kabuslarında ona haykırışlarla ulaşmayı deniyordu . Hastanede geçen sıkıcı günlerinde o eşsiz ezgileri öyle özlüyor du ki , bazen elleri yanı başındaki kulaklığına gidiyor sonra o adamın arkasından yaklaştığı anlar gözünün önüne geliyordu . Ama kararını vermişti , Konuşmasada sessizliği ile de anlatabileceği çok şey atabileceği sayısız çığlık vardı .
“ Duru anlaştık mı ? ” Bu sefer kayıtsız değildi genç kız . Kafasını hafifçe aşağı yukarı salladı .
“ O zaman ilk sorumu tekrarlıyorum . Seni kaçıran adamı tanıyor musun ? “ Duru kararsızdı . Yüzünü bir belirsizlik ifadesi yerleştirip kafasını iki şekildede salladı .
“ Hem evet hem hayır ha ? “ bu sefer hızla Aşağı yukarı salladı kafasını . “ Daha önce bir yerde gördüğün ama yakından tanımadığın birisi mi ? “ Cevap evet di . “Eğer son iki ay içerisinde gördüğün birisi ise başını salla .“ Duru söyleneni yaptı .
“ O zaman Adamın yüzünü hatırlıyorsun ve yüzünü gördün , Robotik resmini çizebilir misin “ Duru başına bu safer iki yana salladı . O sırada Ecrin konuşmayı böldü .
“ Çizemez çünki resmi çok kötüdür ama belki bana tarif ederse ben çizebilirim . Hem eli kırık . “ Duru önündeki polise dönüp başını yine olumlu cevap için salladı . Adam bir süre bekledi Aklında bu iki kızım söylediklerini tartdı . En sonunda ise onay vermeye karar verdi .
“ Tamam izin veriyorum ama bende burada bekleyeceğim . “ Genç kızlar için bu bir problem değildi . Duru Ecrine de konuşmayacak dı zaten . Onların birbirlerine bakışları dahi onlarca kelimeden daha çok anlam ifade ediyordu . Birçok kişi aralarındaki bağın bu kadar güçlü olduğunu bildiği ona asla zarar vermayacağine emin olduğu birine dahi nede sesini bahş etmediğini merak edebilirdi . Cevap basitti aslında . Duru nun sesi biri için değil hepsi için hüzün getirmişti . Ayrıca korkusu o gün yaşadıklarını hatırladığı anda yerini geri alıyor , o gün hissettiği duygular yeniden damarlarında peydah oluyordu .
Kısa süre sonra Ecrin heryere yanında götürdüğü o eskiz defteri ve karakalemi ile Durunun ayak ucuna oturmuştu . Defterin son bir boş sayfası kalmıştı . Şimdi resim yapacağı beyazlığın arkasındaki bölümde ise Durunun resmi vardı . Komada olduğu süreç boyunca onu izlediği her an boyunca kız kardeşi bildiği kişiden bir hatıra istemişti . En sonunda ise aklına isteyemediği hatırayı kendi elleriyle arkadaşından çekip almak gelmişti .
Elleri içindeki o kırgın sayfayı çevirip Duru ya döndü Ecrin . Ona her zamanki sıcacık gülümsemesini sunduğunda Durudan alabildiği buruk bir tebessüm vardı sadece . “ Hadi bakalım başlıyorum . İlk önce yüz şeklini söylemelisin “ Duru zaten bununla başlamaları gerektiğini biliyordu . Aklına ilk gelen bu kemikli yüzlü adamın bir oyuncu ile anlatmaktı . Johnny depp'in seneler önce oynadığı bir rolünün geçtiği filmi beraber izlemişler di . Duru bir elini arka cebine götürüp sanki cebinden bir para çıkarıyormuş gibi gösterdiğinde Ecrin çoktan arkadaşının neyi kastettiğini anlamıştı .
Küçük odada kahkahalar yankılanıyordu . İki kız eski bir filmin dublajlı versiyonunu izliyordu . Filmde geçen bir sahnede başrol oyuncusunun yaptığı hareket o an onlara öyle garip gelmişti ki Duru oturduğu yerden kalkıp sahnenin canlandırmasını yapmaya başlamıştı . Kısa süre içerisinde bu aralarında bir anlaşmaya dönüşmüştü ne zaman bu adama benzediklerini düşündükleri bir adam görseler aynı hareketi tekrarlamaya başlamışlardı .
Ecrin yavaş ama yuvarlak hareketlerle resmin ilk kısmını bitirmişti . Bahsi geçen adamın yüzü ortaya çıkmıştı . Gözlerini çizmeye başlayacağını söyleyeceği sırada arkadaşı ona hiç beklemeden doğru cevabı vermişti bile . Ecrin arkadaşının yüzündeki o Ne yaptığını biliyorum bakışını nerde görse tanırdı . “ tamam o zaman madem biliyorsun söyle nasıl çizicem . Duru bu sefer ellerini bir kedinin başını svermış gibi hareket ettirdiğinde Ecrinin göz bebekleri büyümüştü . Duymuştu . Arkadaşı komadayken gelip ona anlattıklarını duymuştu . İçinde öyle büyük bir his kabarmıştı ki o an arkadaşının yaralarına rağmen ona sımsıkı sarılmış . Üstündeki hastane kıyafetine bir parça gözyaşı bıraktıktan sonra geri çekilmeyi başarabilmiş di. O bu kazayı yaşamadan birkaç gün önce sevdikleri mavi çekik gözlü kediyi anlatmaya çalışıyordu .
Okul çıkışında evlerine yürüyorlardı . Havada hafif bir yağmur vardı ama Ecrin Kasvetli havalari seven bunun ona ilham verdiğini söyleyen biri olduğundan halinden memnun gibiydi . Öte yandan Duru için bu hava tam bir kabustu . O sıcağı severdi , güneç içini ısıtsın sıcağı yüze vursun istiyordu . Tek bir şemsiye altında yürüyüp sohbet ediyorlardı ki her zaman daha dikkatli olan Durunun gözünden kenardaki arabanın altında duran ıslak yavru kedi kaçmamış dı . Hayvanlara küçüklüğünden beri zaafı olduğunu onu tanıyan herkes bilirdi . Ani bir hareketle şemsiyenin altından çıkan Duruya yetişmeye çalışan ise yine Ecrin di . Duru ellerini uzatmış yavru kediye doğru ilerlerken Ecrin arkasından sesleniyordu . “ Duru ! dokunma ona . Yağmur yağıyor bak kokuyordur o şimdi eve gidince annen kızar . “ Arkadaşının umrunda değildi annesi istediği kadar kızabilir di . Bu kadar tatlı bir canlıyı yağmurun altında bırakıp nasıl eve gidebilirdi ki . Yanına ulaştığı hayvanın önce kendisini koklamasına izin verdi Duru . Sonra yavaşça elini kaldırıp başını okşadı . Bu küçük yaratığın çük güzel mavi gözleri vardı . Duru hep maviye hayranlık duymuş du . Bu rengin hayatı en güzel şekilde temsil ettiğine inanıyordu . Umutta oradaydı , hüzünde . Bir süre sonra sevdiği kediyi tam kucaklayıp eve götüreceği sırada hayva korkuyla kaçmış Duru her ne kadar çabalasada onu bir daha görememişti ta ki arkadaşının ona komadayken gelip bu hayvanı anlattığı vakte kadar .
Bu iki dost yaklaşık bir saat boyunca aralarındaki o eşsiz bağ ile anlaşmayı başarmıştı . Ecrin her Duruya baktığına onun bir hareketi yada bakışı dostunun herşeyi anlamasına yetiyordu . Adamın Saç rengini yanlarındaki polisi göstererek yüzündeki sakalların yapısını ise parmaklarını garip bir şekilde birbirine sürterek anlatmayı başarmıştı . Yanlarında Duran polis memuru ise bir süre sonra bu muhteşem iletişimi sorgulamayı bırakmış ve önüne dönüp susmayı tercih etmişti . Resim bittiğinde ise Ecrin onu son bir kez Duruya gösterip onay aldığında herşey tamamlanmıştı . Ecrin yerinden kalkıp elindeki defterden resmin çizili olduğu sayfayı kopardı ve Sadık a verdi . Üstündeki resme bakmadan onu katlayıp cebine koyan polis tam yarım bıraktığı ifadeye devam edecekti ki , odaya giren hemşireler Durunun artık dinlenmesi gerektiğini söylediğinde odadan çıkmak zorunda kaldı .
Sadık mesleğinin getirdiği bir seri kanlılıkla hızlı adımlarla hastanenin çıkışına yaklaşmıştı . Emniyet aracını bıraktığı otaparka ilerlerlen aklına kızların çizdiği reme bakmadığı gelsede işinin gereğini biliyordu . Belkide gizli kalması istenicek olan o bilgiyi bu kadar insanın içersinde açarsa bir gören olabilirdi . Eskişehir her ne kadar büyük şehir olsada aslında oldukça küöük bir yerdi kaynakları sınırlıydı ve herkes birbirni tanırdı . Olaylar genelde aynı kişiler üzerinden dmnerdi ve teşkilatın hangi işn altında kimin olduğunu anlamaı uzun sürmezdi fakat bu sefr işler hiç ama hiç eskisi gibi ilerlememişti . Teşkilat bir adam kaçırma olayının dahi arkasındaki kişiyi bulamaıştı . Bunları düşünürken emniyet arabasının yanına çoktan ulaşmıştı . Sürücü koltuğuna yerleştiği anda camları filmli bu arabanın avantajını kullanıp cebindeki dörde katlı kağıdı çıkardı . Seri hareketlerle açtığı kağıdın üzerindeki yüz ise hiç yabancı değildi . Ve hayır , bu ne Eskişehirde bilinen bir suç şebekesi ile bağlantili bir kişi ne de herhangi bir suç kaydına sahip biriydi . Bu Sadığın yıllardır görüşmediği öz babasından başkası değildi …